Liebeskrank / Lovesick

Komşularını cam bardakla dinleyen meraklı casuslar gibi steteskopu alıyorum kulaklarıma; sonra duyuluyorum, duyuyorum, içimde bir trafik ki tıkanıp kalıyorum orada. Arabalar, camlar, ışıklar, çocuklar, çizgiler, yeni dökülmüş asfaltlar, çukurlu asfaltlar, yağmur, teller her şey ne kadar doluymuş diyorum, sonra bir araba, içi turuncu, kapıları yok, camları buz, müziğin sesi kısılmış, güçsüzce kornaya basıyor, kendime geliyorum. Ehliyet Spela Cadez’e ait, doğumunun yukarıdaki ışıklı filme neden olduğunu düşündükçe 28 Kasım’da ona doğum günü brownie’si yapmak istiyorum. “Liebeskrank” yani “Lovesick”, Cadez’in görsel iletişim tasarım bölümünde okurken yaptığı mezuniyet projesi olup benim için bugünün en umut vadeden kısa filmi dalında fimo’dan yapma renkli bir birincilik heykelciğini hak ediyor. Zaten filmin altyazılarıyla bağlanmış bir ip atlıyor olsak, ip her yere çarptığında umut dediğini duyardık bence. New York, İsviçre, İsveç, İspanya,  Rusya, Japonya, Fransa, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Almanya, Meksika ve birçok farklı ülkeyi dönüp dolaşan hemen hemen gösterildiği her ülkeden de bir ödül alıp kaçan “Lovesick”, sırtımıza el, başımıza omuz, burnumuza peçete olsun diye şimdi yukarıda bizi bekliyor.

Filmde, beni kapıda karşılayan soğuk rüzgâr sesine, birden karışan notalar gibi kendisi de, hayatıma öyle karışıyor. Hamurdan, çamurdan olduklarını gördüğüm ilk saniyede unuttuğum “Lovesick”in esas kız ve esas oğlanı değişip değiştirmek için, unutup unutturmak için, hatırlayıp yaşamak için oradalar sanki. Esas oğlanın gözlerindeki damlalar dünyadaki herhangi bir denize karışabilir mi, yeri var mı geri dönüşemeyen atıkların içinde bilmiyorum. Ve esas kızın kendi dünyasını ve aklını döndürmek için sonsuz çabası yer bulur mu dünyada, dünyanın kendisinden biraz umutsuzum. Ama geçer. Yine de kalbimi avuçlarıma koyup şöyle bir iplerini toplamam için bana bir oda verdi bu kısacık film, öyle çatlak patlak yusyuvarlak kırıklarım olduğundan değil; dünyada olduğumdan daha çok. Sert bakışlı doktorların arasında, kahverengi bekleme odalarının içinde, yani “hiç olmaz” anlardan birinde içleri bir başkasının içinde kaybolmuş iki kahramana damarlarından kendilerini geri veren “Lovesick”, hem ilaç hem aşk aşısı gibi.

Elinin hamuruyla beni ekonomiden, politikadan, domuz gribinden, ondan, şundan, bundan alıp masal kitabına götüren şahane kadın Spela Cadez’in diğer çalışmalarını izlemek ve bütün yükleri biraz nefes’e dönüştürmek için http://spelacadez.com’a evcilik oynamaya bir uğrayın derim ben.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010