|
Roll Over
İnternet dergiciliği veya bloggerlık ne derseniz deyin, bilgisayarının başına geçen iyi-kötü herkesin düşüncelerini, beğenilerini ve söylemlerini saçabileceği kurumsal veya yarı kurumsal bir köşe oluşturması dünyanın en kolay hadiselerinden biri haline geldi. Kaba bir tabirle “Ağzı Olan Konuşuyo!” diyelim.

Yakın vakitte kokusu çıkan Roll’ün kapanma haberini bile internet kazanında metin belgesi bazlı kişilik beyanatlarının arasından, komik video kumpanyalı beyin öğütücü ortamın bilgileri ve ilgi sifonlarıyla bir nevi vakum tatbikatı şeklinde geçen bilgisayar karşısı semirmelerimizi yaparken öğrenmiş bulunduk.
Roll’ün kapandığını sanal iletilerin arasından görebildiğimiz için sistem eleştirisi babında teknolojik evrimimizden kelli mutsuzluğumuzun da genişlediğini tabloid ağzıyla söylemek istemem fakat elimizden kayıp giden her başka güzellik ve duygu kırıntısı ileti şeklinde gaz balonlarına dönüşüp uçup gidiyor…
İzmir bazlı yaşamımda her ayın başında İletişim Kitabevi’ne gidip Roll’un çıkıp çıkmadığını sormak, çıkmadığını görünce bünyeyi saran burukluk, satın alınıp okunduğunda da her seferinde dergiye başta biraz burun kıvrılsa da, sonunda büyük bir şevkle –bildik bilmedik bütün grupların ve edebiyatın külliyatına dalıp tabiri caizse bilgiyle donanmakla geçen yıllarımızın ardından, dip köşe her satırından bir şeyler hissedilen sarı sayfaların mürekkep kokusunu buruna çekemeyecek olmak insanın gücüne gidiyor.
Basılı dergilerin internet medyası karşısında zayıflıkları oluşsa da, Roll’un bütün o piyasa dergilerden farklı duruşuyla diğerlerinin karşılaştığı kaderden kaçacağını umuyordum. Siyasi rengini belli etmesine-dahası siyasi bir düşünceye sahip olmasıyla- sadece muhalif olma adına değil, gerçekten yıllar yılı genç dimağımızı bütün o saçmalıklar bütünü içinde yerli yerine oturtacak eşsiz kaynaklardan birini de elimizden kaçırmış bulunuyoruz.

Toplumsal ve düşünsel bağlamda içine düşürüldüğümüz kavram kargaşalarının sonuçsuzlukların zihinde bıraktığı bulanıklıkları silme adına yeni nesillerin eline twitter sayfaları ve kablolu tv’leri ve torrentten çektikleri dizi geyiklerine cansiperane şekilde sarılmalarına ve bütün dünyayı dışlayıp bireyciliğe gömülmelerine devam etmelerini diliyorum. Hah
Son olarak ne laf etsek de değişmeyecek kaderin açıklaması babında Roll’ün veda cümlelerini buraya yazmaktan gayrı elimden bir şey gelmiyor:::
“13 yıl önce bu mevsimde şeytana uyduk. Uyunca da, baktık olmazsa olmayacak, zaten olmuş olmayacak olan, “olan oldu bir defa, bari hepimize yarasın” deyip yola çıktık. 13 yıl önceki Kasım ayının ilk günlerinden bu yana 144 defa buluştuk –altı da “özel”i, toplam 150.
yaradı valla. Hepimize yaradı.
Ya şeytana uymasaydık?
George Harrison, “Beatles olmasaydı dünya sıkıntıdan patlardı” demiş. doğru. Şu da doğru: Roll olmasaydı sen-ben-o sıkıntıdan patlardık.
Vedalaşırken gözlerinden öpelim Léo Ferré’yi: tenk yu şeytan! Bize roll’u verdiğin için.”
Sarardıkça güzelleşen birikmiş dergi külliyatına bakıp uzun bir süre iç çekeceğiz sanıyorum. Her şey için Tenk Yu Roll. Harbiden.

|
|
|
|
|
|
|
|