Casiotone for the Painfully Alone Röportajı
16 Aralık’ta Indigo’da gerçekleşen ve Bant’ın düzenlediği Converse City Nights kapsamında sahne alan Owen Ashworths’ün kişisel projesi olan Casiotone for the Painfully Alone üzerine kendisiyle konser öncesi küçük ve şirin bir kafede röportaj yapma imkanı bulduk. Oldukça utangaç olan Owen Ashworth, sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verdi:

Reset! Magazine: Şarkılarınızdaki sözlerin hepsi sanki bir hikaye anlatıyor. Şarkılarınızda var olan öyküyü siz sanki melodilerle birer şarkı haline getiriyorsunuz. Bu sizin müziğinizi oluşturmada bir formül müdür? Yaşadığınız yer Chicago’nun buna katkısı nedir?
Casiotone for the Painfully Alone: Sözler tabi ki de parçalarda önemli yerler tutmakta. Bu hikayeler kurmaca karakterler etrafında geçmekte genelde. Bazıları Chicago’da olan gerçek soygunlara dayanmakta. Chicago’daki bazı yerlerin isimlerinden de şarkılarımda bahsediyorum. Yani Chicago’nun coğrafi olarak şarkılarımda bir yeri var diyebiliriz. Yaşadığınız yerden şarkılarınızda bahsetmek, aslında işin en hatırda kalır numaralarından biri.
Reset! Magazine: Hiç tam bir grup olmayı düşündünüz mü? Bir kaç kişilik ile beraber müziği götürmeyi düşündünüz mü?
CTFPA: Aslında bazen 5-6 kişi ile beraber çaldığım oluyor ancak Avrupa’da genel olarak tek kişi çalışıyorum, böyle tercih ediyorum. Müsait olduklarında ve duruma göre başka gruplarda çalan arkadaşlarla beraber çalıyoruz. Bas, davul, kontrbas, gitar gibi ekipmanlar oluyor arkadaşlarımla çalınca. Elektronik bir yapıya ağırlık vereceksem, tek başıma çalıyorum. Zaten bütün parçalar da her şeyleriyle bana ait. Bu projenin sürekli üyelerinin olduğu bir grup olarak sürmesini istemiyorum. Başka insanlarla sahnede çalmak güzel bir şey ancak üretim sürecinde tamamen bağımsız ve tek başıma olmak istiyorum.
Reset! Magazine: Casiotone’un kayıtlarıyla, Canlı performansları arasında nasıl bir fark var? Kayıttan canlıya geçiş sürenizden biraz bahsedebilir misiniz?
CTFPA: Aranjmanlarda çeşitli değişiklikler yapıyorum, ana fark budur ancak bunun dışında başka ne söyleyebilirim bilemedim . (Gülerek) Daha önce hiç kendi konserimi seyirci olarak dinlemedim.
Reset! Magazine: Türkiye’deki dinleyici kitleniz hakkında bir bilginiz var mı? Buraya gelmeye nasıl ve niçin karar verdiniz?
CTFPA: Dinleyicilerle ilgili bir fikrim yok umarım güzel ve dolu bir konser olur. Buraya gelme hikayesinde aslında benim çok aktif rolüm olmadı. Konserlerimi ayarlayan kişi ile Bant bir sene süresince yazışmışlar. Sonuçta bana gelip İstanbul’da konser vermek ister misin dedi. Ben de tamam diyince olaylar gelişti.
Reset! Magazine: Casiotone olmasa, Owen Ashworth şu an sizce nasıl bir müzik yapıyor olurdu?
CTFPA: İlk başlarda farklı bir müzik yapıyor olsam da şimdi yapığım müziğe benzer bir şey yapmış olurum tahminen. Zaten Casiotone artık çok kullandığım bir şey değil diyebilirim. Onu tercih etmemin sebebi küçük, pratik ve kolay taşınabilir olması. Ancak dediğim gibi artık az kullanıyorum.
Reset! Magazine: Genelde gruplar yaptıkları müziği isimlerine bu kadar net yansıtmazlar böyle bir isim nereden aklınıza geldi ?
CTFPA: Aslında bu isim benden çıkmadı. Bir arkadaşım müziğimi dinlerken böyle bir isim aklına geldi. Aslında müziği en iyi tanımlayan ismi koymuş ancak son albümlerde müziğimin bu isimden uzaklaştığını söyleyebilirim. Son albümde de bir parçada davul tonu kullandım onun dışında ise bu albümde hiç Casiotone kullanmadım.
Reset! Magazine: Bildiğim kadarıyla Sinema okumuşsunuz bu projeye başlamadan evvel ancak bitirmemişsiniz. Acaba görsel olarak öğrendikleriniz müziğinize bir şeyler kattı mı ve hiç canlı performanslarınızda görsel kullanmayı düşündünüz mü?
CTFPA: Film izlemeyi çok severim. Bazı şarkılarımı birkaç film etkilemiş olabilir ancak daha fazla etkisi olmadı diyebilirim. Konserlerde görsel kullanmak istemiyorum çünkü benim sahnedeki tek amacım müziğimi sunmak. Daha göz alıcı bir sunum yapmaktansa, mekanik bir şekilde müziğimi sunmak amacım.
Reset! Magazine: Son olarak, bu aralar neler dinliyorsunuz ?
CTFPA : Çok müzik dinlemiyorum bu aralar. Bugünlerde podcastlerle aram iyi .“This American Life” isimli bir radyo belgeseli dinliyorum. Oldukça ilginç ve eğlenceli. Bir de 60’lar Amerikan soul müziğini takip ediyorum. Ayrıca, bu aralar plak koleksiyonumu mp3’e çevirmekle uğraşıyorum.
Reset! Magazine: Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

 
|