Drag Me To Hell – Kara Büyü
Sam Raimi’den Korku Dersleri
Kendimi bildim bileli sinemacı olmak istemişimdir. Çocukluğumda babamın hediye ettiği Super 8 mm’lik kamera ile dehşetengiz kısa filmler çekmişliğim vardı. Birçok çocuğa göre şansımın yaver gittiği noktalardan biri Los Angeles’ta doğmuş olmam. Hatta Hollywood’a tabanvayla 3 dakikalık bir mesafede. İlkokulun ardından Hollywood Anadolu Lisesi’ni kazandım. Ardından üniversiteye hazırlandım bir süre. Hollywood Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölümü’ne kabul edildim. Ancak her üniversite öğrencisinin hayalini kurduğu üniversite çevresini bulamadım orada. Ne dersler sandığım gibiydi, ne de bahçede takılan öğrenciler.
İlk dönemin en korkulan dersi “Korkuya Giriş I” idi. Ve dersin hocası Sam Raimi’nin ta kendisiydi. Biliyorsunuz birçok korku filmine imza atmış bir yönetmendir. Onun hakkında çok iyi şeyler söylenmiyordu. Bir üst dönemdeki öğrencilerden “40’tan yukarı not vermiyor”, “Geç geleni “çıkar mısınız yavrum” diyerek amfiden dışarı atıyor”, “Bir kere kendisine yanlışlıkla ‘Wes Craven hocam bir sorum olacak’ diyen bir öğrencinin kolunu kesmiş” gibi cümleler duyuyorduk. Haliyle herkes Sam Hoca’dan korkar bir haldeydi. Sizinle asıl paylaşmayı istediğim şey ise Sam Hoca’nın ilk dersinde aldığım notlar.
Korkuya Giriş I
Sam Raimi
21.12.2005
Korku filmi çekmek istiyorsunuz ve bir alışveriş listesine ihtiyacınız var değil mi? Bu listeyle her an, her yerde ve her şartta korku filminizi çekebilirsiniz. Mesela 4–5 yıl içerisinde çekmeyi planladığım ve isminin “Drag Me to Hell” olmasını planladığım filmimde bu yolu izleyeceğim.
- Güzel bir kadın: Bir kere başrolünüzü vereceğiniz kadın izleyici tarafından el bebek gül bebek görülmelidir. Başına gelecek en ufak şey bile izleyicinin canını sıkmalıdır. Kadınımız evde bol bol yalnız kalsın. Ve hiçbir zaman sebebinin ne olduğunu bilmeyeceğimiz bir sıkıntısı olsun. Yani böyle bir hiç yüzünden içi içini yesin. İnancını yitirmiş olursa sizin için iyi. Sonuç itibariyle inanç günümüz dünyasında ihtiyaç duyulan bir öğe. Katharsis’te inancını geri verirsiniz olur biter.
- Paranormal bir ev: Aslında ev fazla paranormal olmasa da olur. Mesela, ilk aklıma gelen şey evin pencereleri bir türlü kapalı kalamasın. Ne bileyim, karakterimiz bir şey okurken, tam bir şeye konsantre olmuşken pat! diye pencereler açılıversin.
- İnanmayan bir eş: Alabildiğine normal olmalıdır. Yakışıklı olursa artıdır, olmazsa da sorun değil, çünkü filmde kadına inanmadığı için o kadar antipatik görünecektir ki kötülüğünü isteyecektir izleyici. Bunu size bırakıyorum. Sorumsuz olması faydanızadır. Gecenin bir yarısı saçma sapan bir şey almak için markete giderek kadınımızı evde bıraksın ruhlarla, zebanilerle. En ciddi konularla ilgili yersiz şakalar yapması ona olan nefretimizi körükler. Geceleri yarı çıplak uyuyan karısı, kâbustan uyandığında bile “acaba şu dakika güzel karım bana oral seks yapar mı?” diye düşünen bir tip olmalı. Ve tabii ki en önemli özellik, karısının bu dünyadan olmayan türlerle kurduğu irtibata kesinlikle inanmayan ve inanmayacak olan bir eş olması gerekmektedir. Bu eş gerçekten filmde ne kadar az görünse de çok önemli bir karakterdir.
- Doğaüstü güç: Bu güce sahip bir karakteriniz olursa ne âlâ, olmazsa da bir yüzük, efendim bir kolye işinizi görecektir. Bunlara “joleban’ın lanetli yüzüğü, “mıstık amcanın gümüş eyeri” gibi isimler takmanız da hatırlanmasını kolaylaştıracaktır.
- Rüzgâr makinesi: Ev içerisinde, sonbahar temalı bir paralel evrende iç ürpertmeniz mi gerekiyor? İhtiyacınız olan şey 2000 wattlık bir rüzgâr makinesi. Ruhani güçlerin karakterinizi kuşattığını simgelemek için hafiften rüzgâr estirin bakın izleyicinin içi nasıl ürperiyor.
- Bozuk alet: En gerektiği anda çalışmayan bir alet korku filminizin olmazsa olmazlarındandır. Otomobil olabilir tabii ki, el feneri olabilir ama ekmek kızartma makinesi gibi detaylara girmeyiniz.
- Işık kaynağı: Bildiğiniz üzere ruhani varlıklar filmin ancak yetmişinci dakikasında kendilerini gösterirler. O zamana kadar size gölge oyunları yapabileceğiniz bir ışık kaynağı gerekir.
- Flarmoni orkestrası: Kendilerine devamlı surette yükselen ritimler çalmalarını öğütlerseniz siz kazanırsınız.
- Öğe: Popüler kültürün korku öğelerinden bir tutam. Zombi, vampir, yaşlı bir teyze, 200 bin tane minik kedicik gibi…
Bahsi geçen değişkenleri kendi isteklerinize göre değerlendirin. Hepsini ölçülü bir şekilde kullandığınız zaman göreceksiniz ki izleyiciler korkuyla karışık bir kahkaha atacaklar.

|