(500) Days of Summer - Aşkın 500 Günü
Soundtrack kelimesini ne kadar anlamlandırılmaya çalışsak da net bir sonuç elde edemiyoruz aslında. Çünkü köken olarak İngilizce bir kelime ve Türkçe’de karşılık geldiği bir kelime de yok. Bunun yanı sıra yurtdışında neredeyse her filmin piyasaya sürülmüş bir soundtrack albümünü bulmak mümkün. Bu yüzden de bundan sonra her sayıda size bir soundtrack albümünden bahsetmek istedik. İlk sayımızın konuğuysa “(500) Days of Summer” filmi.
Son zamanların en çok ses getiren ve beğeni toplayan filmi “(500) Days of Summer”ı izlemeye,“Boy meets girl. Boy falls in love. Girl doesn't. This is not a love story, it's a story about love.” cümleleri ile başlıyoruz. Ve hemen ardından izleyicisine bir buçuk saat boyunca neler izleyeceğini belli edercesine Regina Spektor’dan Us çalıyor. Filmdeki aşk hikâyesinin müzikal başlangıcı olarak The Smiths’i göstersek yanlış olmaz sanırım. Karakterlerimiz asansörde ilk defa yalnız kalırlar ve Tom’un kulaklığından gelen ses The Smiths - There Is A Light That Never Goes’dur. Summer, Tom’un kulağına “I said I love the Smiths”diye fısıldadıktan sonra aşkın 500 gününü izlemeye başlarız. Ve bu başlangıç anında da bize eşlik eden keyifli parça Black Lips - Bad Kids olur.
Tom Hansen, küçüklüğünden itibaren doğru insanı bulacağı günü bekleyen bir adamdır. Bir gün Summer Finn ile tanışır ve o anda onun kendisi için “doğru insan” olduğuna karar verir. Ve tanıştığı andan itibaren de sürekli onunla daha çok vakit geçirip, daha çok konuşmanın yollarını arar. Tam bu noktada da The Smiths ile başlayan ilk konuşma anını yine The Smiths ile devam ettireceğine inanan Tom’un yardımına, The Smiths’in Please, Please, Please, Let Me Get What I Want şarkısı yetişir.
Soundtrack albümü aynı zamanda filmdeki birçok eğlenceli sahneyi pekiştiren keyifli şarkılara da sahip. Örneğin albümdeki bonus tracklerden biri olan Sugar Town, Summer Finn’i canlandıran Zooey Deschanel’in seslendirdiği oldukça keyifli bir cover. Aynı zamanda da film anında seyircisine karaoke yapma isteği uyandıran bir şarkı. Doves’dan There Goes The Fear, Hall & Oates’den You Make My Dreams, The Temper Trap’dan Sweet Disposition, Carla Bruni’den Quequ'un M'a Dit, Feist’den Mushaboom, Wolfmother’den Vagabond, Mumm-Ra’dan She's Got You High, Meaghan Smith’den Here Comes Your Man ise yine albümdeki en keyifli parçalardan.
- Tom, sen ne iş yapıyorsun?
Tom: Tebrik kartı yazıyorum.
Summer: Tom isteseydi harika bir mimar olabilirdi aslında.
- Fikrini değiştiren ne oldu?
Tom: Sanırım bina gibi yıkılabilen bir şey yapmak yerine, tebrik kartı gibi sonsuza kadar yaşayacak bir şeyler yapmak istedim.
Bu cümleler “beklentileri” ile “gerçekler” arasında sıkışmış bir adamın durumunu kurtarma çabası. Filmin en etkileyici sahnelerinden biri olan Expectations / Reality sahnesinden de bir alıntı. Bu sahneyi baştan sona takip eden şarkı ise Regina Spektor – Hero. Filmdeki neredeyse bütün şarkıların sözleri çaldığı sahnelerle örtüşürken, özellikle bu şarkı ve Simon & Garfunkel – Bookends şarkısının çaldığı sahneler, birbirini tamamlıyor ve izleyicisini hikâyenin içine sokup Tom Hansen’ın üzüntüsüne ortak ediyor.
Filmin soundtrack albümünün en güzel yönlerinden biri de, her bir şarkının filmdeki çalış sırasına göre düzenlenmiş olması. Eğer filmi izledikten sonra albümü edinip baştan sona bir kez dinlerseniz, sanırım filmi izlerken yaşadığınız etkiyi müziklerini dinlerken de yaşar, her bir sahnesine bir kez daha geri dönersiniz. Kısaca özetlemek gerekirse, “(500) Days of Summer” sahiden de son zamanlarda romantik komedi anlayışına hikayesi ve kurgusuyla yeni bir bakış açısı getiren ve müzikleriyle de bunu taçlandıran bir yapım. İzlenip dinlenmesi ise kesinlikle tavsiye edilenlerden.

|