Avatar - Pozan Erten

Yaratılışımızdan beri kullanmayı sevdiğimiz hayalgücü, anlatımı güçlü büyük hayalperestlerin ortaya çıkışı ve özellikle görsel sanatların oluşumu ile bazen bilinmeyen bir zamanda bambaşka bir galakside, bazen dünyanın merkezinde, bazense kendi dünyamızın bilinmeyenlerinin içinde rüyalarımızı gerçekleştirmeye neredeyse 250 yıldır aralıksız devam etmekte. Sinema tarihinde ise bilim kurgu türüne ait eserler anlatımından prodüksüyonuna kadar her zaman yaratılışı en zor olanlar olmuşlardır. Metropolis’ten Star Wars’a, Blade Runner’dan Matrix’e, hikâye ve görsel olarak bize en müthiş sinema deneyimlerini yaşatan filmler çoğunlukla bilim kurgu türünden örneklerdir. Jonathan Swift’den günümüze bu hayalperestler arasında kendine sağlam bir yer edinmiş olan James Cameron (Alien, Terminator) neredeyse 15 yıldır üstünde düşündüğü yeni projesi Avatar ile sinema tarihinin en müthiş geri dönüşlerinden birini yapıyor diyebiliriz.

150 yıl kadar sonra savaşlar ve tüketilen kaynaklar yüzünden Dünya yaşanması zor bir yer haline gelmiştir ve yeni dünya sistemindeki tek umut Pandora isimli gezegeninin kaynaklarındadır. Tabi bir yandan bu gezegenin yerlileri olan Na’vi ırkıyla uzlaşmak pekte kolay değildir. Avatar isimli teknoloji ile bilinçlerini bir Na’vi bedenine sokan bir kaç bilim adamı gezegenin yerlileri ile iletişim kurarak uzlaşma yoluna giderken önlerindeki tek engel düzeni sağlamak ve olası bir işgal için gezegene gelmiş olan Amerikan Ordusu’nun kendi sistemiyle uzlaşmaya çalışmak istemesidir. Konu yüzeydeki kısmı ile çok büyük bir hayalgücü vaat etmesede hatta Dances with Wolves, The Last Samurai gibi başka bir topluma alışan yabancının hikâyesi temalı filmlerle fazlasıyla benzerlik göstersede, Pandora gezegenine ayak bastığımız andan itibaren James Cameron’un yarattığı gezegene ne derece derinlik kattığını görmeye başlıyoruz. Sıfırdan bir gezegen, bir ırk, bir ekolojik sistem, bir bitki örtüsü, bir coğrafya ve bir inanç sistemi yaratmak Avatar filminin en müthiş özelliği olarak karşımıza çıkıyor kesinlikle. Buna saygı duymayacak bir sinemasever olmaması lazım diyebilirim. Heleki bilim-kurgu fanları için bir fikri mülk (Bu kelime için Oyungezer’e teşekkürler) yaratılmış olması sonsuz serüvenlere yelken açmakla aynı anlama geldiğinden heyecanın ötesine geçmiş bir durum. Kısaca anlatmak gerekirse; Pandora gezegeni, Na’vi ırkı ve diğer 2 filmde karşımıza çıkacak olan bilimum fikir bundan 50 yıl sonra belki daha birçok filme yahut kitaba ilham kaynağı olacaktır. Na’vi ırkından bir savaşçının bundan 500 yıl önce ya da 500 yıl sonra Pandora ya da başka bir gezegende geçen bir macerası James Cameron izin verdiği takdirde bir filme ya da bir kitaba dönüşebilir. Veya Dr. Grace Augustine’in Pandora’ya ilk gelişini ve yazdığı kitabı anlatan belgesel tadında bir yapım yapılabilir. Bunun en büyük örneği olarak Star Wars’u verebiliriz. Sinemada izlediğimiz Star Wars hikâyeleri dışında yüzyıllarca öncesini ya da sonrasını anlatan George Lucas izinli onlarca kitap mevcut. Video oyunlarından bahsetmiyorum bile. İnanıyorum ki Star Wars evreninde geçen birçok filmde yapılacaktır zamanı geldiğinde. James Cameron’a sırf bu fikri mülkü yarattığı için bile saygı duymak zorunlu diye düşünmekteyim.

