|
İstanbul Indie Sahnesi # 9 :
Solardip Röportajı
Seksek oynarcasına bir ileri bir geri sarılan karbon kopya yamaların, gayrisafi musiki hâsılamızı taban yapmasına ramak kala; sene sonuna doğru güzel işlerle karşılaşır olduk. İleriki sayılarda bu isimlere yer vermeye devam edeceğiz.
2009’un kuşkusuz en sürpriz çıkışlarından birini de Solardip yaptı. Öyle ki, haklarında ne bir duyum aldık ne de bir kuple melodi... Yazın sonlarına doğru yayınladıkları Dip Inside EP’leri ile kendilerine hemen dikkat kesildik. Bu müziğe sadece bizler kayıtsız kalmadık pek tabi; yabancı bloglarda da isimlerine rastlar olduk. Ne diyelim? Seviyoruz!
Reset!: Solardip nasıl kuruldu? Biraz bundan bahsedelim mi?
Emir Arkman: Solardip’ten önce Yiğit’le kurduğumuz bir okul grubumuz vardı. Bu grupla sadece Mayıs festivallerinde çalıyorduk. İki festival performansının ardından beraber müzik yapmaya devam etmek istedik ve 2007 senesinde Solardip’i kurduk. O zamanlar Düş Macunu’ndan Sinan da bizimle birlikte çalıyordu. Daha gitar ağırlıklı bir gruptuk tabi…
Yiğit Gürcihan: Açıkçası bu müzik de içimize sinmediği için bir süre gitarsız devam etme kararı aldık ve evde çalışmalara başladık. Müziğimiz yavaş yavaş oturmaya başlayınca da vokal arayışına girdik. O dönemlerde arkadaşımız olan Duygu’yu da gruba dâhil ettik, mutlu olduk…
Reset!: Daha farklı bir tür müzik yaptığınızdan bahsettiniz. Örnek vermek gerekirse…
Emir: Ladytron, Skunk Anansie gibi grupları cover’lıyorduk.
Reset!: Şimdiye kadar Dogzstar ve Peyote’de sahne aldınız. Nasıldı konserler?
Duygu Aba: Güzeldi… İlk konserde bayaa heyecanlıydık. Artık sahnede daha rahatız. Yavaş yavaş daha da iyi olacak…
Reset!: Konserler, biraz arka arkaya geldi sanki... İnsanlar sizi performanslarınızla tanıdı. Bu önceden planlanmış bir şey miydi?
Emir: Aslında limitimiz, bir ayda en fazla iki konser… Bir konser kendi konserimiz olur, diğer konser de ön grup olarak çıktığımız ya da başka gruplarla paylaştığımız bir etkinlik olabilir. Sık konser veren bir grup olmayı düşünmüyoruz.
Yiğit: Bu konserlerle amacımızın, hem dinleyicinin kafasında ‘Solardip ne?’ sorusunu cevaplandırmak hem de sahneye alışmak olduğunu söyleyebilirim. Artık daha çok insan tanıyor bizi…

Reset!: Peki seyircilerin tepkisi nasıl? İzlemeye gelenlerin sayısı gittikçe artıyordur eminim…
Duygu: İlk konserlerimize daha çok -bizim davet ettiğimiz- tanıdık insanlar geliyordu. Şimdi ise bu kitlenin çoğunlunu bizi merak edip dinlemeye gelen insanlar oluşturuyor. Ben bile bazen okulda duyuyorum, ‘Abi, Solardip çok iyimiş, bu hafta konserleri var, gidelim!’ diyen insanları…
Reset!: Şimdiye kadar ciddi teklifler aldınız mı peki?
Emir: Evet, ahlaksız teklifler alıy…
Yiğit: Alacağımızı umuyoruz…
Reset!: Hakkınızda çok fazla bilgi edinemiyoruz! Saman altından su mu yürütüyorsunuz? Nedir durumlar?
Duygu: Aslında evet, çok hızlı ilerleyelim, tanınalım gibi bir amacımız yok, öncelikle bunu söyleyelim.
Emir: Evet, her şey bir an önce olsun, hızlı ilerleyelim gibi bir amacımız yok! Zaten çok zenginiz! (Gülüşmeler)
Reset!: Hatta mekânlara da üstüne siz para veriyorsunuz değil mi?
Emir: Mekânları kıramıyoruz, evet! Şaka bir yana; müziği, eğlenmek için yapıyoruz. O yüzden bir patlama ya da ağırdan alma çabası gibi bir şeyden bahsedemeyiz.
Duygu: Bizim çok da beklemediğimiz türden bir patlama oldu aslında…
Yiğit: Hiçbirimiz hayatımızı müzik üzerine kurmadık tabi. Keza hepimizin ayrı ayrı başka uğraşıları ve öncelikleri var; müziği ise eğlenmek için yapıyoruz. Böylelikle ortaya güzel bir şeyler çıkartabiliyoruz. Yani bunu “Emir, Duygu ve Yiğit’in dostlukları içinde geçen güzel bir dilim olarak görüyoruz”. Eğlenmediğimizi anladığımız anda bırakabiliyoruz. Mesela konserde de sıkıldık diyelim, konseri yarıda bırakıp gidiyoruz. (Gülüşmeler)
Duygu: Tabi, bu anlar sık yaşanmıyor, bir aradayken çok eğleniyoruz.
