Lanet 2000’ler

Salim sübyan bünyelerin bir 10yıllık periyodu devirmesinin şahbaz coşkusu içindeyiz bu günlerde.

Her türden bilgiyi elde etme babında yaşadığımız sıçramaları büyük bir soğukkanlılık ve iştahla sindirerek edindiğimiz cıvık modernizmin tüketim ekseninde hormonladığı beyinlerin algı akışının yediden yetmişe bilgi çöplüğüyle istiflenmesini yaşıverdik son 10 yılımızda.

Etikette kültür sanat dergisi olduğumuzdan olaya kültür sanat babında bakmaya çalışıyorum ama elle tutulur bir cahiliye devrinde en kolay sömürülen şey olan müzik ahkâmı kesmeyle kısa ömrümün büyük kısmını geçirdim o yüzden olaya biraz müziksel bağlamdan yaklaşasım var:

Son onyılda bizim gibi şehirli bebeleri etkileyen en önemli husus ecnebi müziğe olan yoğun entegrasyonumuz oldu sanıyorum. Kültürlü olmayı indie müzik dinleyip, emule,torrent vb mecralardan film çekme olarak kabul ettiğimizden ortak zevklerin kesişiminden edindiğimiz paydalarla mutluluklarımızı yaşayıverdik. Bu vesileyle son 10 yılımıza damgasını vuran gruplardan kısaca bahsedip sataşacağım,



2000 lerin başında dünyayı dolduran korku, bilinmezlik ve sefalet birleşimi mutsuzluğun aksine çok şehirli, vurdumduymaz ve akla yapışan tıngırtılarıyla tüysüz Strokes bütün ergen damarlarımızı doldurarak bizi kendimizden geçirmeyi başarmıştı. Son on yılımızı dolduran çoğu grubun çıkışına ön ayak olarak new york lu pijliklerini üzerinde en rahat taşıyan grup kesinlikle Strokes’du.



İçten pazarlıklı hüznün marşı olarak kullanılan Radiohead yine insanların derin hüzünlerinin odağında kendini yer bularak müziksel ve zihinsel olarak global bazda kitleleri etkiledi. Yaptığı caz ve deneysel albümler mutsuzluğa fon müziği olarak sömürüldüğünden müzikal değeri ve yapısı yıllar boyu göz ardı edildi ve edilmeye devam edecek diye düşünüyorum.



Son 10 yılın en önemli grupları arasında Fransız elektronik gruplarını saymaya başlarsak sanırım liste bir hayli kabarık olacak. Fakat işin kaynağını da genelleme yapmakta sakınca görmeden hepimizin sevdiği Daft Punk’tır sanırım. Bütün nu-rave disko şit ve kitsune zirzopluklarını da bu vesileyle geçiştirmek istiyorum.

2000lerde kendi adıma en asap bozucu olayların da biride insanlardaki su götürmez Sigur Ros ve İzlanda sevgisi oldu sanıyorum. Bizim de oryantalizmimiz böyle oluyor herhalde. Post rock ve ses duvarı babında birbirinden farklı olmayan ve fakat cidden vurucu müzik yapan onlarca grup kulaklarımızın pasını almayı bildi, Sigur Ros’da bu gruplar arasında en meşhur olanlardan biriydi, fakat en iyisi olmadığını da düşünüyorum.



Indie furyasının bir diğer önemli neferi olarak her daim ortalarda olan White Stripes’da son 10 yıllık dilimde müzikal alanda kendine her daim yer buldu. Bütün o gaz şarkıların yanında o patates yanaklı aceleci kirli vokallerde hep bir şeylerin yanlış olduğunu düşünsem de yıllar boyu usanmadan kendilerini dinletmeyi bildiler. Bir çok yan grupla beraber de insanları peşlerinden sürüklemeyi başardılar.

Günümüzde koca hard disklerimizde indirilen ve dinlenilmeyi bekleyen yüzlerce gruptan sadece 5 tanesinden bahsetsem de yıllar boyunca birçokları düşünsel-duygusal bağlamda bize iyi kötü bir şeyler kattı, ileriki yıllarda da yine bizi kendimizden geçirecek bir çok grupla haşır neşir olmaya devam edeceğiz. Fakat bütün bu tüketim çılgınlığı ve ileti denizinde ne bilginin ne de duyguların eski değerinde olmadığı da belirtmekte fayda var.

Bütün batan dergiler, yığın yığın insan kalabalığı ve ehlikeyif işletmecilerin elinde rezilleşen mekânların kritiğini bir sonraki sayıda ele alma sözü vererek ufak bir son 10 yıl taşlamasına son vermek istiyorum.

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010