Ferzan Özpetek Filmleri ve Müzikleri
Birdenbire yenilenir hayat,
Beklemeden birdenbire yağmur yağar.
Güneş açar,
Açar birdenbire.
Aşk gelir alıp gider,
Alıp gider seni.
Güneş açar,
Açar birdenbire.
(*) Yasemin Sannino-‘Birdenbire’
Ferzan Özpetek’in tüm filmlerini herhalde Yasemin Sannino’nun “Le Fate Ignoranti (Cahil Periler)” filmi için yazdığı “Birdenbire” şarkısı özetler. Her şey bir anda olur ve her şey bir arada bulunur. Aşk, kızgınlık, ölüm, eşcinsellik, arkadaşlık, aldatma, evrensellik, özgürlük... Bütün dünya sanki küçülmüştür; fakat dünyanın küçüldüğüne bakmayın; çünkü dünya esasında çoğalmıştır. Herkeste bu küçülen dünyadan bir adet vardır bu filmlerde ve herkes bu küçük dünyaların kahramanlarıdır; bu dünyalar birbirlerine duygularla, düşüncelerle bağlıdır. Ferzan Özpetek de filmlerinde artık görmekten uzaklaştığımız ya da görmek istemediğimiz bu saydam bağı bize sunar.
Ferzan Özpetek, 1997 yılına geldiğimizde Cannes Film Festivali’ne katılan, Alessandro Gassman, Francesca D’Aloja, Mehmet Günsur, Şerif Sezer, Halil Ergün, Necdet Mahfi Ayral gibi sinema sanatının büyük oyuncularının yer aldığı ilk filmi olan “Hamam”ı çeker. Film, Ferzan Özpetek’in diğer filmleri için de bir temel ve ipucu şeklindedir. Filmde İstanbul’da yaşayan teyzesinin öldüğünü ve kendisine miras olarak bir hamam bıraktığını öğrenen, evlilik hayatında sorunlar yaşayan başarılı mimar Francesco’nun İtalya’dan İstanbul’a geldikten sonra yaşadığı duygusal karmaşalar ve Mehmet adlı gençle olan ilişkisine değinmiştir Ferzan Özpetek. Filmin şarkılarında gerek Türk-İtalyan oyuncularının bir arada olması, gerekse “Hamam”ın kilit nokta olması zaman-mekânı “şarklaştırarak” geleneksel doğu müzikleri ve Türk Sanat Müziği tarzı melodiler kullanılmıştır. Perküsyon ve elektronik tınılarla müzikler Şark (Doğu)’ın filmlerde izlediğimiz ya da düşlediğimiz egzotik bedenine bürünmüş. Türk, İtalyan ve Asya geleneksel müzik tınıları arka planda kullanılmış.
“Hamam” filminin ardından 1998 yılına geldiğimizde Ferzan Özpetek ikinci filmi olan “Harem Suare”nin çekimlerine başlar ve film 1999 yılında gösterime girer ve “Hamam” gibi Cannes Film Festivali’nde de sinema seyircisiyle buluşur. Büyük bir gişe başarısı gösterir ve eleştirmenlerden tam not alır. Başrollerini Marie Gillain, Alex Descas, Serra Yılmaz, Haluk Bilginer, Pelin Batu ve Başak Köklükaya gibi Türk-İtalyan oyuncularının paylaştığı “Harem Suare”de bir paşanın Kahire’deki bir köle tüccarından satın aldığı ve Padişah II. Abdülhamit’e hediye ettiği İtalyan asıllı cariye Safiye’nin padişahın gözdesi oluşu, Harem Ağaları’ndan Nadir Ağa ile olan aşkı ve Kanuni Esasi ile harem sistemine son verilişinin cariyeleri etkilediği anlatılıyor ve Harem kurumu sorgulanıyor. İlk filminde olduğu gibi Şark (Doğu) açısından geleneksel, sembolik ve egzotik bir mekân olan haremi anlatan bu filmin müzikleri Ferzan Özpetek’in “Hamam” filminde de çalıştığı Pivio ve Aldo De Scazi’ye ait. Filmin müziklerinde Pivio ve Aldo De Scazi ve Harem mekanının etkisiyle yine perküsyon ritimleri ağırlıklı egzotik melodiler mevcut.
