Kandidaten
Jonas Bechmann başarılı bir savunma avukatıdır. Bir gün babası Peter Bechmann beraati güvenli olmayan müvekkili Claes Kiehlert’ın davasını kaybeder ve Kiehlert hapse girer. İlerleyen günlerde de Peter Bechmann bir “kazada” ölür ve Jonas bir yılını o olayın kaza olmadığını ispatlamak için geçirir. Bu durum onda büyük bir takıntı haline gelmişken iş ve özel yaşamı da yavaş yavaş etkilenmeye başlar. Bir gün babasının eski işini devralmak için başvurmaya gider ve o gün içerisinde yaşananlar filmin geriliminin yükselmeye başladığı dakikalarıdır. Karısı Camilla ile tartışmasından sonra gittiği barda Louise adında biriyle tanışır ve arkadaşça bir sohbete koyulurlar. Fakat ertesi gün uyandığında işler hiç de umduğu gibi gitmemiştir. Sabah kalktığında gördüğü manzara onu dehşete düşürür ve eve gittiğinde adına gelmiş bir paket bulur. Ve o andan itibaren filmin final sahnesine kadar neredeyse her sahnede gerilimi ve heyecanı hissedersiniz.
Başlangıçta klasik bir aksiyon, gerilim ve şantaj filmi gibi geldi bana. Her ne kadar giriş sahnelerindeki kurgusuyla klişeleşmiş Amerikan sinemasından farkını ortaya koysa da, konu olarak oldukça tanıdıktı. Fakat film devam ederken ve her yeni bir olay çözümlenmeye çalışılırken gerilimle sürprizi iç içe yaşıyorsunuz. Bu da sizi bir an olsun filmden düşürmeyip, sonuna kadar heyecanla beklemenizi sağlıyor.
Danimarka sineması son yıllarda oldukça önemli filmlere imza attı. Özellikle filmin başrol oyuncusu olan Nikolaj Lie Kaas’ın oynadığı “Reconstruction”, 2000’li yılların en iyi filmlerinden biri sayılıyor. “The Idiots”, “Breaking The Waves”, “Italiensk For Begyndere”, “Dark Horse”, “Just Another Love Story” gibi filmlerle tekrar yükselişe geçen Danimarka sineması, “Kandidaten” ile de klişeleşmiş gerilim-aksiyon sahnelerine farklı bir bakış açısı getirerek hızını kesmeden devam ediyor.
Hollywood’daki gişeye oynayan onlarca aksiyon ve gerilim filmden sıkılmış biri olarak, “Kandidaten” filmini büyük bir heyecan ve keyifle izledim. Kimi yerlerinde eksikleri olduğunu belli etse de, aslında çok iyi kotarılmış bir gerilim filmi. Kimi zaman filmin arasına sıkıştırdığı flashback görüntüleriyle yaşanan anın o an mı yoksa geçmiş mi olduğunu sorgulatarak seyrini daha da keyifli bir hale getirirken, temposunu hiç düşürmeden sizi de filmin konusuyla ilgilendirmeye zorluyor. Kariyerinde çok iyi filmlere imza atan Nikolaj Lie Kaas’ın etkileyici performansıyla göz dolduran “Kandidaten”, görüp izlenmesi gereken filmlerden biri.

|