Mammoth - Mamut

Deneyimlerimizden dersler çıkarırız; fakat bu deneyimlerin ve dolayısıyla derslerin yerini yenileri alır ve biz o eski dersleri unutarak hareket etmeye devam ederiz.

Ladytron'un ''Destroy Everything You Touch'' şarkısını muhtemelen gün içinde birkaç kere dinliyorum düzenli olarak. Vogue editörü Anna Vintour'un hayatından kesitler sunan ''The September Issue'' filminin fragmanında duyduğumda inanılmaz heyecanlanmıştım; fakat daha sonra duyduğum sahne inanılmazdı. Akşamları çalışan ve kızını sadece okula giderken görebilen doktor evine gelmiş ve Ikea'dan alınmış harika kanepesinde televizyon izliyor. Televizyonun sunduğu şeyler o kadar çeşitli; ama aynı anda ironik bir şekilde o kadar tekdüze ki sıkıntıdan kanalları değiştiriyor sürekli. Önce Afgan ulusal ordusunun eğitimini haber yapan bir kanal çıkıyor karşısına, sonra insanın gözlerini kamaştıran büyüleyici bir yüzük ve bir ses hipnotize edici bir şekilde; ''199.99 $'luk yüzük. Afrika madenlerinden doğruca size.'' Noktanın arkasından gelen 99'u görünce aklıma Jean Dujardin'in reklam yönetmeni ve metin yazarı rolünde inanılmaz güzellikte bir performans çıkardığı ''99 francs'' filmi geliyor. Reklamların tüketimin baş halkası olduğunu ve reklam dışında materyalin meta haline gelmesinde yer alan diğer bireyleri bize harika bir inandırıcılıkla unutturulduğunu o kadar güzel anlatıyor ki, izlerken insan sinirsel olarak gülmeden duramıyor. Aynı ''Afrika madenlerinden doğruca size'' cümlesindeki gibi, yok edilen hayvanları, üretimde yer alan işçileri, hepsini unutuyoruz. Tam bu esnada Ladytron'un ''Destroy Everything You Touch'' şarkısı çalmaya başlar ve birden Bangkok gece kulüplerinde ve seks ticaretinin olduğu ara sokaklarında dolaşmaya başlarız ve bu arada doktorun kocasını Bangkok gece kulüplerinde ''varoluş''u sorgularken buluruz. Hem bu iki sahne arasındaki geçiş ve ''Destroy Everything You Touch'', Mammoth filmini özetlemek için yeterli öğeleri önümüze seriyor.

''Daima Lilya (Lilja 4-ever)'' ve ''Yüreğimde Bir Delik (A Hole in My Heart)'' filmleriyle tanınan İsveç sinemasının dünyada en çok tanınan yönetmeni Lukas Moodysson'ın bu ilk İngilizce filminde küresel ısınma, seks ticareti, aile değerleri, ekonominin ironik yüzü, varoluş, ahlak gibi konular değişik kültürler açısından ele alınıyor ve evrensel bir dil yaratılıyor. Moodysson'ın hikâyeyi ele alış biçimine bakıldığında, ajitasyonsuz bir anlatıma başvurarak bu filmden evrensel bir dil yaratma, izleyene iyi ile kötüyü ayırmasında yardımcı olma ve değerleri kalıplaştırma gibi bir amacının olmadığını görüyoruz. Filmde Amerika'da yaşayan bir aile ile Bangkok'ta yaşayan bir ailenin hayatlarının kesişmesi söz konusu.

Bu iki ailenin başından geçen drama odaklanılması ve farklı kültürlere yer verilmesi filmin biraz ''Crash'' filmini andırmasına yol açıyor. Fakat Crash filminin aksine bu filmde karakter sayısı ve anlatılan daha az ve öz.

Mammoth filminde “mamut” bir alegori olarak kullanılıyor. Mamut türünün günümüzde yok oluşu, doğayla birlikte var olan ve doğayı evrimleştiren insanların da yakın zamanda yok olacak değerlerinin anlatılması için kullanılıyor. Filmde Ellen adlı bir doktor ile Leo adlı bir video oyun sitesi sahibinin işlerinden ve sahip oldukları maddi-manevi değerler yüzünden kızlarına zaman ayıramamaları ve Filipinler'deki çocuklarına iyi bir yaşam sağlayabilmek için bu küçük kıza bakan kadının ve ailesinin hikâyesi anlatılıyor. Michelle Williams ve Gael Garcia Bernal'in başrollerini paylaştığı Mammoth; dram, mizah ve macera öğelerini bir arada barındırıyor.

Film, Amerika, Bangkok ve Filipinler'de geçiyor. Mekân olarak gece kulüpleri, Ikea mobilyalarıyla döşeli minimal tasarıma sahip apartman daireleri ve ''City of God'' filmindeki favelaları andıran izbe ve karanlık sokakları görüyoruz. Mekân seçiminin bu şekilde olması iyinin doğurduğu kötüyü ve kötünün sonrasında gelen çıkarları ve iyinin betimlenmesinde önemli bir rol oynuyor.
Filmde işinin yoğunluğu yüzünden kızına vakit ayıramayan ve bunun sonucunda duyduğu vicdan azabını iyileştirmeye çalıştığı çocuklarla azaltmaya çalışan, kızının dadısıyla kurduğu yakınlıktan tedirgin olan Ellen rolünde Michelle Williams çok iyi bir performans sergiliyor. Filmografisine bakıldığında karakter odaklı performansların fazla olduğu görülüyor ve Williams'ın bu konuda ne kadar başarılı ve iyi olduğu da gözden kaçmıyor. Filmde Michelle Williams dışında iki isim var ki; filmin anlattığı konuları başarıyla ekrana yansıtıyorlar: Jan David G. Nicdao ve Martin Delos Santos. Manuel ve Salvador karakterlerini canlandıran bu iki oyuncu Ellen'ın kızı Jackie'nin dadısı Gloria'nın Filipinler'de yaşayan çocukları olarak karşımıza çıkıyor. Bu iki çocuk oyuncunun performansları o kadar inandırıcı ki; bir an için ''Slumdog Millionaire''deki küçük çocuklar gibi filmde içinde bulundukları yaşamla gerçek hayattaki durumlarının da aynı olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz.

28. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde ''Akbank Galaları'' seçkisinde yer alan Mammoth, Ladytron şarkıları eşliğinde değişik kültürler aracılığıyla ''dünya''yı, varoluş ve yokoluşu iki zıt olgudan ziyade birbirlerine ihtiyaç duyan iki olgu olarak sağlam bir kurgu, başarılı mekân seçimi ve oyunculuklar aracılığıyla ele alıyor ve kendini izlenilmesi gereken bir film konumuna ulaştırıyor. Herkese iyi seyirler!

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010