Başka Dilde Aşk

Her ne kadar yarısından fazlasını izleyememiş olsam da 2009 senesi Türk Sineması için bereketli bir yıldı. İki Dil Bir Bavul, Orada, Uzak İhtimal, Acı, Bornova Bornova, Kampüste Çıplak Ayaklar ve Karanlıktakiler gibi birçok başarılı Türk filmi bu yılda izleyiciyle buluştu. Bu filmlerden bir diğeri de 2009'un bu son günlerinde gösterime giren ''Başka Dilde Aşk''.

Oyuncu Mert Fırat ile İlksen Başarır'ın senaryosunu yazdığı ve Başarır'ın yönetmenliğini yaptığı film ''iletişim'' olgusuna değiniyor en yalın haliyle. Afişe ve filmin adına bakıldığında salt aşk filmi izlenimi bıraksa da sendikalaşma, iletişimsizlik, fobiler, engeller ve saplantılar gibi çeşitli güdüleri ve olguları ele alıyor. Bu açıdan filmin adı ilk başta ''Kutu'' olarak düşünülmüş olsa da; film, ''Başka Dilde Aşk'' adıyla vizyona girdi.

''Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?''; filmin iki ana karakteri bu sorunun cevabını arıyorlar, film de bu iki karakterden yola çıkarak birden fazla yan hikâye ve karakterle bu soruyu filmin temeline koyuyor. İşitme engelli Onur (Mert Fırat) yakın bir arkadaşının nişanında Zeynep (Saadet Işıl Aksoy) ile tanışır. Onur gece boyunca gürültülü ve kalabalık bu ortamda tek başına oturarak Zeynep'i izler, Zeynep de her ne kadar Onur'u fark etse de işitme engelli olduğunu gecenin sonunda anlar. Bu durum karşısında Zeynep, Onur'dan uzaklaşmaz; Onur'un bu sessiz haliyle huzur bulacağını düşünür. Birlikte yaşamaya başlamalarıyla gerek Zeynep'in gerekse Onur'un hayatında pek çok şey değişecektir.

''Başka Dilde Aşk'' öncelikle senaryo açısından Türk Sineması'nda ayrı bir yer ediniyor kendisine. Filmin ana karakterlerinden birinin işitme engelli olmasından ötürü film altyazılı izleniyor baştan sona. Sadece Onur karakterinin olduğu sahnelerde değil; diğer sahnelerde de tüm Türk filmlerinde hatta TV programlarında yapılması gereken bu uygulama söz konusu. İşitme engelli bir gencin hayatındaki zorluklar ve değişiklikler ele alınmasına rağmen filmde en ufak bir ajitasyon yok. Bu durum çok ciddi bir sosyal problem ya da bireysel bilinci dört dörtlük gerektiren bir konu olarak ele alınmıyor. İzleyenleri bu konuda eğitme ve işitme engelli kişilere karşı davranışlarında bilinçlendirme gibi bir amaç yok filmde. Onur karakterine bir sahnede üzülürken, bir sonraki sahnede kendisiyle ilgili yapılan esprilerde (ki senaristler burada genel esprilere yer vermişler) gülüyorsunuz. Bu noktada ''engel'' olgusu bir eksiklik olarak ele alınmamış filmde. Zeynep karakterinin Onur karakteriyle olan iletişimindeki hatalar da hayatının belli bir anına kadar işitme engelli biriyle iletişim halinde olmamış birinin yapabileceği hatalar. Senaryo ve senaryonun ele alınış biçimi abartıdan tamamen uzak.

Filmde Zeynep ile Onur arasındaki aşkı izlerken bu iki karakterin aynı karede yer aldığı sahnelerin birkaçında ayna kullanılarak izleyenlerin bu iki karakterin analizini yapabilmelerinin yanında kendilerini onların yerine koyabilmeleri de sağlanılıyor. Zeynep'in; ''Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?'' sorusu karşısında bir anda kendinizi bu soruya cevap verirken buluyorsunuz. ''Başka Dilde Aşk''ta yer alan aşkın yanında birçok da yan hikaye mevcut. Çağrı merkezinde çalışan Zeynep'in yaşadığı zorluklarla bu mesleğin zorluğuna ve sendikasızlaşmaya, kötü koşullara değinilmekte. Bunların net anlatılabilmesindeki en önemli kişi Emre Karayel olmuş filmde. Zeynep'in amiri ve eski sevgilisini canlandıran Karayel'in takıntılı, motivasyon düşkünü, sadece üstlerini düşünen ve çalışanlarına önem vermeyen karakter profili filmin dikkat çekici ve başarılı yönlerinden biri.

Mert Fırat ve Saadet Işıl Aksoy'un başrolleri paylaştığı filmde Tuğrul Tülek, Emre Karayel, Lale Mansur, Şebnem Köstem, Gizem Erden, Tuna Kırlı, Didem Balçın, Murat Okay ve Ayten Uncuoğlu da yan rollerde. DOT'un oyunlarından ''Kürklü Merkür''ünde saf ve masum Nez rolünü canlandıran Tuğrul Tülek, röpdoşambr giydirilerek yaşlı bir hale getirilmesi her ne kadar garip gelse de; hayatındaki olayların etkisinden kurtulamayan, çevresindekilerle iletişim kuramayan ve evinden çıkmayıp tüm gününü şiir yazarak değerlendiren komşu rolünde, Lale Mansur da korumacı anne rolündeki performansı filmin akılda kalan yanlarından bir diğeri. Filmin bir diğer önemli öğesi de müzik seçimi. Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmlerinin müziklerinde de imzası olan Uğur Akyürek'in şarkıları dışında, fragmanda ve filmde kullanılan Mor ve Ötesi'nin ''Ayıp Olmaz Mı?'' şarkısı filmde iletişimin olmadığı, sessiz sahnelerde oyuncu niteliğini taşıyor.

''Başka Dilde Aşk'', belirli bir amaç taşımadan, hikâyenin anlatılmasına odaklanan ve bunu da abartıdan uzak sade bir kurguyla gerçekleştiren ve başta Mert Fırat'ın harika oyunculuğu ve diğer oyunculuklar ile pekiştiren, senenin en iyi filmlerinden biri olarak izleyiciye sunuluyor.

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010