İlk yarım saati itibari ile hardcore bir bilimkurgu olarak başlayan hikâyemiz Na’vi ırkıyla ve gezegendeki askeri şirket düzeni ile tanıştığımızda derinlik kazanmaya başlayarak epik bir aşk hikayesine, emperyalizm ve militarizm eleştrisine dönüşmeye başlıyor. Pek tabi bütün bu görsel şölenin içinde hikayenin basit kurgusu ve işlenişi kafanızı yormadığınız takdirde sizin için derinleşmekte oldukça zorlanıyor da diyebiliriz. Belkide filmin eleştrilicek tek noktası bu olmakla beraber bunun bir üçleme olduğunu unutmadığımız takdirde diğer iki filmde bir çok şeyi öğreniceğimizi biliyor olmak çokda can sıkmıyor aslında. James Cameron ‘ın herşeyin farkında olduğundan eminim diyebilirim.

Avatar hakkında bütün bu fikri mülkten de öte bir şey varsa o da teknoloji açısından sinema tarihinde oluşturduğu milat noktası. Bu açıdan beklentinizi ne kadar yüksek tutarsanız tutun yine de sonsuz bir keyif sizi bekliyor olacak. James Cameron’un bizzat geliştirdiği kamera teknolojisi ile çekilen Avatar cgi görüntüleri ve üç boyutuyla bir şeylerin artık eskisi gibi olmayacağını düşündürüyor. Sinema tarihini değiştirebilecek kalitede bir görsellikten bahsediyorum inanın. Pandora gezegenindeki bitki örtüsü ve tüm canlılar bu teknoloji ile birlikte hayatınızda ilk kez yaşıyacağınız bir görsel orgazmı size tattırıyorlar diyebilirim. Pek tabiki tüm bunların tadı iyi bir perde ve üç boyut teknolojisi ile tam anlamıyla alınmakta. Bunun için 3 tercihiniz mevcut Real 3D, IMAX 3D ve Xpand 3D. Ülkemizde her 3 teknolojide mevcut. Hangi sinemada hangi teknoloji ile izleyebileceğinizi internetten araştırabilirsiniz. Avatar vizyona girdiğinden beri bu 3 teknolojiden hangisinin en iyisi olduğu ile ilgili bitmek bilmeyen tartışmalar devam etmekte. Imax 3D bir kaç adım önde gitmekte bildiğim kadarıyla. Benim kısaca tek önericeğim bu filmi muhakkak iyi bir perdede ve 3D olarak izlemeniz gerektiği. Çeşitli kaynaklarda 250 milyon densede 500 milyon dolara malolduğu dedikoduları dolaşan Avatar 10. gün itibari ile dünya genelinde 600 milyon dolar hâsılatı bulmuş durumda. Beklenenin altında bir açılış yaptıktan sonra nihayet gişede kendine gelen film tüm zamanlarda ilk 5in içine giricektir diye düşünmekteyim.

Bundan neredeyse 150 yıl önce Ay’a gitmeyi düşünebilecek bir beyne sahip olan Jules Verne bilim kurgu alanında nasıl bir milatsa Pandora isimli gezegeni bitki örtüsü, ekolojik sistemi v.b. bütün detayları ile sıfırdan yaratan James Cameron da bu gezegendeki çok büyük bir serüveni anlatırken kullandığı hatta kendi yarattığı teknoloji ile sinema için kesinlikle milat bir isim haline gelmeyi başarmış bu filmle. Metropolis’ten bugüne özellikle teknoloji açısından bilim kurgu sinemasının geldiği noktayı görmek insanın tüylerini diken diken ediyor diyebiliriz. Tüm hayalperestler Pandora’ya yapılan bu eşsiz yolculuğu kaçırmamalı.

 

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010