Reconstruction

“Bu yalnızca bir film. Bir yaratı. Ama yine de, acıtır.”

Düzenli bir hayatı, güzel bir sevgilisi olan Alex’in bir gece metroda karşılaşıp gözünü alamadığı Aimee’nin peşinden gitmesiyle başlıyoruz filmi izlemeye. İlk sahnesinden son sahnesine kadar sesiyle bize hem filmi hem de Alex’in yaşadıklarını gözler önüne seren kitabını anlatan Agust Holm karakteri, filmin aynı zamanda anlatıcısı rolünü üstleniyor.

Hayatındaki her şey yolunda giden, çok güzel bir sevgilisi olan, sevdiği mesleği yapan bir adamın belki de hayatındaki düzenden sıkılıp bir risk almasına şahit oluyoruz. Alex’in hayatında her şey aslında o kadar yerli yerindedir ki, bu onun için fazla düzenlidir ve ilk gördüğü andan itibaren gözlerini alamadığı Aimee’nin peşinden gitmek, hayatında verdiği en doğru kararmış gibi gelir. Aimee’yi yavaşça izler, o bir bara girince hemen peşinden girip yanına oturur. Ama filmin kurgusu bizi o an düşündürmeye başlar. Bu iki karakter daha önce tanışıyorlar mıdır, yoksa yıllardır tanışıyormuş gibi mi hissediyorlardır? Ve Alex’in hayatındaki dönüm noktası da Aimee’nin peşinden gittiği o gecede saklıdır. Ertesi gün olduğunda artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Ne evi onun evidir, ne de o çok güzel sevgilisi Simone onu tanır. Bir gece de her şey değişmiştir, ama nasıl? Hayatını tekrar düzene sokmak için yapabileceği tek şey, Aimee’yi bulup onun kendisini hatırlayıp hatırlamadığını anlamaktır.

Filmlerdeki başrollerden birinin anlatıcı olması aslında riskli bir iştir. Çünkü seyirci anlatıcının ses tonunu, vurgularını ve anlatım tarzını benimseyemeyip filmden kopabilir. Agust Holm karakteri ise hem filmin akışındaki önemli taşlardan biri olurken, hem de filmin bulmaca gibi kurgusunu anlatıcılığıyla çözmemize yardımcı oluyor.

Bazı filmler vardır, seyircisini filme bağlamak için sürekliliğini koruyan heyecanlı ve gerilimli sahnelere sahiptir. Bazı filmler vardır, seyircisini filmden koparmamak için sahneler arasındaki geçiş süresini en aza indirgeyerek, bulmaca gibi kurgusuyla seyircisini filmden koparmaz. Reconstruction ise dikkatle takip ettirdiği hararetli kurgusuyla sizi filminden bir an olsun koparmıyor. 2003 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera ödülünü kazanan ve 2000’li yılların en iyi filmlerinden biri olarak da kabul edilen Reconstruction, mutlaka görüp izlenilmesi gereken bir film.

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010