Ve yıl 2000. Ferzan Özpetek’in İtalya’da gösterimde olduğu haftalar boyunca en fazla izlenen filmi olan ve benim de favori filmim olan “Le Fate Ignoranti (Cahil Periler)” gösterime girer. Filmde, “Hamam” filminde olduğu gibi eşcinsel bir ilişkiye ve bunun ardından yaşananların sonucu olarak gelişen ilişkilerde aşkın salt erkek-kadın arası çekimin olmadığını ve hayattaki her şeye, her insana karşı aşk duygusu duyulabileceğine değinir Ferzan Özpetek. Başrollerini Margherita Buy, Stefano Accorsi, Serra Yılmaz, Gabriel Garko ve Erika Blanc’ın paylaştığı filmin müzikleri Ferzan Özpetek’in gelecek yıllarda da çalışmaya başlayacağı Andrea Guerra’ya ait. Andrea Guerra’nın hazırlamış olduğu tema parçası “Le Fate Ignoranti (Cahil Periler)” filmin başlangıcında Ferzan Özpetek’in yaratmış olduğu gizemler ve maskelerle dolu dünyaya giriş için ideal bir başlangıç, filmin sonunda karakterler arasında oluşan ilişki bağını ve filmin kurgusundaki gelişmeyi tek kelimeyle özetleyen Yasemin Sannino’nun seslendirdiği “Birdenbire” parçası ise filmin akılda kalıcılığını ve klasikleşmesini daha da pekiştiriyor.
“Cahil Periler”de tanık olduğumuz bu saydam ilişkiler bağından sonra 2 yıl geçer ve derinlerden bir ses gelir: “Gocce Di Memoria (Geçmişten Anılar)”. Bu anılarla şekillenen özellikle müzikleriyle bir kült haline gelen Ferzan Özpetek’in dördüncü filmi “La Finestra Di Fronte (Karşı Pencere)” gösterime girer. Pencereleri karşılıklı birbirine bakan evliliğinde sorunlar olan Giovanna ile mahalleye yeni taşınan ve yalnız yaşayan Lorenzo ve geçmişi sırlarla dolu yaşlı bir adam olan Davide arasındaki ilişkileri anlatıyor Ferzan Özpetek bu filminde. Ferzan Özpetek bu filmiyle büyük bir başarı yakalar ve İtalyan “Oscar”ları olarak bilinen “David Di Donatello” ödüllerinden 5 ödül kazanır. Başrollerini güzeller güzeli İtalyan oyuncu Giovanna Mezzogiorno (Giovanna), Raoul Bova (Lorenzo), Massimo Girotti (Davide) ve Serra Yılmaz’ın paylaştığı filmde Ferzan Özpetek az karakterle ve durağan gibi gözüken bir hikâye ile insan ilişkilerinin özüne inerek bu ilişkiler arasındaki saydam bağı görmemizi sağlıyor. “Karşı Pencere”nin müzikleri Ferzan Özpetek’in ilk kez “Cahil Periler”de beraber çalıştığı Andrea Guerra’ya ait. Andrea Guerra’nın yarattığı tema parçası “La Finestra Di Fronte (Karşı Pencere)” filmin hazırlanan fragmanıyla birleşince ortaya filmi izlemeden önce büyük bir görsel şölen yaratmayı başarıyor. Filmde Serra Yılmaz ile Giovanna Mezzogiorno’nun olduğu işyeri sahnelerinde ve sonrasında çalan Sezen Aksu’nun “Şarkı Söylemek Lazım” adlı şarkısı tempoyu yükseltirken; Davide’nin Giovanna ile olan dansı sonucu geçmişe döndüğü sahnede çalan yılların klasik parçası “Historia De Un Amor”la aşkın ve tutkunun hâkim olduğu tango yapmak geliyor içimizden ve tam bu anda Mina’nın “Chihuahua” şarkısı ile tempo yine yükseliyor ve yerimizde durmamız imkânsızlaşıyor. Filmin sonuna geldiğimizde ise Ferzan Özpetek’in filmlerinde işlediği insan ilişkilerini özetleyen Giorgia’nın seslendirdiği “Gocce Di Memoria” adlı şarkısı ile “Karşı Pencere” ve filmin müzikleri beynimize kazınıyor ve artık tutkunun, aşkın, üzüntünün ve geçmişin sarı yaprakları, sembolü haline geliyor.
“Your Secret Heart Is A Sacred Heart: Gizli Yüreğin, senin kutsal yüreğindir”.
2005 yılına geldiğimizde bu temadan yola çıkarak Ferzan Özpetek bizi genç bir kadının iç yolculuğunda ona eşlik etmemize davet eder. Başrollerini Barbara Bobulova ve Andrea DiStefano’nun paylaştığı “Cuore Sacro (Kutsal Yürek)” filminde başarılı bir iş kadını olan Irene tarihi bir bina olan eski aile evini satmaya karar verir ve evin boşaltım işlemleri sırasında, küçük yaşta kaybettiği annesine ait odanın, 30 yıldır hiç bozulmadan korunduğunu görür ve bundan çok etkilenir. Annesi ve çocukluğu ile ilgili anılarını hatırlayan Irene, hem bu durumun, hem de burada tanıştığı Benny adlı küçük kızla olan ilişkisinin etkisiyle hem iç dünyasında hem de geçmişinde bir yolculuğa çıkar. Önceki filmlerinde olduğu gibi karakter analizinden ilerleyen Ferzan Özpetek’in bu filminin müzikleri yine Andrea Guerra’ya ait. Ferzan Özpetek’in filmografisinde görülen mekân değişimi ve bu son üç filminde Andrea Guerra ile çalışması filmin müziklerinde de büyük ölçüde bir değişme yaratıyor. “Cahil Periler” ve “Karşı Pencere” filmlerinde olduğu gibi bu filmde de doğunun egzotik ritim tınıları yerini sağlam bir orkestra temeli üzerine oturan ve perküsyondan çok ağırlığın piyano ve kemanlarda olduğu insanı geçmişine ya da geleceğine, bulunduğu zaman diliminin dışarısına çıkaran parçalar hâkim. Parçaların bu özelliği de filmdeki Irene’nin iç ve geçmiş yolculuğuna bizi de taşıyor. Biz de onun yanında Ferzan Özpetek’in yarattığı büyük dünya içindeki kendi küçük dünyalarımızda yolculuğa çıkmış oluyoruz.
