Devendra Banhart - What Will We Be

Son zamanlarda Devendra Banhart ile ilgili sakalını bıyığını kesmiş, elini yüzünü yıkamış olması dışında gelen haberler ile ilgilenmiyordum. Bunun sebebi her ne kadar kendisini ve folk müziğini ayrı ayrı sevsem de birlikte biraz fazla vakit geçirdiler gibi hissetmemdi. Bu kadar deneysel şeyler yapmaya çalışıp bu kadar aynı tınlamasından sıkılmıştım. Yaptıklarından aldığım, o hepimizin aşina olduğu bir biri ardına aynı parçayı dinliyormuş hissiyatı had safhadaydı. Taa ki son albümü What Will We Be'ye kadar. Kendisi sanki bu duygularımı hissetmişçesine hiç ama hiç tahayyül edemeyeceğim yollara sapmıştı. Neler oluyordu?

Yedinci albümün tamamı Banhart'ın akusitik gitarı olmadan da yeterince ilginç olabileceğini kanıtlamaya çalışması gibi. Daha ilk bir kaç parça sonunda ben buna ikna oldum. Kesinlikle şimdiye kadarki en titizlikle kotarılmış, en eli yüzü düzgün çalışması olduğu söyleyebilirim. Hatta belki artık radyolarda da duyulan bir isim bile olabilir. Köklü değişikliklere gitiği için her parçada başka bir şeye benzemesi konusunda şimdilik üstüne gitmeyeceğim fakat buna ne kadar şaşırdığımı belirtmem gerek. İlk single olarak seçilmiş "Baby" özellikle Strokes hasreti çekenler için bire biri, yeni singleları bu deseniz kimsenin ses çıkaracağını sanıyorum. İlk önce ben de Strokes'u özlediğim için öyle geldiğini düşündüm fakat Devendra'nın takdire şayan Julian Casablancas taklidi ile durumun bu olmadığını anladım. Zaten hemen arkasından gelen Angelika ile de ciddi bir Cat Stevens tadı yakalanmış ve Cat Stevens'ı özlediğimi sanmıyorum. Yine de Angelika benim kişisel favorim. Klasik bir mutlu parça olarak başlayıp bir anda ortadan ikiye bölünüp salsaya dönüyor. Salsaya bu kadar ilgisi olduğunu bilmeyen bir insan olarak şaşırdığımı söyleyebilirim. "Chin Chin & Muck Muck" başka bir süpriz. Devendra'dan jazz beklediğim son şeylerden biriydi. "Rats" ise benim gibi "tamam tarzım değil dostum ama Led Zeppelin'in gücüne inanıyorum" diyenlerdenseniz yalnızca Zeppelin-psychedelia diyebileceğim türdeki bu parça favorilerinizden biri olacak. Sözlerde ise değişiklik pek yok, hippilikte bir gerileme olmamış. "I know I look high/But I'm just free dancing" diyen "16th & Valencia, Roxy Music" o konuda en takdir ettiğim. "First Song For B" ve "Last Song For B" 'de yalnızca Devendra ve piyanosu var. Şikayet ettiğim bir ikili değil. "Brindo" da da Devendra ve artık pek kullanılmayan yerel bir ispanyolca. Yine özlenen bir ikili. 

Kısacası bütün parçalara teker teker değinilmesi gereken oldukça çeşitli ve eğlenceli bir albüm yapmış Devendra Banhart. Belki büyük bir plak şirketine geçtiğinden, belki de aynaya bakıp bir zamanlar Natalie Portman'ın yanındaki dağ adamı olarak anılmaktan sıkıldığından sebebi ne olursa olsun "Yes, I can" deyip bir değişikliğe gittiği belli. Ama bir çok yerde okuduğum gibi artık "garip sahne"nin prensi olmak istemeyip mainstreame kayma çabasında olduğuna inanmıyorum. "Goin' Back" de dediği "Take me as I am or might become"'a "ok canım" deyip destek çıkmamız taraftarıyım.

 

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010