|
The Twelves
Rio lu DJ ikili theTwelves i sokakta görseniz at hırsızı zannedebilirsiniz. Ancak João Miguel and Luciano Oliveira ikilisinin muhteşem DJ setini dinledikten sonra Ahmet San'ın Popstar Fatih’e tabiriyle 'görünüşüne hiç uymayan bir yaradılışı olduğunu' fark edeceksiniz.
Luciano, Daft Punk ve Radiohead gibi demirbaşlardan esinlendiklerini söylüyor. Nu disco akımında yer almalarıyla ilgili olarak da son 10 senedeki Justice ve Benga kıvamı acid house prodüksyonların seri üretim olduğunu düşünüyor. 1970’lerde plak firmalarının değişik ekipman bulundurması dolayısıyla albümlerin birbirinden ayırt edilebilir özellikleri olduğunu, ancak günümüzde herkesin aynı donanım ve yazılımı kullanmasından dolayı müziğin gittikçe aynı ses ve efektlerden oluştuğunu savunuyor. Bunun gibi bir tek düzelikten kaçınmak için güncel indie, pop, rock parçaları, dans edilebilir hale getirme yolunda çalışıyorlar. The 12s’in henüz bir label ları yok ama kısa sürede en çok remix yayınlayan gruplardan biri oldular, bloglarda çok seviliyorlar, myspace playcountları 2 milyon a ulaşmış ve 2009 Brazil VMA Awards En İyi Elektronik müzik kategorisinde aday gösterilmişler.
The 12s in kayıtlara geçmiş ilk canlı showları 2007 Şão Paulo’daydı, 2008 sonuna kadar Brezilya’da showlarına devam ederek Groove Armada gibi isimlerin altında ve festivallerde yer aldılar, 2009 da ufak bir Kuzey Amerika turundan sonra 17 Temmuz’da Rock and Coke ta çalacaklardı ki uçakları geciktiği için Deerhunter sahneyi devralmış. 2009 yazında şans eseri Londra Lovebox Festival'inde, cançiğer üniversite arkadaşımın da tavsiyesiyle, ilgimi çekiverdi bu grup. Nasıl bir organizasyon hatasıysa artık saat 13:00 te sahne aldıkları için zevk sahibi ama uykucu çoğunluk tarafından iskalandı. Bu şanssızlık dolayısıyla ‘gerçek’ Londra debütleri Aralık 2009 a kadar ertelenmek durumunda kaldı diyebiliriz.
Air -Sexy Boy, Radiohead - Reckoner, Daft Punk - Voyağer gibi saygıda küsur etmediğimiz eskilerden (eski demeye de dilim varmıyor) Fever Ray - Seven, Metronomy - Heartbreaker, Empire of the Sun – Walking ön a Dream gibi 2009 prodüksyonları remiksleip aynı sette art arda çalmaları beklenmedik derecede uyumlu... Luciano electro gitarıyla arada bir ses veriyor, keyboard, drum machines ve 2 saat süren remixing ile çok renkli, yatıştırıcı ve evcil bir enerji yayıyorlar. Genelde yalnız başıma dinleyip ‘aaah ahh’ çektiğim Radiohead – Reckoner şarkısını çevremdeki kalabalık ile bir ağızdan söyleyip dans etmek (!) bana nerden geldiği belirsiz bir mutluluk veriyor. Arkadaşım her geçişte ‘ooo gelene bak’ diyor ve daha fazla söze gerek duymadan birbirimize gülümsüyoruz.
Demek ki Rio güneşinde ömür geçirince insan içindeki pozitif enerjiyi müziğine de yansıtabiliyormuş. İnternette arayın, bloglardan yükleyin, sevin, sevdirin : 30 minutes of the Twelves, Twelves - Episode II, The Twelfth Hour.

|
|
|
|
|
|
|
|