DOSYA |
 |
Roll Over |
İnternet dergiciliği veya bloggerlık ne derseniz deyin, bilgisayarının başına geçen iyi-kötü herkesin düşüncelerini, beğenilerini ve söylemlerini saçabileceği kurumsal veya yarı kurumsal bir köşe oluşturması dünyanın en kolay hadiselerinden biri haline geldi. Kaba bir tabirle “Ağzı Olan Konuşuyo!” diyelim.
Devam > |
|
 |
God is an Astronaut Konseri
// 12 Kasım Perşembe 2009 |
Bundan yaklaşık 2 ay evvel bir gün internette “God is an Astronaut İstanbul’da” yazısını gördüğümde yaşadığım heyecan inanılmazdı gerçekten. Müzik zevkime şekil veren, hayatımda en önemli yer kaplayan gruplardan biri İstanbul’da sahne alacaktı.
Devam > |
|
 |
Morrissey Konseri // 12 Kasım, Le Zénith Paris, “Tour Of Refusal” |
Son birkaç seferdir Morrissey cephesinden gelen konser havadisleri hiç de iç açıcı değildi. Daha iki hafta önce konserlerinin açılış şarkısı “This Charming Man”i söylerken fenalaşıp sahnede bayılan Morrissey, o akşamki ve gelecek birkaç konserini iptal etmek zorunda kalmıştı. Oturduğum yerden kendisine enerji yollayarak Morrissey’in iyileşmesine katkıda bulunduktan sonra, zamansız bitirdiği başka bir konser haberi daha gelip beni buldu.
Devam > |
|
|
|
|
|
RÖPORTAJ |
 |
Zoot Woman Röportajı |
Ülkemize sık uğrayan Zoot Woman, yine Stuart Price’siz ve yine dimdik ayakta. Üstelik yeni albümleri Things Are What They Used To Be taze taze müzik marketlerde. Jonny Blake, Adam Blake ve Jasmin O’Meara’nın hikâyesini Otto Santral’in bahçesinde kendilerinden dinliyoruz.
Devam >
|
|
 |
İstanbul Indie Sahnesi # 6
Remoov Records Röportajı
|
Yeni sezonun açılması ile eş zamanlı tanıştığımız Remoov Records, bağımsız müzik sahensine ani bir giriş yaptı. Taksim’de çeşitli mekanlarda gerçekleştirilen yüksek katılımlı tanıtım partileri ve konserler sonrası Remoov ekibi ile bünyesindeki gruplar, Türkiye’de müzik yayımcılığı ve gelecek projeleri üzerine konuştuk. Fikirleri ve yapmak istedikleri ile bizi oldukça heyecanlandıran Remoov ekibine bir de siz kulak verin. …
Devam > |
|
 |
123 Röportajı |
Reset! Magazine: Sizi yeni tanıyanlar için 123’ten evel yer aldığınız oluşumlardan ve şu anki projeniz 123’ten bize biraz bahsedebilir misiniz ?
123: Berke Can Özcan, Burak Irmak ve Feryin Kaya olarak daha önce Tamburada ve DANdadaDAN isimli gruplarda da beraber çaldık biz.
Devam >
|
|
|
|
|
|
|
|
BAZILARI UZUNÇALAR |
 |
| Bazıları Uzunçalar |
Rong Music // Notwave Compilation Sapmler # 2
Bu sayı Bazıları Uzunçalar'da belli bir vinil üzerinde yoğunlaşmanın yanında bu vinilin yayımcısı Los Angeles'li Rong Music'den de biraz bahsetmek istiyorum. Rong Music ile tanışmam 80’lere olan hayranlığım ve DFA hakkında yaptığım araştırmanın kesiştiği noktada, şirketin geçtiğimiz yıl DFA ile ortaklaşa yayımladıkları Notwave isimli toplama albümü dinlememe dayanıyor.
Devam >
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ALBÜM LİSTELERİ |
|
1-Arctic Monkeys - Humbug |
|
2-The Marry Onettes - Island |
|
3-Kings of Convenience - Declaration of Dependence |
|
4-Editors – In This Light And On This Evening |
|
5-Vitalic - Flashmob |
|
6-El Perro Del Mar - Love is Not Popp |
|
7-Bottin - Horror Disco |
|
8-Little Dragon - Machine Dreams |
|
9-Fuck Buttons – Tarot Sport |
|
10-The Cribs - Ignore the Ignorant |
|
|
|
BU HAFTA NELER DİNLEDİK |
1-The Marry Onettes - Dare |
2-Little Dragon - Looking Glass |
3-Editors - Papillon |
4-Arctic Monkeys – Crying Lightning |
5-Bottin - Horror Disco |
|
|
|
|
|
KULAKTAN KAÇANLAR |
 |
Alpinestars - White Noise |
Alpinestars, elektronica rock sound'unu iyi bilen ve icraat eden arkadaşlardan oldu tam 5-6 yıl boyunca. Bu süre zarfında 2 stüdyo albümü çıkardı Alpinestars. 2003 sonuna kadar da birçok yerde hem canlı performans hem de DJ set yaptılar, fakat esas güzel iş 2.albümleri olan White Noise oldu.
Bu albümün bana göre en önemli özelliği, Placebo’da Brian Molko’nun Carbon Kid
Devam >
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ALBÜMLER |
 |
Editors - In This Light and On This Evening |
2005 sonunda Editors’ün ilk albümü olan The Back Room’u dinleyenler, Blood, All Sparks single’ları ile muhtemelen benim gibi keyifli bir sarsılma yaşamıştır.
