Liars – Sisterworld

Önce efektlere boğulmuş bir gitar melodisi duyuluyor, ardından hafif hafif ziller yükseliyor ve basların girişinin kısa süre sonrasında solist Angus’un müziğin üstünde süzülen vokalleri başlıyor. Bir anda giren ritim sizi sanki Can’in bir sonraki albümüne davet ediyor. Ama sonra bir anda Liars albümünde olduğunuzu hatırlatan bir şeyler oluyor ve kafanızda sözler tekrar tekrar dönmeye başlıyor: “Proud Evolution, Proud Evolution, Proud Evolution”.

Liars’ın 2006 albümü “Drum’s Not Dead”i ilk dinlediğim günü hala çok iyi hatırlıyorum. Sanırım iyi müziğin ne olduğunu sorgulamaya başlamam hayatıma o albümün girmesiyle olmuştu. “The Wrong Coat for you Mt. Heart Attack”, “It Fıt When I Was A Kid”, “A Visit From Drum” gibi şarkılar beni derinden etkilediği gibi müzikteki arayışlarımı da çok köklü olarak değiştirmişti. O albümü takip eden “Liars” albümü üç dört şarkı dışında çok fazla tatmin etmese de gruba olan saygımı asla yitirmememi sağlayacak kadar da iyi bir albümdü.

2010’un ilk günlerinin belki de en heyecanlı olaylarından biriydi benim için “The Sisterworld” ü , Liars’ın beşinci stüdyo albümünü baştan sona dinleyişim. Aralık ayında yayınlanan “Scissor” isimli ilk single çevremden de aldığım duyumlar doğrultusunda herkesin beklentisini en üst düzeye çıkartmıştı. Çünkü, Liars’ın bugüne kadar dinleyicilerine sunduğu hemen hemen her şeyden çok güzel bir karışım içeriyordu “Scissor”. Böylesine kuvvetli bir açılışla başlayan “The Sisterworld”ün geri kalanı için aynı yorumu yapmak maalesef güç. “Liars babamı çalsa dinlerim” gibi dar bir vizyonla bakıyor olsam da aslında “The Sisterworld”e objektif bakmaya zorladığım zaman kendimi beklentileri karşılayamayan bir albüm olduğu gerçeğini görüyorum. Yine de önceki albümlerinden oldukça farklı bir yerde duran, yeni şeylerin denendiği bir albümle karşımıza çıkmış olması Liars’ın tatmin edici bir nokta. Albümün bütününe baktığımızda, bir önceki Liars albümüne kıyasla çok daha dingin bir Liars var karşımızda. 2007 albümlerinin son şarkısı “Protection”da kaldıkları yerden devam etmişler gibi ama albüm ilerledikçe sürprizler çıkıp duruyor karşımıza. “Scissor”ın gürültülü finalinin ardından gelen üç şarkı albümün temposunu iyice düşürdükten sonra beşinci şarkı “Scarecrows on a Killer Slant”, grubun ilk albümlerini hatta efsaneleşmiş single’ı “Plaster Casts of Everything” hatırlatacak kadar yükseltiyor albümün gidişatını. Onu takip eden şarkılardan “Drop Dead, “The Overachievers” gibi şarkılar yine gürültüleri ve yüksek tempolarıyla diğerlerinden ayrılsalar da bence albümün en büyük hazinesi “Proud Evolution”. Liars’ın bugüne kadar yaptığı albümlerde pek yanaşmadığı krautrock türüne bir saygı duruşu niteliğindeki bu şarkı yazının başlarından beri adını yazıp durduğum “Scissor”la birlikte beni en çok etkileyen şarkısı oldu “The Sisterworld” albümünün.

Sonuç olarak günümüzde post punk olarak sınıflandırılan gruplar içinde en orijinal işler yapan grup olmaya devam ediyor Liars. Fotoğraflarındaki, videolarındaki umursamaz tavırlarını albümlerine yansıtmayı da başararak yapıyorlar bunu. Her zaman şarkı yazımında farklılıklar arayan bir grup olan Liars’tan yine yeniliklerle dolu bir çalışma diyebiliriz “The Sisterworld” için. Hepimize hayırlı olsun.



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010