Reset! : Bir EP çıkardınız. Çevremden duyduğum kadarıyla tepkiler de oldukça iyi… Bundan yola çıkacak olursak dinleyici en çok hangi şarkıyı sevdi sizce?
Emir: EP’de yer alan üç şarkı da birbirinden farklı türe sahip aslında. Hepsinin dinleyici kitlesi farklı…
Reset!: Şarkıların yazım süreci nasıl ilerliyor? Vokal konusunda bir paylaşım söz konusu… Şarkı yazımında da benzer durumlar var mı?
Duygu: Altyapıyı genellikle Emir hazırlıyor. Sonra bir araya gelip üzerinde konuşuyoruz. Sözleri de aslında beraber yazıyoruz. Mesela, Get In’i Yiğit’le beraber yazmıştık.
Emir: Vokalde Duygu daha ağırlıkta diyebiliriz… Aslında insan sesini enstrüman gibi kullanıyoruz. Bu yüzden kayıtlarda farklı insanlar söylüyor. Mesela Pieces’ı tamamen distortion efektli bir şekilde kayıtlarda ben, konserlerde ise Duygu söylüyor. Hatta performans esnasında farklı sözler de devreye giriyor.
Reset!: Aldığım duyumlara göre Paralyze Me’nin bir versiyonu daha varmış…
Emir: Bayaa versiyonu var aslında. Akustik, downtempo, tekno… Belki daha sonra yayınlanabilir hepsi.
Yiğit: Bu arada, Paralyze Me için üç farklı elden remix çalışması bekliyoruz şu sıralar.
Reset!: Yakında yeni kayıtlar da dinleyecek miyiz?
Emir: Tabi, şu an sahnede çaldığımız şarkılardan yedisi bize ait aslında. Bu röportajı takip eden günlerde 5 yeni parçamızı da Myspace’te paylaşıyor olacağız.
Reset!: Bu arada, görsellerinizi kim hazırlıyor?
Emir: Ben yapıyorum. Konser visual’larını da Aslı Narin hazırlıyor.
Reset!: En son dergimizden Hemi’nin B Yüzü programında Solardip’in anlamını sordunuz. Nasıl cevaplar geldi?
Duygu: Baya ilginç yanıtlar geldi. Biri “güneşe parmağını banıp yalamak” demişti mesela… (Gülüşmeler)
Reset!: Bildiğim kadarıyla yakın zamanda bir klip çektiniz. Nasıldı çekimler?
Duygu: Çok keyifliydi… Klibi Emir ve arkadaşımız Doruk çekti MTV stüdyolarında… Sadece post-prodüksiyonu kaldı, onu da Emir yapacak. Bir ay içinde yayınlanmayı planlıyoruz.
Reset!: 2010’da kendinizi nerede görüyorsunuz peki? Var mı beklentiler?
Emir: Bir beklentimiz yok ama izlediğimiz bir yol var. Yaza doğru bir EP daha çıkaracağız. Bu sefer çok daha fazla şarkı yer alacak. Klibimiz yayınlanacak. Kliple beraber fotoğrafları çıkaracağız. Festivallerde yer almak da iyi olur tabi...
Yiğit: O kadar insana çalmak eminim çok güzel olur.
Duygu: 2010 için değil ama ileride bir yurtdışı festivali de hiç fena olmaz.
Reset!: Son sorumuz 2009’un sevdiceklerinden yana gelsin diyorum: Yılın albüm ve performanslarında gönül bağı kurduğunuz isimler var mı?
Duygu: Yılın performansı olarak Yuksek'in Melt!'teki performansı diyeceğim. İstanbul için konuşmak gerekirse de Fischerspooner'ın Otto Santral'deki performansı bence en iyisiydi. Albüm olarak da bu sene en çok Röyksopp – Junior dinledim.
Emir: Royksopp - Junior ile The Prodigy - Invaders Must Die arasında kaldım ben de... Performans olarak kötünün iyisi olarak tabir etmem gerekse de Rock'n Coke performansi ile The Prodigy!
Yiğit: Albümler bakımından benim için çok güzel bir yıl oldu diyebilirim. Vitalic ve Röyksopp’un son albümleri bence harika! Junior Boys’ un son albümünü de atlamamak gerek! Performans içinse Duygu ile Melt! serüvenimizin ötesinde bir şey düşünemiyorum ama İstanbul’daki The Whip performansı da çok iyiydi.
http://www.myspace.com/solardip
http://solardip.tumblr.com
http://www.solardipband.com (yakında)

|
|
|
|
|
|
|
|