|
İstanbul'un Dans Hali #1
Pandaloop Röportajı
6 yıl öncesine dayanan bir arkadaşlık ve müzik sevgisinin birleşmesiyle ortaya çıkan DJ ikilisi Pandaloop huzurlarınızda! Fazlasıyla müziğe aç olan Pandaloop üyeleri Aslı Arduman & Ayşe Telci aslında bir o kadar da eğlenceli ve mütevazi kişilikler. Babylon’daki Ebony Bones konseri öncesi onları sorgu masası ışığı altında yakından tanıdık ve çok keyifli bir röportaja imza attık.
Reset! Magazine: İkiniz nasıl tanıştınız? Pandaloop’un hikâyesi nasıl gelişti?
6 yıl öncesine dayanan bir arkadaşlığımız var ve zamanla müzik zevklerimizin birbirine çok uyumlu olduğunu fark ettik. “Ben bu şarkıyı beğendim, sen ne düşünüyorsun?” diye fikir alışverişi yaparken Pandispania adlı blogu yazmaya başladık. Arkadaşlarımızdan ”madem müziği bu kadar çok seviyorsunuz, DJ’lik yapsanıza” cümlelerini duymaya başlayınca işe koyulduk. Birkaç arkadaşımızın yardımıyla geçiş yapmayı, mixer kullanmayı ve diğer teknikleri öğrendik.
Reset! Magazine: Müzikle bu kadar iç içeyseniz hiç bir grupta çalmadınız mı ya da çalmak istediğiniz olmadı mı?
Evet, aslında çeşitli denemelerimiz oldu; ama enstrümanları çalmayı deneyip deneyip bıraktık.
Reset! Magazine: Radyo programı, DJ’lik ve aynı zamanda blog yazıyorsunuz. Önceye kıyasla şu anda müzik hayatınızda ne kadar yer kaplıyor? Her gün yeni müzikler keşfediyor musunuz? Hangi bloglara / sitelere bakıyorsunuz?
Eski zamanlara göre müzik şu anda hayatımızın çok büyük bir kısmını dolduruyor. Her boş zamanımızda yeni müzikler keşfetmeye çalışıyoruz. Baktığımız birçok farklı blog var; ama bazen bu bloglar yanıltıcı olabiliyor. O yüzden Myspace’ten şaşmıyoruz!
Reset! Magazine: Türkiye’de çok fazla kadın DJ yok… Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Haklısın fazla kadın DJ yok; ancak aslında indie /rock çalan çok fazla DJ yok genel olarak.
Reset! Magazine: Set listlerinizi hep önceden hazırlıyorsunuz. Kitlenin nabzına göre çalmıyor musunuz?
Şarkıları seçerken zaten çalacağımız mekânın hissiyatına göre playlistlerimizi hazırlıyoruz. Yine de duruma göre mekânda çalarken nabza göre şerbet veriyoruz.
Reset! Magazine: Peki dinleyicilerin koptuğu şarkılar var mı?
MGMT- Kids, Yeah yeah yeahs - Zero, New Order – Bizarre Love Triangle, Modest Mouse - Dashboard ve Phoenix - Lisztomania şu anda aklımıza gelenler.
Reset! Magazine: Ayşe, bu soru sana: Etkinliklerin posterlerini sen yapıyormuşsun. Bunu yeteneğini başka alanlarda da kullanıyor musun? Çok renkli ve güzel posterleriniz var.
Posterlerimizi ben tasarlıyorum. Bunun dışında birkaç etkinliğin posterini ve ayrıca müzik albümü de tasarladığım oldu. Onun dışında görsel bir şeyler yaratmak zaten benim hobim. Bu konuda isteklere ve önerilere her zaman açığım!
Reset! Magazine: Kısa bir süre önce de Dinamo’da radyo programı yapmaya başlamışsınız. Playlist’i seçerken genelde slow başlayıp sonra seti hızlandırıyorsunuz. Parçaları seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Çok sevdiğimiz şarkılar olmaları haricinde, aralardaki geçişlerin birbirleriyle uyumlu olmasına özen gösteriyoruz. Bir de dediğin gibi çok yavaş tempolu bir şarkıdan sonra bir anda çok hızlı bir taneye geçmiyoruz. Aslında radyo için seçtiğimiz parçalar bizim DJ’lik yaparken çaldığımız parçalara göre hayli farklı oluyor. Programımızda çaldığımız parçalar evde en çok dinlediğimiz ve en sevdiğimiz parçalar diyebiliriz. Bon Iver, Grizzly Bear, Beach House, The xx, Deerhunter, Sonic Youth, Piano Magic, Sunset Rubdown gibi grupların parçalarını radyo programına saklıyoruz…
Reset! Magazine: Teknolojinin gelişmesiyle bir süre sonra radyo’nun tamamen ortadan kalkacağını düşünenler var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Radyo düşünce olarak güzel bir şey olsa da artık kaç kişi dinliyor bilemiyoruz tabii. Şimdi birçok müzik blog’u olduğu için her türlü müziğe çok daha kolay ulaşılıyor, eskiden radyodan takip ederdik yeni albümleri/grupları. Ama gene de teknolojinin gelişmesiyle radyo programlarını internetten de dinleyebilmek süper. Umarız radyo ölmez.
Reset! Magazine: İstanbul’da canlı müzik dinlemek için tercih ettiğiniz mekân neresi? Orada hangi konseri en çok sevmiştiniz?
Canlı müzik için tercihimiz Babylon. Babylon’daki Broken Social Scene, Stereolab, Piano Magic, The National, Animal Collective, Bonnie Prince Billy konserleri en sevdiğimiz konserler arasında.
Reset! Magazine: Peki biraz da festivallerden bahsedelim...Türkiye’deki festivaller hakkında ne düşünüyorsunuz? Yurdışıyla bir karşılaştırma yapar mısınız?
Yurtdışındaki festivallerle karşılaştırınca maalesef Türkiye’deki festivallerin line-up’ları çok zayıf kalıyor. Ayrıca içki ve yemek orada inanılmaz makul fiyatlarda. (burada özellikle geçen sene birlikte gittikleri İspanya’daki Primavera festivali anılarından kısaca bahsediyorlar) Bunlar dışında buradaki festivallerin organizasyonlarını beğeniyoruz; her şey gayet tıkır tıkır ve profesyonelce işliyor.
Reset! Magazine: Sizin hayalinizdeki line-up’da kimler olurdu?
Pixies, Deerhunter, Animal Collective, Passion Pit, Spoon, Sigur Ros, TV on the radio, Yeasayer, Grizzly Bear, Yeah yeah yeahs, The National, Sonic Youth, The Flaming Lips, Yo La Tengo, The Cure, Fleet Foxes, Wild Beasts ve sonu gelmeyen upuzun bir liste!
Reset! Magazine: Şu an ipod’unuzda dinlediğiniz 5 şarkı nedir?
Ayşe: Piano Magic – Faint Horizon, Foreign Born – It grew on me, Atlas Sound – Quick Canal, Delphic - Counterpoint , Memory Tapes - Bicycle
Aslı: Yeasayer – Tightrope, Wild Beasts - Hooting & Howling, The Big Pink - At War with the Sun, Ramona Falls – Melectric, Sunset Rubdown - Nightingale / December Song
Küçük bir not : DJ setlerine gelemeyenler için Pandaloop’un radyo programı her Pazar saat 23:00-24:00 arası Dinamo FM’de! http://pandaloop.tumblr.com adresinden de programı dinleyebilirsiniz.

|
|
|
|
|
|
|
|