TREND |
 |
Oh Sıcacık! Sezon Trendi : “Faux” Kürkler |
Biliyorsunuz artık cafe içlerinde sıcacık kahvemizi ya da çayımızı içerken sigara tüttüremiyoruz. Çok lazım değil tabi ama içmek isteyeni var, istemeyeni var. Tiryakiler kar, fırtına, yağmur dinlemeden sokaklarda pöfürdüyor. Önüne geçilemez bir durum söz konusu. Bir de ‘’Havalar birden soğudu be abi’’ geyiği var. Bu benim için de ciddi bir sorunsal, kimse sevmiyor dondurucu soğuğu ama hep vardı, olmaya da devam edecek. Allahtan Norveç’te filan yaşamıyoruz…
Devam > |
|
|
|
|
|
BLOG |
 |
Bir Moda Blogger’ı Olarak Erkek: Karşınızda Men’s Fashion ile Ozan Alçın |
Ey Türk erkeği(Hürmiye’ye selamlar…),
Modaya olan ilgin artmakta mı ne? Sanki öyle… Zira gittiğim konserlerde, etkinliklerde kadınlardan çok erkeklerin giydikleri ilgimi çeker oldu. Saç stilinden ayakkabıya, gözlükten çantaya ne çok özenir oldunuz kendinize. Hoşumuza gidiyor mu? Abartılmadığı sürece benim cevabım kocaman bir evet…
Devam > |
|
|
|
|
|
|
|
RESET! NEW YORK'TAN BİLDİRİYOR |
 |
| Victoria's Not Very Secret Fashion Show 2009 |
Edward (ya da şovlarda gördüğünüz adıyla sadece Ed) Razek’in kreatif direktörlüğünü yaptığı Victoria’s Secret markası, hiç şüphe yok ki; çok sükse yapan “angel” konseptiyle, model seçimindeki ve yıldız yaratmaktaki başarısıyla, nerdeyse yılın 365 günü mağazalarından birinde etkinlik düzenliyor olmasıyla günümüzün en başarılı pazarlama projelerinden biri. Fakat bu aşırı doz pazarlama bazen markayı insanların gözüne biraz fazlaca sokmak boyutuna taşabiliyor Victoria’s Secret’ta. Yani ben markayı, lisedeki bol bol pohpohlanan ama içten içe çok da sevilmeyen popülar kızlara benzetiyorum gibi absürd bir yorum yapabilirim. Mesela, şovun canlı yayınlandığı gün CBS’in 2,5 dakikada bir yayınladığı 1,5 dakikalık Victoria’s Secret reklamı da (ki reklam Michael Bay tarafından yönetilmiş, talihsiz bir durum) ilk izlediğimde gözüme hoş ve tabii ki amaçlandığı gibi seksi gelmesine, “Doutzen Kroes senin benim gibi insan formlarında mı yaratılmıştır yoksa başka bir kategoriden mı aramıza sızmıştır??” gibi son derece aşağılık yorumlar yapmama sebep olmasına rağmen, ikinci-üçüncü kez izlediğimde içerdiği ultra aksiyonlu sahnelerle sadece komik gelmeye başladı bana. Belki de reklamda dünyayı kurtarmak üzere gizli göreve çıkmış olan iç çamaşırları gören tek kişi benimdir o ayrı...Yaratıcılığa, yeni şeyler deneme cesaretine saygım sonsuz olsa da, bu yıl Victoria’s Secret genel konseptiyle bana “Bir marka kendisine bu kadar aşık olur!” dedirtti.
Devam > |
|
|
|
|
|
|
|
Bu Sezon Edinilmesi Gereken Parçalar
“Hot Buys”
|
1-Deri Motorcu Ceketi |
2-Body-Con (Vücudu Saran) Mini Elbiseler |
3-Grunge Botlar |
4-Tie-Dyed Denim Kotlar |
5-Denim Gömlekler |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
RÖPORTAJ |
 |
| Sadi Güran Röportajı |
Reset! Magazine: Moda sektöründe çalıştığınızı, moda editörlüğü yaptığınızı okudum ama sanırım memnun kalmamışsınız. Neden cazip gelmedi?
