The Princess and the Frog - Prenses ve Kurbağa

Amerikan Sineması’nda pek çok siyahi Amerikan Başkan’ı gördük. Bıyık altından gülerek şu Amerikalılar da alem adamlar, hep kendilerini yeliyor diyorduk. Doğru ya, gerçek hayatta siyah bir ABD başkanı olur muydu? Yıllar bizi yanılttı ve artık nur topu gibi bir siyahi ABD başkanımız var. Hâl böyle olunca sanattan, modaya her şey tersyüz oldu.

Obama Etkisi diye adlandırılan bu salgın öyle bir hal aldı ki, yılların muhafazakarı Disney bile daha fazla dayanamadı ve perdeye siyahi bir prenses çıkardı. Fena mı oldu? Hayır, sonuçlar gayet memnuniyet edici. Obama dolayısıyla kıymete binen siyahlar ve zenci kültürü bir süre daha çizgi dünyasını sarsabilir, bizden söylemesi. ABD gibi muhafazakar mesajlarını sinema ve sanat üzerinden vermeyi seven bir toplumun, bir peri masalında siyah bir karakteri başrole getirmesi belki de onlar için bir dönemin sonu anlamına geliyor. Malum eskiden siyahlarla aynı okula bile gitmeyi reddeden bir toplumun artık rol modelleri siyahi olabiliyor. Heyhat darısı aşırı milliyetçilikle boğuşan Türk toplumunun başına diyor, biraz da filmden bahsetmek istiyoruz. Kolaylıkla “Grimm Kardeşler”in Kurbağa Prens öyküsün modernize edilmiş hali diyebiliriz filme. Ama masalla film arasındaki en büyük fark kurbağa hala yemyeşil, kızımız ise bir hayli bronzlaşmış. 30 yıldır Disney için çalışan Ron Clements tarafından yaratılan film, eski usül çizim teknikleriyle modern Pixar animasyonlardan daha samimi bir görüntü veriyor. Teknik geleneksel, kızımız siyahi olunca ortaya pek şeker post-modern bir masal çıkıyor. Bir Disney klasiği olarak, yer yer müzikal havasında ilerleyen filmde aksayan bir yer neredeyse yok. Gönül rahatlığıyla çocuklar da izleyebilir, siz de tebessüm ederek bakabilirsiniz. Prenses siyahi olunca inanılmaz caz ritimleri eşliğinde perdeye yansıyan hikâye seyircilerini coşturacak cinsten. Zaten cazın başkenti New Orleans'ta geçen film de başka sürprizler de var. Koruyucu melek rolünde bir cadı, kurbağaya dönüşen bir prenses
ve daha neler neler…

Grimm'lerin masalına göre daha inandırıcı bir ton yakalamasına özen gösterilmiş yapımda her şey çok sempatik ve gerçeğe yakın. Hâl böyle olunca ardı ardına festivallere davet edilen ve çeşitli adaylıklar alan film ilgiyi hak ediyor. Son Altın Küre Ödülleri’nde animasyon ödülünü “Up”a kaptıran film, bakalım Akademi Jürisi’nin gönlünü çalmayı başarabilecek mi? Herkese iyi seyirler.

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010