José González Röportajı

Son dönem lounge ve downtempo müzik gündeminin ilk sırasına, akustik gitarı ve özgün ses rengi ile yerleşen, Arjantin kökenli İsveçli söz yazarı ve yorumcusu Jose Gonzalez, 12 Aralık Cumartesi gecesi Otto-Santral’deki konserinden önce kendisiyle hazırlık aşamasındaki yeni albümünü konuştuk…

Reset!: Uzun zamandan beri sizden haber alamıyoruz ve “In Our Nature” albümünüz çıkalı iki sene oldu. Yeni albüm çalışmalarınız hangi aşamada?

 Aslında kayıt öncesi hazırlıkların yarısını tamamladık. Bu albümde İsveç’den ve Arjantin’den müzisyenlerle birlikte çalışıyorum. Bu benim için Latin Amerika köklerime geri dönüş niteliği de taşıyor. Müzisyen arkadaşlarımla benim evimde bir araya gelerek, yeni şarkılar yapmak için kolları sıvıyoruz ve gerçekten çok çalışıyoruz. Sonuç olarak albümün ne zaman biteceğini bilmiyorum ama sonuçlandırmadan önce hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyorum. İlk albümdeki acemiliği üstümden atmış olsam da, sonradan keşke dememek için çok çalışıyorum.


Reset!: Çok soğuk bir ülkede, İsveç’de doğdunuz. Nasıl oluyor da bu kadar soğuk bir yerde, bu kadar sıcak şarkılar yazıyorsunuz? Köklerinizin Arjantin’e dayanmasının bunda ne gibi bir payı var?

 Arjantin kökenli olmamın bunda büyük bir payı var. Bu tarz şarkıları uzun zamandır söylediğim için onlara alıştım. Aslına bakılırsa ilk başlarda oldukça acemi olduğumu itiraf etmeliyim. Çünkü cover gerçekten zor bir iştir. Kötü bir cover müzik hayatınızı mahveder. Büyük bir risktir yani. Ama artık bunları düşüncelerimi gerçeğe dönüştürmüş olmamın ispatı olarak kabul ettim. Sonuçta Arjantin benim bir parçam. Sıcak bir tango gibi…

Reset!: 70'lerin sonunda 80'lerin başında doğmuş biri olarak 90’ların müziği sizi nasıl etkiledi?


Müzikle birlikteliğim 14 yaşımda bir bas gitar alıp arkadaşlarımın grubuna katılmamla başladı. O dönemde “Black Flag” ve “The Misfits” gibi grupların hayranıydık ve onların tarzını seviyorduk, “punk” seviyorduk. Onlar gibi çalabilmek için çok çalışıyorduk.

Reset!: İsveçli folk müzisyenlerin bolluğunu neye bağlıyorsunuz?

Bunu eğlenceli buluyorum çünkü İsveç yeni müziklerin beşiği haline geldi. İsveç müzik üretmek konusunda  Amerika ve İngiltere’den sonra üçüncü ülke.  Sanırım İsveçliler çok çalışkanlar (gülüyor)…

Reset!: Müziğinizi dinlerken kendimi uçsuz bucaksız bir çölde yürüyormuş gibi hissediyorum. Müzik yaparken neler hissediyorsunuz?

Tek başıma kalmaya ihtiyacım var ama kendimi bunun için zorlamıyorum. Müziğimi yaparken benim için en önemli olan şey; kimsenin beni duymaması. Özellikle turnelerde yeni şarkılar yazacak zaman ve tek başıma çalışabileceğim bir yer bulamıyorum. Ama turneleri seviyorum. Kısacası turneler benim için yeni şarkılar yazma fırsatından ziyade bir tür eğlence!

Reset!: Coverlarınız son derece özgün ve farklı yorumlarla dolu. Yani sadece aynı şarkıyı farklı bir gitardan dinlemek gibi değil. Adeta şarkıları yeniden yazıyorsunuz. Coverlarda sizin için önemli olan nedir?

Çoğu zaman yeni bir şey çalmak için araştırma yaparım ve Joy Division’ınkiler ya da The Knife’ın “Heartbeats”i gibi gerçekten çok beğendiğim şarkılarla karşılaştığımda kararımı vermiş oluyorum. Kyle Minogue’in “Hand on Your Heart” şarkısının coverının beni çok zorladığını söylemeliyim. O şarkıyı daha önce birçok kez dinlemiştim ama son dinleyişimde farklı bir şekilde etkilendim ve bu şarkının klibinin, şarkı sözleriyle uyum sağlamadığını farkettim. Bu yüzden “Hand on Your Heart” benim için son derece eğlenceli bir çalışma oldu.

Reset!: "Michael Jackson ve Bob Marley’in gençlik yıllarında ki kahramanlarınız olduğunu biliyorum. Maalesef  bu yıl MJ’i de kaybettik. Bu olay sizi nasıl etkiledi?"

Haberi aldığım zaman tek kelimeyle şok geçirdim. Hiç beklenmedik bir zamanda kaybettik onu. Michael Jackson'ın ölümüyle bir çağ sona erdi diyebilirim.

Reset!: Türkiye’de daha önce verdiğiniz konser çok özel bir mekândaydı ve oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi vardı. Türkiye'de konser vermek ve burada sadık dinleyicilerinizin olduğunu bilmek nasıl bir duygu?

İstanbul'da olmak her zaman çok güzel. Ayrıca çok uzaklardan gelen birisinin şarkılarını, herkesin bir ağızdan söylemesi çok kolay yakalanabilecek bir şey değildir. Bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum ve Türkiye’yi seviyorum.


Reset!: 2009 yılında çıkan albümlerden favoriniz hangisi?

Bu sene çok sayıda güzel albüm yayınlandı. Los Angeles'daki New Amoeba Records'dan çıkan albümleri ve Finlandiya kökenli muhteşem klasiklerin yer aldığı albümleri çok sık dinlediğimi söyleyebilirim.

Reset!: Hangi tarz müzik dinlersiniz?

Çok sayıda değişik türde müzik dinlemeyi seviyorum. Akustik ve elektronik ise her zaman bunların başında gelmiştir.

Reset!: Son olarak Türk hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?

Beni desteklemeye devam etsinler. Çünkü şarkılarıma eşlik etmenizin bende yarattığı hisse ihtiyacım var. Beni destekleyen, dinleyen ve takdir eden herkese çok teşekkür ediyorum.

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010