Son zamanlarda kendimi uzak doğu tasarımı ve tasarımcılarına takmış durumda buldum. Singapur moda bloglarının hastası olup, her gün mutlaka kontrol eder oldum. Sanırım bunun nedeni, uzun zamandır Asyalı, Uzak Doğulu iş arkadaşlarına sahip olmam. Artık ufak bir hayranlık söz konusu… Sadece hızlı ve düzgün çalışmaları değil, aynı zamanda pek bir stil sahibi olmaları çok etkileyici benim için.

Son trendleri harika takip ederler ve kombinasyonları şahanedir, o ayrı… Bir de neyi nerede ne zaman, bulabileceğinizi küçük bir GPRS aleti gibi size sunarlar. Trendi takip etmek değil, en tarz, en başarılı mağazaları bulmak onların işi.
Bu kadar blog takibinin ve uzak doğulu hayranlığından sonra ortaya çıkan bizim ve onların kesişim kümesinde neler var derseniz, özellikle son zamanlarda kemik çerçeve gözlüklerimiz ve “Onitsuka Tiger”larımız!

Piyasada bu kadar marka varken ve Onitsuka onların tozunu attırırken bahsetmemek olmaz diye düşündüm. Geçmişi, geleceği, modelleri, hayranları nelermiş, kimlermiş bir bakalım...
Pek çok spor markası örneğindeki gibi II. Dünya Savaşından sonraki finansal krizde zar zor kendini toparlayabilmiş Kihachiro Onitsuka bir şekilde toparlandıktan sonra Onitsuka’ları bir şekilde elit sporcuların ayağına sunmaya başlamış… Basketbol ayakkabıları olarak üretilen ilk seriden sonra maratondan tutun özel iş botlarına kadar yelpazeyi geniş tutmuş.
Fakat batılıların Onitsuka’yı keşfi şu anda pek çoğunuzun ayağında olduğunu düşündüğüm Mexico serisinden sonra başlıyor. Tasarladıkları kataloglar efsane yaratırken asıl bomba 1960’ların sonunda Japon Sanayi devriminde patlıyor. Teknoloji ve tasarımı birleştirerek spor ayakkabıya tekrar can veren firma, bunu efsanevi Münih Olimpiyatlarında podyuma çıkarıyor. Bundan sonra gelsin Amerikan rafları…
Gelin görün ki pek çoğumuzun Tiger’la tanışması Kill Bill’in ardından oluyor. Tarantino’nun kült filmi Asics’e tekrar yön vererek hem popüler dünyayı hem de Avrupa piyasasını fethetmesini sağladı. Filmle güzel bir beraberlik sağlayan marka Uma Thurman’ın giydiği modelden 180 adet özel üretimle piyasayı hareketlendirdi, meraklandırdı. Issey Miyake ile anlaşan firma moda dünyasında kendine yer edinmeye başladı.
Moda ve stil bir yana marka yöneticileri uzun zamandır teknolojiyi kullanarak spor ve sağlığı bir arada tutarak konforu yakalama çabasında. Profesyonel atletlerden tutun da, sokaktaki gençlere, iş adamlarına kadar herkese ulaşmayı başaran bu markanın umarım farklı modellerine ülkemizde de en sonunda sahip oluruz. Zira kataloglarda gördüklerim hala rüyalarımda… Hele bir kimono koleksiyonu var ki!
Sözün özü: Teknoloji, rahatlık, stil… Japon harikası böyle bir şey olsa gerek!
Sevgiler...







 |