!f İstanbul 2010

Neredeyse her köşe başında bir festivalin yapıldığı ülkemizde yıldan yıla daha iyiye giden ve büyüyen bir festival “!f Bağımsız Filmler Festivali”. Kemikleşmiş bir izleyiciye sahip ve bu izleyiciyi dengeli eğlencelerle kendine bağlayan bir etkinlik bağımsız fimler festivali. Kimi zaman gazeteler vasıtasıyla haberdar olduğumuz maddi sorunlarına rağmen dimdik
ayakta durmaya devam ediyor !f.

Kısa filmler, yarışmalı bölüm, gökkuşağı filmleri derken her sene zengin bir içerikle seyirciyi büyülemeye devam eden festival için söylememiz gereken yegane şey, yolları açık olsun olmalı. Şu sıralar ülkemizin yerel ölçekteki en büyük ulusal olayı olmayı hedefleyen Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin başına gelenleri düşünecek olursak bu temenniyi canı gönülden söylemek hepimizin boynunun borcu. !F’in en büyük sorunu Anadolu’ya açılmak adına Ankara’ya da el atan festivalin Ankara’da yanlış salonlarda filmlerini oynatması ve film seçkisinin İstanbul’dan düşük tutulması. Şimdilik bir şeye benzemeyen Ankara etabını eleştirmeyi bir kenara bırakacak olursak, bizden de kendilerine naçizane bir öneri, neden İzmir’e gitmiyorlar? Hali hazırda film festivallerine sahip olan Ankara yerine sanat alanında çok kısır bir gündeme sahip olan İzmir’e
gidilmesi herkes için hayırlı olur.

Bu kadar övgü ve girizgahtan sonra bu senenin programını deşmekte yarar var. Keşif kısmında yer alan ve birbiriyle yarışacak filmler arasında birçok ilginç yapım yer alıyor. Distopik bir dünyada geçen ve tuhaf bir dijital teknik kullanılarak  yaratılan yarı animasyon “Metropia” iyi bir seçenek gibi duruyor. Yine aynı bölümden bir Türk film ise farklı yapısıyla ilgiyi hak ediyor. Hızlı kurgusu ve farklı karakterleri bir araya getiren yapısıyla “40” ilginç bir İstanbul filmi. Fonda İstanbul, bir çanta dolusu para ve garip karakterler var. “Hit Filmler” ayağında ise Peter Jackson’ın merakla beklenen filmi “The Lovely Bones”, Altın Küre adayı “La Nana” ve “Precious” ilk seçenekler olarak düşünülebilir. “The Lovely Bones” orta karar fantastik bir film olarak kendinizi iyi hissetirebilir. AIDS hastası, babasının tacizine uğramış, obez bir kızın hikâyesini anlatan “Precious” ise karanlık atmosferiyle size başka bir ABD portresi gösteriyor. Söylemekte fayda var “Precious” gümbür gümbür Oscar’lara koşuyor. “La Nana” ise dünya çapında giderek sempati kazanan Latin Sinaması’na ne kadar teşekkür etsek azdır dedirten bir film. Son derece soğuk ve sinir bozucu karakterler, sınıf çatışması ve tüm bunların ortasında garip bir hizmetçi kadın. İzleyip keşfetmek hayırlı olur. Fantastik filmler kuşağı bu sene biraz zayıf; lâkin Avusturya yapımı “Kemik Adam” yüreklere su serpebilir. Yamyamlıktan, komediye oradan mafyaya kadar uzanan bu tuhaf ve komik film seyirciye eğlence sunuyor. Nöbetçi sinema kuşağında ise bu sene kült olmaya aday bir film var, “Ölümcül Kar”. Korku-komedi türündeki film Nazi subayı askerleri bu sefer zombi yaparak üstümüze salıyor. ABD’deki korku filmi festivallerinde bir hayli beğenilen film eğlenceli ve bol kanlı. Gökkuşağı bölümündeki eşcinsel şeçkisi bu sene bir hayli zayıf. Neo-nazi bir grubun içine giren eşcinsel bir gencin hikâyesini anlatan Danimarka filmi, kardeşlik ve tek amacı para kazanmak olan bir erkek fahişenin anlatıldığı yarı belgesel tarzı “Greek Pete”
ilgi çekeceğe benzer.

!F, bizleri bir süreliğine başka dünyaların içine çekmek için pusuda bekliyor. Ne duruyorsunuz siz de bu tuzağa düşün. Hepinize şimdiden iyi seyirler…

 

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010