A Christmas Carol – Yeni Yıl Şarkısı

Söz konusu Noel olunca kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlıyor, içim dışım dört bir dünyam resmen küçük hediye kaplarıyla doluyor ve arka fonda sürekli Walt Disney’in Noel müzikleriyle bambaşka bir dünyanın içinde koşar adımlarla zıplıyorum. Tüm tüketim çılgınlığına rağmen her yerin yeni yıl süsleriyle dolması, her mağazada Noel şarkıları eşliğinde bir sürü oyuncakların, mumların, müzik kutularının ve süslerin bulunmasından kim mutlu olmaz ki! Tabii ki de Scrooge amca!

Bir insan nasıl olurda Noel’in tüm mutluluğunu bir kenara bırakıp sadece kendini işe verebilir. Nasıl olurda o gün diğer insanların mutlu olması ona saçma gelebilir. Bir insanın bu şekilde davranabilmesi için kesinlikle başına bir şey gelmiş olmalı. Scrooge amcanın hikâyesi de tam da burada başlıyor zaten.

Mutsuz olmakla o kadar meşguldür ki Scrooge amca, sadece kendi ölümü yaklaştığında bununla yüzleşebilmiştir. Bunun için geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek Noeller’in hayaletlerine teşekkür etmeliyiz bence. İnsanları korkutan ve onlara soğukluk veren Scrooge amca, Noel’den önce kaybettiği meslektaşı Marley’nin ruhu ile karşılaşır. Aslında bu onun için çok büyük bir şanstır. Çünkü böylelikle eline hayatını değiştirebilecek bir fırsat geçer. 3 gün aralıklarla geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek Noeller’in hayaletleriyle karşılaşacaktır. Her bir hayaletle, hayatının o döneminde ki Noel’ine yolculuk yapar. Bizlerde izleyiciler olarak Scrooge amcanın neden böyle bir karaktere sahip olduğunu anlarız yavaş yavaş. Tabii ki mutlu son..Belki de insan en çok korktuğu şeyle yüzleştiğinde değişime açık oluyor.

Charles Dickens’in 1843’te bizler için bu küçücük dünyayı yarattı ve 2009’da yönetmen Robert Zemeckis, Walt Disney ile birlikte bu dünyayı herkes için birebir gerçek yaptı. Tam anlamıyla bir kitabı sayfalardan çıkartıp görselliğe aktarmanın en iyi örneği diyebilirim bu filme. Filmden sonra kitabı yeniden elime aldığımda karakterlerin ne kadar da hayalimdekiyle örtüştüğünü düşündüm. Scrooge amca tam da düşündüğüm gibiydi. Aslına bakarsak olayların görselliği düşündüğümden daha da iyiydi.   

Peki ya çekimler? Bir animasyonu en güzel yapan şeylerden biri de kameranın sınır tanımadan her hareketi rahatça yapabilmesidir herhalde. Film boyunca her delikten geçtik, kesintisiz uzun sahnelerin içinde nefes aldık, Noel hayaletleriyle birlikte uçtuk, zamanda ve mekânda atladık. Üstüne üstlük bunların hepsini kamera hareketleriyle yaptık. Scrooge amcayla birlikte onun geçmişine, geleceğine ve şimdiki zamanına yolculuk yaptık ve yanımıza hiçbir şey almamıza gerek yoktu çünkü sadece aslında ölümle yüzleşmenin getirdiği iç hesaplaşmaları gördük. İyi olmak için iyi bir nedene ihtiyacımızın olmadığını da keşfettik.

Animasyonun görsel zenginliği ise küçük bir hediye paketi gibiydi. Walt Disney’den gelen bir hediye paketi. İçinden iyi bir şeyler çıkacağını biliyorsun ama yine de merak ediyorsun acaba roman nasıl anlatılmış, görsellik nasıl diye. Paketi açar açmaz ise küçük bir çocuk gibi bağırıp, zıplayıp iyi ki insanlar yılda bir gün bile olsa zamanın geçmesine seviniyorlar diyorsun.

Aslında konu olarak incelersek giriş gelişme ve sonucu çok rahat bir biçimde gözlemleyebiliriz. Filmin en başınca Scrooge amcanın ne kadar katı bir insan olduğunu görüyoruz. Tüm karakterlerimizi tanıyoruz yavaş yavaş. Daha sonra üç hayaletle birlikte gelişme kısmına doğru uçuyoruz. Son olarak da Scrooge amca artık eskisi kadar kötü değildir çünkü o da artık iyilik yapmanın keyfine varabilmiş ve karşılıksız yapılan iyiliklerin, geride paradan daha değerli şeyler bıraktığını görmüştür.

Romanın genel havasından dolayı çocuk filmi tadında olan A Christmas Carol içimdeki tüm Noel ruhunu yerine getirdi. Belki de somurtkan olmak yerine güne biraz daha mutlu başlamam gerektiğini hatırlattı bana. Yaşamdan aldığım zevki paylaşarak arttırabileceğimi gösterdi. Ama bunu yaparken insanın aklında her zaman üç hayaletin Scrooge amcaya öğrettikleri olmalı.

Bir yandan bir hayalet öyküsü ama öbür taraftan tam bir mutluluk aşılayıcısı. Belki de ben biraz abartıyorumdur Noel’i bu kadar çok sevdiğim için. Bunu anlamanın tek yolu herhalde bu filmi izlemek!

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010