Modada 2009 Yılının Özeti - Ezgi Bilgi

2009 yılı -malumunuzdur- küresel anlamda zordu, bireysel anlamda ise karmaşık fakat güzeldi. Moda sektörü bu küresel zorluğa rağmen güzelden de güzeldi diyebilirim. Zira moda dünyası bir anlamda özgürdü bence. Neden mi? Açıklayayım…

Pek muhterem Style.com’da okuduğumda hak vermeden edemedim; moda bu yıl “satış odaklı” olamadığından daha özgürdü diyebiliriz. 2009 öyle bir yıldı ki finansal piyasalar mahvolmuşken lüks tüketim dahilinde düşünülebilecek her şey moda sektöründeydi ve neler olacağı belli değildi. Gerçekten de ünlü tasarımcılar ve dünyadaki distribütörleri zor durumda kaldılar. Christian Lacroix’nın çalışmalarının durdurulması, pek sevdiğimiz Luella Bartley’nin İtalya pazarına veda etmesi gibi örnekler yaşandı. Bunlar olurken ortaya tasarımcılar, başta Karl Lagerfeld Shangai defilesinde, “bir imajı satmak” peşindeydi diyor Style.com’dan Sarah Mower. Doğru…

Belki de keskin formların, güçlü omuzların, avangart akımın, her türlü absürt de denebilecek detayın bu yıl en çarpıcı şekliyle karşımıza çıkmasının sebebi bu özgürlüktü. Sevgili Cansu’nun yazısında Viktor&Rolf defilesine göz atarsanız ne demek istediğim anlaşılacaktır sanırım. ‘Giyilebilir’ diyemeyeceğimiz tasarımlar çıktı karşımıza. Bunlar avangart saçlar, iddialı makyajlar, dev aksesuarlarla tamamlandığında 2009’a “cesur yıl” demek kaçınılmaz oldu. Üstelik yeni neslin yakından takip ettiği isimler bu tasarımları sokağa taşıdı. Lady Gaga geçtiğimiz aylarda “Bad Romance” videosunda bu yıla damgasını vuran Alexander McQueen’in (ki bizler Reset! olarak anketlerimizdeki oylamayla da bu sonuca vardık) yaratık ayağına benzeyen, hatta ürkütücü ayakkabıları ve SS 10 koleksiyonundan parçalarla çıktı karşımıza. Gerçi bu kadın yılın ilk dönemi pantolonsuz gezmek dahil her şeyi yaptı ancak şu bi gerçek ki dev fiyonkları saça, balonları oraya buraya taktı ve moda dünyasına ilginç bir yön verdi. Aynı şekilde mimari etkili bir ‘tuxedo” giyen Rihanna’dan sonra her yanımızı vatkalar sardı.



Bu zor yıla dair ortak bir kanı var ki o da bu zorluğun moda dünyasına bir nebze de olsa demokrasi getirdiğidir. Zira Moda Blogger’ları yani bu sektörü artık iyiden iyiye yönlendirenler ön plana çıktı. Modaya gönül verip bu işi gönülden yapanlar da bu işten ekmek kazananlar kadar önem kazandı bu yıl. Öyle ki moda haftalarında Vogue US patroniçesi Anna Wintour’ın hemen iki üç yanında Bryan Boy, Tommy Ton (Jak&Jil), Garance Dore, Scott Schuman (the Sartorialist) ve diğerleri, önlerinde bilgisayar bloglarından naklen bildiriyorlardı defileyi. Anna Wintour’ın ekibi ve diğer “ön sıra kızları” nerede miydi? Arkada ve daha arkada…

Anna Wintour demişken, kimseye aman vermeyen bu kadın, 2009 yılının bu maddi durumuna da bir dur dedi. New York ve dünyada birçok moda merkezinde 10 Eylül 2009 tarihinde ünlü tasarımcılar ve mağazaları gece yarısına kadar açık kaldı ve Fashion’s Night Out bir ortak ruhla, moda şöleni olarak kutlandı. Satışların artması mı? Yo, öyle bir amaç yoktu (!), yalnızca “global celebration of fashion” canım..

2009 bir taraftan her yıl olduğu gibi manken dünyasının depresyonunu yaşarken ve kayıplar verirken (rahat uyu Daul Kim!) bir taraftan da bu dünyada akılların başa geldiği bir yıl oldu. Lara Stone yılın en dikkat çekici modeliydi ve 36 beden olmanın “normal kadın” hatta “zayıf bir kadın” olmak demek olduğunu kanıtlar gibiydi. Zaten stil, moda bedenle alakasızdı… Beth Ditto yılın en rağbet gören stil ikonlarındı nitekim. Her yerde o vardı ve hatta Evans’ın “+beden” koleksiyonlarından birinde bile… Moda dünyasının kıvrımlara alışması Glamour’ın Eylül sayısında “bildiğimiz göbek” ve “popo”suyla Lizzie Miller’ı sayfalarına taşımasıyla tavan yaptı ve “normal kadınların”, özellikle biz Akdeniz vücutluların yüreklerine su serpilmiş oldu.



Moda sektörü dünyada bunları yaşarken, resesyon yaşayan her dünyada olduğu gibi, gelişmekte olan piyasalar nasiplendi bu durumdan. Örnek: Türkiye. Ülkemizde bu yıl inanılmaz gelişmeler yaşandı moda adına. Fashion Days ile ısınma turları yapan sektör, devleri de Fashionable İstanbul gibi dev bir organizasyonda konul ettikten sonra daha nice güzelliklere gebe olduğunu göstermişti. Evet, artık İstanbul Fashion Week (Şubat 2010) adında bir bebek var ülkemizde. Gelişecek, büyüyecek ve kim bilir belki diğer moda haftalarının ruhuna ve önemine erişecek. Yeni yıl için umutlarımız bununla başlıyor, moda için ve bizler için güzel devam etmesini diliyorum.

Ve tabii ki Reset! moda ekibinin sizler için hazırladığı 2009 değerlendirmelerine ve hatta son 10 yıla dair detayların toplandığı 2000ler dosyamıza davet ediyorum

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010