|
Müzikte 2009 Yılının Özeti - Gönenç Göçmengil
Koskoca bir sene takvim yapraklarından harsle harsle geçip gitti. Bu senede tüketim ve emilim menşeli hayat yolculuğumuzun türlü atraksiyonlarıyla tatminkârlık ve sitemkârlığın ikircikli birleşimindeki kekremsiliklere gark olduk. Ha?
Geçtiğimiz sene yine 100lerce binlerce albüme gark olduk internet vasıtasıylan aç bilaç bir şekilde. Müziğin-sinemanın ve türlü bilimum sanat dalında emeğin ve paylaşımın değeri yine örselenip eğilip büküldü. Birbirinin kopyası onlarca müzik, beyin salata kıvamında onlarca mükemmel ve bunun kat be katı süprüntü albümle haşır neşir eyledik.
Teknolojik evrimin zaman mekan eğiciliğinden ulaşamadığımız albüm, kendi kafamıza göre “ keşfedemediğimiz” grup bulmanın sadece onları bulabileceğimiz yerleri bilerek kolayca giderilmesi bizim de zaman zaman kendi yaptığımız işi sorgulamamıza ve müzik ve onun hissettirdiklerini sorgulamamıza sebebiyet verdi – ve hala veriyor…
Monolog tarzı açılımlara sizi gark etmeden geçtiğimiz seneye dönüp baktığımda aslında pek de bir şey hatırlayamadığımı fark ettim üzülerekten, biraz kafayı çalkaladıkça dökülenlerden ilki Ne yediği içtiği veya neye hizmet ettiği konusunda şüphe duyulan kurumlarca erişimi umarsızca erişimi engellenen Myspace ve Last.fm in durumları olmuştu.
Bunun haricinde insanın gözünde tanrılaştırılan ve silinmeyecek imajlardan birine sahip Micheal Jackson’ın aramızdan ayrılışıydı. Son yıllarda türlü şekillerde magazin maskaralıklarıyla dalga geçilmeye başlanan Micheal Jackson’ın ölümüyle ,bu kadar kendine has ve yok olmaz bir figürün ölse bile bir şekilde hayatlarımızdaki yerini pek kaybetmediğini gördük. Saçma sapan cafelerde bile Micheal Jackson çaldığından bir süre güzel müzik de dinlemiş olduk rahmetli sayesinde demek istiyorum aymazca.
Bir diğer önemli husus ise sarı sayfalarından kendisi sorumlu olan göylümüzde yeri her daim sabit Roll dergisinin kapanması oldu. Son sayısından 2-3 tane alıp eve bir yerlere sotelenen ve hala tamamı okunamamış durumda bekliyor kendileri.
2009’un konser ve festival bakımından oldukça bereketli bir yıldı, özellikle M83, Royskopp, The Prodigy, Nine Inch Nails,Firewater, Kaiser Chiefs , Klaxons gibi pek çok sevdiğimiz isim İstanbul sahnesinden gelip geçti. İptal olan Depeche Mode konseri de canımızı oldukça sıktıydı.
Geçen senede Türk müzik camiasında son yıllardaki merakta biraz azalma görülse de yine Peyote grupları ve İstanbul Sahnesinden Indie gruplarından içimizi açan ve merak uyandıran projelerle karşılaşmaya devam ediyoruz. Özellikle Proudpilot ve 123’ün albümü, Remoov Records grupları ve Fuji Kureta gibi güzel icraatlar kulaklarımıza takılanlar arasındaydı.
Sözün özü yine debdebeli, indiekodulu ve pek sıkıntılı işin gücün arasında sizleri ortalamanın üstünde olmasa da hafif mainstream e kaçan, kendimizce beğendiğimiz gruplardan ve hissiyatlarımızdan bahsettiğimiz bir seneyi daha geçirdik ve Reset’in de 2. Yılına girmiş bulunduk. Bundan sonra ne kadar güç kuvvetimiz kalır ve devam ederiz bilemiyorum ama güzel-iyi müziği dilimiz döndüğünce paylaşmaya devam edeceğiz tümden.

|
|
|
|
|
|
|
|