 |
| |
 |
Heath Ledger (1979-2008)
İtiraf etmeliyim ki, sevdiğim genç oyuncular arasında Heath Ledger hiçbir zaman en başı çekmemişti; ancak gözümden kaçan biri olduğunu da söyleyemem. Hayatı muhtemelen depresyon ve uyku hapı karışımından sona ermiş olsa da, onun yaşamaktan zevk almayı bırakan veya şöhreti kaldıramayan oyunculardan olduğunu düşünmüyorum
Devam >> |
 |
 |
Dehşet-Vahşet-Suç
Seneler önce “Casino” filmini sinemada izlerken; Joe Pesci”nin bir adamı paramparça edişini çok da kısa olmayan bir süre boyunca izlerken birden ufak bir ağlama sesi duymuştum ve baktığımda sesin, önümde oturan yaşlıca bir kadından geldiğini görmüştüm
Devam >> |
|
|
|
 |
 |
| |
 |
Charlie Bartlett
Ülkemizde “Charlie İş Başında” gibi çeviri harikası bir isimle vizyona giren Charlie Bartlett’ı izlemeden önce ne beklediğimden pek emin değilim açıkçası. Sıradan Amerikan komedi/gençlik filmlerinden beklediklerimden daha fazlasını değil sanırım. Filmin “Maymun Charlie”den bahsediliyormuşçasına konulan Türkçe ismi de önyargılı yaklaşmamın sebeplerinden biri olarak kayıtlara geçsin..
Devam >>
|
 |
 |
27 Dresses
Katherine Heigl, önce Roswell, şimdi ise Grey’s Anatomy dizisi sayesinde her hafta düzenli izleyebildiğim bir oyuncu olmuştur. 27 Dresses’i çok fazla bir beklentim olmadan izleyeceğimi biliyordum zaten, ama en azından iki saat boyunca izleyeceğim kişi sevdiğim tanıdık bir yüzdü. Romantik filmlerin jönü sayılan Edward Burns ve X-Men serisi, Hairspray, the Notebook gibi oldukça farklı filmlerde izlediğim James Marsden de filme ek avantaj gibi gözüküyordu.
Devam >> |
 |
 |
August Rush
Beğendiğiniz, çok sevdiğiniz bir film hakkında yorum yapmak nefret ettiğiniz, “parama ve zamanıma yazık” dediğiniz bir film hakkında yorum yapmaktan çok daha zordur. Sevmediğiniz bir filmin her unsurunu yerin dibine sokabilirsiniz rahatlıkla, aklınıza ne geliyorsa sayabilirsiniz.
Devam >> |
| |
|
|
|
 |
|
|