In Treatment
Adada mahsur kalan insanlara, “Flashforward”lara, “Flashback”lere, elini kolunu sallayarak dünyada gezinen süper kahramanlara, âşık vampirlere, polislik yapan medyumlara dizilerden alıştık. “In Treatment”, alıştığımız bol aksiyonlu dizilerden farklı bir dizi. Dizide sadece bir psikoterapist ve birkaç hastası var. Psikoterapistimiz belki zamanı durduramıyor ya da geleceği göremiyor; ama karşısındakini kilitleyecek süper sorular sormayı biliyor.
“In Treatment”da psikoterapist Paul’un seanslarını izliyoruz. Gerçek zamanlı çekilen dizide Paul haftanın dört günü, dört farklı seans yapıyor. Cuma günleri ise “benim derdim bana yeter” diyerek başka bir psikoterapist ile görüşüyor. Böylelikle bir sezonda bir hastanın 9 hafta boyunca katıldığı seansları takip edebiliyoruz. Dizide Paul’un hastaları birbirinden çok farklı karakterler. Paul kaza geçirmiş genç bir kızdan, evliliğinde sorun yaşayan bir çifte, hissizleşmiş bir askerden, doktoruna aşık bir kadına farklı karakterlere terapi uyguluyor. Dizinin ikinci sezonunda Paul’un dört hastası değişiyor. Terzinin kendi söküğünü dikemediğini “In Treatment”da da görüyoruz. 53 yaşındaki psikoterapist Paul çocukları ve eşi ile ciddi sorunlar yaşıyor. Hastalarına zeki sorular sorup, hastalarını kilitleyen Paul kendi sorularına kendisi cevap veremiyor ve ikinci sezonda da Gina’yı görmeye devam ediyor.
Bir sezonu 43 bölümden oluşan “In Treatment”da topu topu 7- 8 kişi oynuyor. Bütün dizi de Paul ve Gina’nın ev-ofislerinde geçiyor. Diğer dizilerden, çok karaktere ve farklı mekânlara alıştığımızdan az karakter ve iki mekân kulağınıza sıkıcı gelebilir. Ama sadece bir odada Paul ve hasta arasında geçen diyaloglar üzerine kurulu olan dizide Paul seanslarda sorduğu zeki soruları ile sizi kendine bağlıyor.
Paul rolü ile 2009 Emmy Ödülleri’ne aday olan ve gene aynı sene Altın Küre’de en iyi erkek dizi oyuncusu ödülünü evine götüren; Gabriel Byrne dizide muhteşem bir oyunculuk çıkarıyor. Bryne’ın yanında Melissa George ve Dianne Wiest de dizide oyunculukları ile dikkat çekiyor.
HBO’nun İsrail yapımı “Be Tipul” dizisinden uyarladığı “In Treatment”ın yönetmeni; Kolombiyalı ünlü yönetmen Rodrigo Garcia. Dizi şu an ikinci sezonun 35inci bölümünde ara vermiş durumda. İkinci sezonda “Be Tipul”dan farklılaşılıyor. İkinci sezon, birinci sezona göre konuca daha zengin. Brooklyn’e taşınan Paul birinci sezonda kendi sorunlarına odaklanırken, ikinci sezonda bir de başına yasal sorunlar çıkıyor. İkinci sezonda Paul’un beni benzi atıyor, Paul depresyondan depresyona sürükleniyor.
“In Treatment”da kendinizden farklı sorunlara ve karakterlere sahip insanların terapilerini izlerken, Paul’un usta soruları ve yönlendirmeleri ile her bölümde kendinizden de bir şeyler bulabiliyorsunuz. Bu özelliği ile “Six Feet Under”a benzettiğim “In Treatment” size sıkıcı kişisel gelişim kitaplarından çok daha fazla yardımcı olabilecek bir dizi. Bol aksiyonlu, gösterişli dizileri bir yana bırakıp, çamurlu, karlı soğuk kış günlerinde sıcak evinizden çıkmadan her gün yarım saatinizi Paul’un seanslarına ayırmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

|