Ebony Bones - Bone of My Bones

Birçok kez bir şeylerin geçmişteki izlenimlerin yarattığı önyargıyla harcandığına tanıklık etmişizdir. Bir şarkının orijinalini dinledikten sonra aslında içten içe daha iyi olduğunu fark ettiğimiz cover'ını dinlemeye değmezmiş gibi gösterme konusunda hepimizin farklı önyargısal suçları vardır. Bu önyargının bir türünü de kadın erkek eşit(siz)liği üzerine yapılan tartışmalarda sıkça eleştirmişizdir. Kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmış olduğu inancının yarattığı kemikleşmiş öncül kabullenişlere karşı çıkarız. Bir cinsiyetin diğer cinsiyet ile hiçleşmesi ve kadının erkek üzerinden tanımlanmasının önyargısal sonuçlarını eleştiririz büyük bir hevesle ve bu inancı küçümseyen bir tavırla. Ne de olsa ataerkilliğin baskın şekilde neredeyse her seferinde haklı çıkmasındaki en büyük pay bu mite aittir. Bu türden kabullenişlere son iki senedir müzik dünyasında çatlak sesiyle karşı çıkan Bayan Ebony Thomas ise İngiltere'nin en ünlü dizi oyuncularından biriyken, içinden gelen müzik aşkına daha fazla dayanamayıp, içindeki renkleri ortaya çıkarmaya karar verir ve yapar da.

Ebony tam da oyunculuk kariyerinde şu andaki takipçilerinin hoşlanmaktan millerce uzakta olduğu En Seksi Kadın seçilmeler zamanlarını yaşarken, bir anda gökkuşağı renklerini üzerine geçirmiş bir kişilik. Hakkında özellikle son iki senede çok şey söylenmiş olan bu kadın, bu sene piyasaya sürülmüş olan Bone of My Bones adlı albümüyle toplumun farklı alanlarındaki önyargılardan gücünü alan kalıplara karşı adeta savaş açmış gibi görünmekte. Kendisi de hayatının belli bir döneminde belli kalıplara sıkışmış olduğundandır belki, şu anki haliyle önceki görüntüsü arasında oldukça büyük bir fark bulunan Ebony, o zamanların kaybedilmişliğine eğlenceli ve nüktedan sözlerle dokunuyor. Çok başarılı bir oyuncu olarak anılmasa ve kariyerinin o safhasında her ne kadar sıradan bir pembe dizi karakteri kimliğine bürünmüş olsa da, kendi içinde bu durumdan ne kadar sıkıldığının göstergesi olarak 2007'de gayet de bu sıkılmışlığa uygun adlandırılmış "We Know All About U" isimli bir single çıkarıyor önce. Şarkılarının her parçası kendine ait olmalı diye düşünmüş olmalı ki, bütün enstrümanları kendisi çalmış, bütün sözleri kendisi yazmış ve BBC Radio 1'de DJlik yapmakta olan Zane Lowe'ın ilgisini çekip radyonun haftalık yeni müzikler listesinin en üstüne ismini yazdırmayı başarmış bir kadından bahsediyoruz burada. Bu kadının müzik kariyerine etiketlemeyi tercih ettiği mahlası ise Ebony Bones.

2007 ve 2008'de kendi kendine birbiri ardına yayınladığı single'larıyla başarılı bir çıkış grafiğini yakalıyor ve günümüz tek kullanımlık pop şarkıcılarından biri olmadığını her geçen gün daha da sağlam bir şekilde kanıtlıyor tüm dünyaya. Ebony Bones olarak The Guardian'dan dünyanın en hip indie dergilerinin ve oluşumlarının dikkatini bir anda çekmeyi başarmış Ebony'nin müziğini tanımlamaya çalışırsak karşımıza çok geniş bir janr skalası çıkıyor. 12 yaşından beri sürdürdüğü oyunculuk kariyeri esnasında oldukça iyi bir müzik dinleyisi olduğunu apaçık ortaya koyan bir ilk albüm olan Bone of my Bones, ona buna sataşan Ebony'nin asıl kimliğini her açıdan en iyi şekilde yansıtan bir otobiyografi niteliğini taşıyor. Tıpkı Ebony'nin konserlerinde ve fotoğraflarındaki görüntüsü gibi albümdeki tüm şarkılar festivalimsi bir havaya sahip. We Know All About U'da keyboard riffleri üzerine serilmiş el çırpmalar, neden her zaman en sevmediklerimize bile gülümsemek zorunda olduğumuzu sorguluyor. Diğer yandan "W.A.R.R.I.O.R."daki bas bir ses Ebony'nin söyleyeceklerine açılış yapıyor ve marşımsı sert iniş çıkışlara sahip şarkının ismindeki noktalar ise Ebony'nin sahne şovlarında kullandığı yüz boyaları ile birleşince müzisyenin agresif tarzının adeta bir göstergesi haline geliyor. "In G.O.D. We Trust"ta ise bahsedilen tabii ki tanrı olmuyor. Her noktanın bir anlamının olduğu gibi burada o noktalar da Gold, Oil ve Drugs üçlüsüne vurgu yapıyor ve Ebony her ele aldığı konuda olduğu gibi burada da gösterişli ifade tarzını şarkısının her köşesine yansıtıyor. Bir şarkı rock riffleri üzerine kurulmuşken, diğer şarkının janrı konusunda büyük kafa karışıklıkları yaşanabilir. Funk, elektronik, indie rock, post punk öğelerinin hepsini üzerinde patlayıcı ibaresi bulunması gereken pop müziğin üzerine işliyor her seferinde büyük bir özenle. Sözler geçmişinden kaynaklanan önyargıları gözardı ettirecek kadar iddialı ve kışkırtıcı olmakla kalmıyor, dinlerken gülümsetebilen bir mizah duygusu barındırıyor. Tıpkı müziği ve görüntüsü gibi farklı olan Mayıs sonunda çıkardığı son single'ı The Muzik'in klibi ise 20 farklı şehirden 10 farklı yönetmenlerin çektiği görüntülerin bir kolajı. Ebony Bones dinlerken dans etmekten başka bir şey gözünüzün görmeyeceğinin kanıtı gibi bir klip The Muzik'in bu klibi.

Ebony kendisinden olmayan hiçbir şeyi müziğine dahil etmek istemeyen bir insan olarak tek başına çıkardığı albümüne sahnede arkadaşlarını dahil ediyor. Yedi kişilik grubuyla en son South by Southwest'e katılmış olan gruplara haklarında yapılan yorumlarla ilgili tur bindirmiş durumda. Sıklıkla M.I.A. ve Santigold'un çizgi film karakteri olarak karışımı olduğu yorumları yapılıyor ve fakat Ebony Bones karnavalımsı renkleri, elektronik post punk müzikleri, iğneleyici sözleri ve vurucu şovlarıyla hiç kimseye benzemeyen özel bir grup. 1950lerde yaşasaydı Soyut Dışavurumcular ve Neo-Dada'cılar arasında ikon savaşlarına sebebiyet verebilecek kadar eklektik insan Ebony Thomas en iyisi öfkesini ve ona her bakıldığında baş döndürüp heyecanlandıran kaleydoskop görüntüsünü hep korusun.



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010