Anayurt Oteli
Hazır sinemamız seri katil filmine kavuştu türünde hatalı çığlıklar atılıyorken, Türk Sineması’nın en başarılı psikopatı Zebercet'i anmadan edemiyoruz. Sinemamızın en iyilerinden Ömer Kavur'un baştan sona kendi damgasını vurduğu “Anayurt Oteli”, gösterime girdiğinde ödül üstüne ödül, övgü üstüne övgü almakla kalmamış, Venedik Film Festivali'nde FIBRESCI (Eleştirmenler Birliği En İyi Film) Ödülü'nü de almıştı. Nasıl almasın, film gerçekten bir şaheserdi.
Filmin konusu Yusuf Atılgan'ın aynı adlı romanından uyarlanmış ki, Yusuf Atılgan'ın edebiyatımızdaki yeri tartışma kabul etmez. “Aylak Adam” ve “Anayurt Oteli” ile kimlik bunalımına düşmüş erkeklerin kendilerini bulamayışını, kaybediş öykülerini anlattı Atılgan. Şehirde de, köyde de insanı derin bir bunalım, yalnızlık, sıkıntı içinde gördü. Yer yer Faulkner etkisi hissedilen “Anayurt Oteli”ni filme çeken Kavur da romanın çok katmanlı yapısından kendine en uygun olanı seçip taşranın boğuculuğu, bastırılmış cinsellik ve de hayal/gerçek oyunları ile kahramanı Zebercet'i bize anlatmıştı. Aileden kalma konağını otele çeviren Zebercet, ufak bir Anadolu kasabasında kendi halinde bir otel kâtibidir. Hizmetçi ve de otelin müdavimi emekli ihtiyar ile geçip giden günleri, gecikmeli Ankara treni ile gelen ve otelde bir gece kalan kadın ile değişir. Kadının varlığı ile içine kapandığı dünyanın dışına çıkabileceğini düşünen Zebercet, kendi dünyası ve dış dünyanın çarpışmasında giderek kendini kaybeder. Yıllardır bastırdığı cinselliğinin patlama yapması ile sapıklaşır, dengesini yitirir ve boşluğa düşer.
Ömer Kavur'un klasik sinema kalıpları içinde gerilim hikâyesi anlatma becerisi, aslında daha evvelki sıkı gerilim filmi “Göl”deki farklı anlatım biçiminden çok ayrılıyor. “Göl”de rüya sahneleri abartılı ses düzenlemesi ile sunulurken “Anayurt Oteli”nde izleyici, Zebercet'in yaşadıkları ve anlattıklarının ne kadarının gerçek, ne kadarının hayal olduğunu karıştırıyor. Hele sona doğru Zebercet'in anlattıklarından iyice şüphe ediyor. Senaryoyu kendisi yazan Kavur, aynı zamanda eşsiz güzellikte bir açılış da yapıyor filmine. Tek bir kadrajda Şahika Tekand'ın otele girişi ve ihtiyacını dillendirişi ile başlıyor film. Sonra bir filmde olduğumuzu hatırlatan şekilde yazılarla tanışıyoruz: Anayurt Oteli/Yönetmen: Ömer Kavur... Ardından yeniden film. Zebercet bize ve hayalindeki Tekand'a kendini tanıtırken uzun uzun dinliyoruz. Giderek tedirginleşen bir sesle Zebercet'in anlatısı sürüyor. Gün gün ayırıyor filmini Kavur. Zebercet'in kendi kabuğunu kırmaya çalışmasının izlerini horoz dövüşlerinde, berberde, restoranda, evli bir çiftin kapısını dinlerken, bir delikanlı ile yakınlaşırken izliyoruz. Sona doğru giderken zıvanadan çıktığında da izliyoruz Zebercet'i ve Zebercet'in her halinde giderek artan gerilimi sonuna kadar hissettiren dinamik bir oyunculuk ile Macit Koper'e tanıklık ediyoruz. Sinemamızın en iyi erkek oyuncu performanslarından biri, belki de birincisinde Koper, öyle bir sosyopat/psikopat portresi ortaya koyuyor ki, oyunculuğunun daha ziyade bir Fransız filmine yaraşır cinsten olduğunu düşünüyorsunuz. Yan rollerde Serra Yılmaz, Orhan Çağman ile film neredeyse tamamlanıyor.
Otelin klostrofobik atmosferi sağladığı film, mekan-anlatı üzerinden incelendiğinde ise şaşırtıcı bir yorum daha ortaya çıkıyor. Korku/gerilim filmlerinin ima ettiği şey olan “tek mekânda geçen filmlerde mekân, kişinin bilinçaltının yansımasıdır” ön bilgisinden hareketle filmin en vahşi anlarının (tecavüz, öldürme, vs) otelde gerçekleşmesi ve dışarıya taşmaması karşısında Zebercet'in yaptıkları ile de düşündükleri ile delirdiğine kani olmak olası. Ancak Kavur filmlerinin kapalı mekân kullanımının aslında mekânı en geniş şekliyle kullanmak olduğunu; yani Kavur'un klostrofobiyi taşranın kendisinde araması, bulması gerçeğini de not etmek gerekir. Zebercet'in iç dünyası otel ise dış dünyası kasaba demektir ki, kasabanın kötücüllüğüne inanan bir yönetmen için Zebercet her iki şekilde de, her iki mekanda da buhran içindedir. Bu anlamda Zebercet'in sonu kaçınılmazdır.
Türk Sineması’nın en iyi filmlerindendir “Anayurt Oteli”; en iyi yönetmenlerinden olan Kavur yazıp yönetmiş, en iyi oyuncularından olan Koper oynamışsa zaten başka türlüsü mümkün değildir.

|