İlk başlarda çalışmaya başlamam okuldaki bağlantılarım ile oldu. Özlem Süer hocamdı, onun sayesinde bir süre tasarımla ilgilenme şansım oldu. Bu işin çalışmak kadar sosyal ilişki de gerektirdiğini gördüm. Bu da pek benim yapabileceğim bir şey değildi açıkçası. Bir süre Vizyon dergisinde çalıştım, çekimlere moda editörlüğü yaparken çok çok eğlendim. Fakat sonunda illüstrasyona ağırlık vereceğim kesindi ve öyle de oldu.
Reset! Magazine: Artık moda tasarımı yapıyor musunuz peki?
Moda ile ilgisi yok ama giysi tasarımı yapıyorum. Çizimlerimde de tasarım hep vardır. Çok güzel bir form benim için. Videolara özel tasarımlar yaptım. Norrda ve Mira gruplarının videoları için giysi ve karakter tasarımları yaptım ve çok keyifliydi gerçekten.
Devam >
|
|
|
|
|
ETKİNLİK |
 |
| GalataModa Festivali: 09-13 Aralık |
Moda Tasarımcıları Derneği ve Beyoğlu Belediyesi’nin işbirliği ile gerçekleştirilen GalataModa Festivali, 9/13 Aralık tarihleri arasında yine Galata-Kuledibi’ndeydi. Oldukça faklı tarzlardaki tasarımların makul fiyatlarla satışa sunulduğu festivalde moda takipçilerinin katılımı da oldukça fazlaydı bu sene. İlk üç gün Kuledibi’nde sergilenen tasarımlar, hava şartları nedeniyle son iki gün Serdar-ı Ekrem Sokak’taki mekanlara taşındı. Festival, ilk gününden son gününe kadar oldukça fazla ilgi gördü; keza moda tutkunları, soğuk havaya rağmen keyifle alışverişlerini yaptılar.
Devam >
|
|
|
|
|
MEISEL PIC |
 |
| Meisel Pic Mi? O Da Neyin Nesi? |
Meisel ismi belki moda fotoğrafçılarını yakından takip edenler için bir şeyler çağrıştırmış olabilir. Biz yine de hikayemizi en başa sarıp anlatalım. Aslında bu hikayenin ortaya çıkış şekli bir nevi çorba yapmaya benziyor, hani evde ne varsa hepsinden biraz serpiştirip öylesine bir çorba yapar gibi. Biliyorum kafanız iyice karıştı ama inanın moda dünyasının böyle bir çorbaya ihtiyacı vardı.
Hemen hikayenin ana kahramanlarını tanıtarak olaya tam ortasından dalalım. Hikayenin ilk kahramanı Vogue dergisinin İtalya şubesi. Vogue İtalya dünyanın öteki Vogue’larından bence biraz farklı. Sonuçta Vogue’dan bahsediyoruz, zaten Vogue’un moda dünyasındaki önemi açıkca ortada bunu söylemeye bile gerek yok. Doğaldır ki adı Vogue da olsa, bütün Vogue’ların kendine has bir tarzı var. Bence bunlardan en belirgin tarza sahip olanı ise Vogue İtalya. Bunu da yaptıkları fotoğraf çekimlerine borçlular. Fotoğraf çekimlerinde kullanmayı seçtikleri konular genelde olabildiğine çarpıcı bir şekilde işlenmiş, hatta kimi zaman insani rahatsız eden ve gündemde mevcut olan haberlerden yola çıkarak biraz zamanın ilerisinde olan bir yapıya sahip. Tabi bunda hikayemizin ikinci kahramanın rolü yadsınamaz.
Devam >
|
|
|
|
|
LA ROUX |
 |
| İkoncanımız Belli – She Is Elly! |
Eda Taşpınar giyinedursun, biz gerçek ikoncanımızı belirledik bile! Huzurlarınızda sıra dışı saç modeli, androjen tarzı ve sergilemiş olduğu 80’ler aşkıyla, gözlerden kaçmasına imkan olmayan bir stile sahip, çığırtkan sesli İngiliz kızımız Elly Jackson. La Roux grubunun yüzü, 21 yaşındaki yeni stil ikonumuz!
Özellikle 80’ler kokusu aldığımız her şeyi gönül rahatlığıyla bağrımıza basabilmemizden mi kaynaklı nedir bilinmez; hemen ilgimizi çekti, sevdik, benimsedik kendisini…
80’lerin geri döndüğü bir takım moda dergileri tarafından tekrar tekrar önümüze sunulsa da, hiç gitmediğini biliyoruz. Neon renkler, abartılı kesimler ve hatta vatkalar çıktı geldi, hiç yabancılık çekmedik.
Devam >
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|