Geçmişe olan bu yolculuktan sonra 2007 yılına geldiğimizde bizi “Saturno Contro (Bir Ömür Yetmez)” karşılıyor. Ferzan Özpetek bu filminde de aşk ve arkadaşlık ilişkileri temelinden geçmişe dönüyor. Kırklı yaşlarına gelmiş bir grup arkadaş, dostluklarını, aşklarını ve en önemlisi hayatlarını sorgular. Dostlukta olduğu kadar aşkta da kaybetmekten korkan bu grup heyecanlarıyla ve en derin korkularıyla ve de geçmişleriyle yüzleşirler. “Yüzleşmek”. Ferzan Özpetek’in filmlerinin hepsinde kullandığı en önemli ve temel tema. Hayatta olan ve zaman-mekan kavramı olmayan değişim karşısında insanların da değişmesi kaçınılmaz olduğu için insanların duygularını dışavurması ve bu dışavurum sonucu çevrelerindekilerle yüzleşmesi Ferzan Özpetek’in dünyasında en önemli halkayı oluşturuyor. Ve bu halka “Saturno Contro (Bir Ömür Yetmez)”da saydamlığından kurtulup bir vücuda bürünüyor. Ve de hayatımızda hiçbir zaman ayrılamadığımız ve bizden de ayrılmak istemeyen zaman-mekân ikilisi bu filmde sınırsızlığa ulaşıyor ve çevresindeki kalıplarla örtülü hücreden kurtuluyor. Başrollerini Margherita Buy, Pierfrancesco Favino, Stefano Accorsi, Ambra Angiolini ve Serra Yılmaz’ın paylaştığı filmin müziklerinde bu sefer Andrea Guerra’yı görmüyoruz. Filmin müziklerinin kompozitörü olarak karşımıza bu sefer Neffa çıkıyor. İtalya’da alternatif, r’n’b, soul tarzında müziğiyle tanınan Neffa’nın “Bir Ömür Yetmez” için hazırladığı “Passione” ve “Il Quadro” soundtrack albümün favorilerinden.
Ve son olarak 2008 yılına geldiğimizde Ferzan Özpetek’in çokça olumsuz eleştiriler aldığı, önceki filmlerine göre başarısız bir kurguya sahip olan, Melania Gaia Mazzucco’nun aynı adlı romanından uyarlanan “Un Giorno Perfetto - Mükemmel Bir Gün” gösterime girer. Filmde birkaç karakterin bir aile etrafında yollarının kesişmesi ve olaylar zinciri sonunda bu ailede yaşanan trajik bir olay anlatılmakta. “Şiddet” unsurunu Michael Haneke tarzında bir üslupla filminde işleyen Ferzan Özpetek bu filminde tekrar Andrea Guerra ile çalışır. Ermanno Giove’nin seslendirdiği “Un Altro Cielo”, “Gocce di Memoria” kadar olmasa da filmin akılda kalmasını sağlayan önemli bir unsur olarak yer alır. Hemen her filminde Sezen Aksu parçasına yer veren Özpetek’in bu filminde Sezen Aksu’nun “Şanıma İnanma” adlı şarkısı kullanılmış. Diğer filmlerine göre özgün müziklerle Sezen Aksu’nun bu parçası arasında bir bağ kurulamamış bu filmde. “Un Altro Cielo” ile “Cordoba Sin Ti” gibi Latin gitar ile piyano tınılarının ağırlıklı olduğu bu iki şarkının yanında Sezen Aksu şarkısı biraz komik kaçmış.
Ferzan Özpetek, ülkemizde 26 Mart’ta gösterime girecek “Mine Vaganti” filminde Andrea Guerra ile çalışmıyor; fakat kiminle çalıştığı da açıklanmış değil henüz. Filmin fragmanında çalan ve karakterlerden birinin dansıyla eşlik ettiği Nina Zilli ile Giuliano Palma’nın seslendirdiği “50 Mila” şarkısı şimdiden iyi bir soundtrack çalışmasının geleceğinin haberini verir nitelikte. Bu şarkı seçimiyle “popüler kültür”e biraz daha yaklaştığı ve daha geniş bir dinleyiciye hitap edeceği gözüküyor Özpetek’in.

|