|
It’s Complicated – İlişki Durumu: Karmaşık
Meryl Streep herhalde senelerdir çoğunlukla dramlarda oynadı ve aldığı ödüllerin, elde ettiği adaylıkların neredeyse tamamını dramlardan kazandı diye mi nedir, kariyerinin artık zirvesine yaklaştıkça tercihini daha "hafif" yapımlardan yana kullanmaya başladı. Geçen sene “Doubt”la ilgili yazdığım eleştiride her ne kadar Streep'in performansını kusursuz bulsam da karakterin bende bir samimiyetsizlik hissiyatı yarattığını belirtmiştim. Fazla iyi oynanmış gibiydi sanki. “Devil Wears Prada”, “Mamma Mia!”, “Julie & Julia” ve son olarak “It's Complicated”ı da izledikten sonra karar verdim ki Streep kesinlikle komedilere daha çok yakışıyor. Hemen arkasından da şunu fark ettim: “Doubt”ta karakteri kendisine yakıştıramadığım için keyif alamamışım ben. Bu tip roller üzerine daha çok oturuyor sanki. Daha içten, fazla çalışılmamış, oynamadan oynuyor havası verdirtiyorlar Streep'e. Bir de Streep'te, ödül törenlerini izleyenler bilirler, inanılmaz bir mizah potansiyeli vardır. “The Manchurian Candidate”te adaylığıyla kazanamayıp Altın Küre ödülünü “Closer”daki Natalie Portman'a kaptırmasının hemen ardından sahneye çıktığında bir "Congratulations Natalie!" deyişi vardır ki aklıma geldikçe halen gülerim. Dolayısıyla romantik/komedilerde de en az dramlardaki kadar iyi (hatta daha iyi) durduğu kanısındayım. Malzeme iyi olunca tabii, hangi şekli verseniz güzel duruyor gerçi.
Biraz orta yaşlılara hitaben yapılmış romedimiz (dramedi oluyorsa niye romantik-komediyi kombin etmeyeyim?) “It's Complicated”, eski kocası Jake'in kendisini başka bir kadın (ki bu Lake Bell tarafından canlandırılan bir adet “taş” oluyor) için terk etmesinin üstünden 10 yıl geçtikten sonra Jane'in kendini, içkilerin gırla gittiği bir gecenin ardından yıllar sonra eski kocasıyla aynı yatakta bulmasını ve dur diyemeyip devam etmesini anlatıyor. Buradaki asıl problem Jake’in yıllar önce karısını terk ettiği kadınla evli olmasıdır. Yani Jane, vakti zamanında aldatılan eşken şimdi kocanın işi pişirdiği ikinci kadına dönüşmüştür. Bir de mimar Adam girer ki Jane'in hayatına, işler hepten karışır.
Genelde orta yaşlıları kaleme aldığı filmler çeken Nancy Meyers, “Something's Gotta Give”deki Diane Keaton-Jack Nicholson ikilisi arasında yarattığı müthiş kimyanın ardından burada da Meryl Streep-Alec Baldwin arasında benzer ve inanılmaz keyifli bir uyum yakalıyor. Kendi kuşağını ve kendini iyi gözlemlemeyi başardığı için Jane ve Jake arasındaki diyaloglar o yaştaki iki insanın hayata, kendilerine ve birbirlerine bakış açılarını çok ince detaylarla işliyor. Özellikle vücutlarıyla ve sağlık durumlarıyla ilgili yaptıkları yorumlarda yaşlandıkça bedenin ve sağlığın geldiği nokta üzerine yapılan esprili diyalogların bir yandan da sanki hüzünlü bir yanı var. Rollerin değişmesi, Jake'in daha yaşlı eşiyle birlikte olması durumuyla ilgili de takdire şayan replikler var: I have a young wife but I am having sex with my old wife. Not old, you know, "ex". I didn't mean "old".
Alec Baldwin'le Streep dediğim gibi çok leziz bir uyum yakalamışlar. Baldwin'in koca göbeğini ve vücudunun büyük bir bölümünü (verilmiş sadakamız varmış da geri kalan "küçük" kısmı görmedik. Göreyazdığımız bir kısım var hakikaten çünkü) görmesek daha iyi olurdu ancak kendisinin izlemesi çok zevkli bir karakter yarattığı aşikâr. Streep ise çok doğal bir karaktere imza atıyor. “Mamma Mia”daki halini andıran, aynı şekilde kendini zevkle izleten bir performansı var. Yine de akılda kalacak karakterlerinden birisi arasına girdiğini söylemek zor. Ben şahsen en iyi işlerinden biri olduğunu düşündüğüm “Julie & Julia”daki tapılası halini her daim tercih ederim (Allahım nolur bu sene artık Oscar alsın! Amin.) Yan roldeki Steve Martin ikilinin yanında çok sönük kalıyor ve karakterin gerekliliği de tartışılır açıkçası. Sadece Baldwin ve Streep'i izlemeyi tercih ederdim.
Bu arada damat rolünde John Krasinski pek şahane, belirtmeden geçmeyeyim istedim (buradan nişanlısı Emily Blunt’a da selam ederim). Çiftin üç çocuğuysa bana çok sinir bozucu geldiler (üstelik “Weeds”te çok beğendiğim Hunter Parrish kardeşimi de severim yani normalde). Niye "buubaaa, anaaa beraber misiniz bundan gayrı? Böhüüü..." şeklinde üzülüp ağlamaya başladıkları bende halen bir soru işareti. Ne lüzumsuz bir sahneydi yarebbim! (Bknz: Fırat Mode On)
Neyse, kısaca, “İlişki Durumu: Karmaşık” (feysbukçular sizi!) keyifli bir seyirlik. Koyun dvd'ye ananıza babanıza falan izletin. Sizin beğenebileceğinizden daha çok seveceklerine şüphe yok.

|
|
|
|
|
|
|
|