Devam > |
|
 |
Lightning Bolt – Earthly Delights |
İddia ediyorum, Lightning Bolt müzik listenize giren en sıradışı gruptur! Yeni albümleri Earthtly Delights’ı dinlerken, bu tezimi bayağı bir doğrulamış oldum
Devam > |
|
 |
The Mountain Goats - The Life of the World to Come |
The Mountain Goats'un esas adamı ve aslında her şeyi John Darnielle hakkında konserlerine rahip cübbesiyle çıkacak kadar ciddi manada din konusuna takık olması
Devam > |
|
 |
Nick Cave & Warren Ellis - White Lunar |
Nick Cave malumunuz Avustralya'nın medar-ı iftiharı, Pj. Harvey'in unutamadığı aşkı, Kylie Minogue'un önünde titrediği bitmez karizma kaynağı
Devam > |
|
 |
No Age – Losing Feeling |
2007 ve 2008 yılını dolu dolu geçiren No Age bu yılı biraz daha sakin geçirme kararı almış olsa gerek ki, bol EP ve iki LP nin çıkarıldığı iki
Devam > |
|
 |
Simian Mobile Disco – Temporary Pleasure |
70'lerin sonuna doğru, disco kültürünün yerini yavaş yavaş synth tarafından domine edildiği günlerdeki sound, Simian Mobile Disco'nun
Devam > |
|
 |
Tegan and Sara – Sainthood |
Tegan and Sara’nın altınca stüdyo albümü Sainthood, 27 Ekim’de sevenleriyle buluştu. Büyük bir çoğunluk onları So Jealous albümleriyle
Devam > |
|
 |
You Say Party! We Say Die! - XXXX |
Kısaca YSP! WSD! olarak tanımlayabileceğimiz Vancouver’lı 5’li pek bir eğlenceli. Aslında grubu tam anlamıyla keşif olarak nitelendirmek hata olur
Devam > |
|
|
|
|
|
|
|
|
GRUP - MÜZİSYEN |
 |
| Truman Peyote |
Binlerce grubun sürekli ürettiği, üretebildiği gibi de yayımlayabildiği, üstelik bunu dairelerinden bile çıkmadan yapabildikleri şu çağın ne kadar sağlıklı olup olmadığını araştırmayı sosyologlara bırakıp kenara çekilirsek, yapmamız gereken ilk şey üzümünü yiyip bağını sormamak olmalı herhalde. Boston’lı Eric Farber, Jeff Joyal ve Caleb Johannes de muhtemelen Truman Capote’nin Soğukkanlılıkla’sını okumuş ve sıcağı sıcağına tartışırken bir Freudyen dil sürçmesi sayesinde isimlerini koymuşlardır, gibi ümitlerle yaklaşıyorum bu üçlüye.
Johannes’in söylediklerine göre dans müziği yapmak gibi bir dertleri yok, ama tabii ki en büyük etkilenimleri de yine bu janr oluyor. Caleb Johannes zaten bu üçünün içinde gruba her şeyini vermiş olan kişi anladığımız kadarıyla. Okuluna da gitmiyormuş, çok da bir iş sahibi olduğunu söyleyemezmiş. Şu sıralar yaptığı ne varsa grubu uğrunaymış, tişört hazırlatmaktan şarkı yazmaya veya görsel hazırlamaya kadar. Ne diyelim, onun ayırdığı bunca boş vakit bizim karımıza çıkıyor ve iyi isimle iyi müzik örtüşüyor, müzikal anlamda yeniye aç bizler de New Wife New Life gibi bir küçük dev lezzetten mahrum kalmıyoruz.
Devam > |
|
 |
 |
| Stafrænn Hákon |
90’ların başında deneysel ve ambient tabanlı müzikler, rüzgarlarla İskandinavya ve civarına taşındı. Soğuk havayla da özdeşleşen bu rüzgar, İskandinav halkına ilham kaynağı oldu. Birbirlerine ısınan bu 2’li 90 ların sonuna doğru bir patlama gösterdi ve bu bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. İşte Ólafur Josephsson’un , “Stafrænn Hákon” adı altında 1999’dan beri yürüttüğü proje de bu patlamanın içinde yer alanlardan.Beş albüm ve bir o kadar da EP ‘si bulunan Stafrænn Hákon ilk üç albümünü kendisi yayımladı. Sonraları bu albümler İngiliz ve Amerikan plak şirketleri tarafından yeniden piyasaya sürüldüler. Dördüncü albümü bir İngiliz plak şirketi olan ve Stafrænn Hákon ‘un ikinci ve üçüncü albümlerini yeniden piyasaya sürmüş olan Resonant etiketiyle piysaya çıktı. Albümü eleştirmenlerden olumlu not alan Stafrænn Hákon, esas patlamasını Avrupa’da Resonant ve ilk defa Asya’da Nature Bliss etiketiyle 2007 yılında çıkardığı beşinci albümü “Gummi” ile yaptı.
Devam > |
|
 |
 |
| Cheveu |
Son yıllarda en meşhur icraatları genelde elektronik alanında olsa da, müzikal bağlamda hasbelkader ulus olaraktan yetenekli olduklarını düşündüğüm Fransızların cayır cayır garage rock yapan gruplarının varlığından pek haberdar değildim. Fakat çağımızın mp3 hortumlama kültürü kaynaklarında rastlaştığım Cheveu eski tüfek gitarları, deli enerjisi ve dalga geçen vokalleriyle insanın aklını başından almayı başarıyor doğrusu.
Zaman zaman disko, zaman zaman blues a kaçan tarzlarıyla insanı kendini bağlamayı başarabilen grubun indie shit gruplarla uzaktan yakından akrabalığı bulunmaması da kendilerini olan sevgimi de daha da perçinliyor.
Devam > |
|
|
|
|
|
|
| |
|