Arkadaş

A’nın Şapkası Var  

Aslında Yılmaz Güney’le ilgili düşünmek, yazmak çok zor bir is gerçekten, baya 40 50 fırın ekmek yemiş olmanız lazım (tabiri caizse) lakin çapımızca sinemasından, hatta sinemasından iddialı olur, filmlerinden birini diyelim konu edinmeye kalksak pek saygısızlık etmiş olmayız kanımca.

Neyse tedbirli başlangıcımızın ardından, “Ağıt”, “Zavallılar”, “Sürü”, “Yol”, “Duvar” gibi büyük filmlerini de saygıyla anarak ve tenzih ederekten bu sayıda ele aldığımız filmine gelelim.

1974 yapımı, kendisinin yazıp yönettiği Arkadaş filminde Yılmaz Güney başrolleri usta oyuncu Kerim Avşar’la birlikte paylaşıyor. Filmde ayrıca filmin müziğini de seslendiren Melike Demirağ, Civan Canova, Semra Özdamar, Nizam Erguden ve Azra Balkan da rol almakta.

Önce yaz, kumsal, deniz, tatil ekseninde zamanın guzel erkek ve kızlarımızdan kısa bir kesitle açılır filmimiz, akabinde telefon çalar. Telefondaki A’sının üstünde şapkalı eski bir arkadaştır arayan; üniversiteden dost olan Ázem (Yılmaz Güney) ve Cemil (Kerim Avşar) yıllar sonra Beyoğlu atmosferinde bir birahanede buluşur. Tatlı bir muhabbetin ardından adres Sulukule’dir. Aslında Sulukule’de gördüğü Cemil’i beğenmeyen Ázem arkadaşının hayatına girdikçe durumun vahametini daha iyi görecek ve çok geç olmadan arkadaşını kurtarmaya çalışacaktır.

Filmimizin ana teması budur. Öğrencilik yıllarında çok şey paylaşmış aynı yokluktan gelmiş iki arkadaştan birinin para hırsı ardından parayı buluşuyla kendine, geçmişine, hayatına ve benliğine yabancılaşması sonunda yarı mutlu yarı mutsuz bir sarhoşluk haline dönüşmesi ve diğer arkadasın onu ayıltıp doğruya döndürme çabası. Film, içinde çok güzel ayrıntılar barındırmaktadır;

Cemil’in her şeyden bihaber, saftorik ama Avrupa’da okumakta olan baldızı Melike’yle (Melike Demirağ) Ázem’in ilişkisi, Melike’nin Azem’e saygı ve merakla karışık beslediği hafif aşk ve bu sebeple giriştiği öğrenme çabası çok tatlıdır. Çalıştığı yazlık sitedeki arabaların lastiklerin patlatan Halil (Civan Canova) ile Ázem’in diyalogu ve sonrasında bunun Halil’deki etkileri gerçekten öğreticidir.

Bir de Cemil’in güzel abisi Muhittin Emmi (bir emmi tam böyle olur bence) çok manidar bir alternatif olarak durmaktadır filmin içinde. Yılmaz Güney, “Zavallılar” ve “Duvar” filmlerinde de olduğu gibi günün yozlaşmış toplumsal yapısını (hatta bugünkünü de), olanı ve olması gerekeni süslemeden gayet net ve açık anlatan; sağlam bir finale sahip çok özel bir film çıkarmıştır.

Film, 12.Antalya Film Festivalinde “En İyi 2. Film” ve “En İyi Özgün Müzik” ödüllerini kazanmıştır. Zaten birinci film de gene Yılmaz Güney’in senaryosu yazmış olduğu Şerif Gören tarafından yönetilen “Endişe” filmi olmuştur.

Son olarak, Cemil’in “karısı güzel olanlar karımı öpebilir, o zaman ben de onların karılarını öpebilirim” özlü sözü paralelinde Sex and The City saçmalığı tadındaki yaşamında küçük ya da büyük bir parça herkes bir şeyler bulabilir diye düşünüyor, saygılarımı sunuyorum.

 

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010