|
Testosteron

Oyun Atölyesi oyuncularının oynadığı, prömiyerini geçen yıl yapmış olan Testosteron adlı oyun, bu yıl ekim ayının 22’sinde başlayıp Kasım’ın 1’ine kadar oynandı. Biz de 24’ü cumartesi gecesi bu güzel oyunu seyrettik.
Açılışı garson Tytus rolüyle Tuna Kırlı yaptı ve de zavallı bir kaşıkla fena halde kavga etti. Havalı bir karakter olduğunu fark ettik tabii hemen. O sahneyi anlamlandıramadık pek; ama hakkında düşünmeye çok vakit olmadan, hemen yanılmıyorsam dört kişi dalıverdi sahneye. Damadın babası Stavros(Metin Coşkun), davulcu Fistach(Emre Karayel), yüzü gözü yara bere içinde olan Tretyn(Mert Fırat) ve damadın kardeşi Janis(Timur Acar). Olayı azıcık ucundan anlar gibi olduk, bir düğünde kavga çıkmış. Sonunda Kornel (Onur Ünsal) de katılıyor ekibe, damat bey. Onun arkadaşı Robal(İnan Ulaş Torun)’ı da unutmamak gerek tabii.
Efendim görüldüğü üzere ekibimiz sağlam. Oyunu Polonyalı Andrzej Saramonowicz yazmış, Türkçeye çeviren Neşe Taluy Yüce, yönetmen ise Kemal Aydoğan. Daha önce belirttiğim gibi geçen yıl çıkan oyunda Kornel rolünde Fırat Tanış varmış, bu sene onun yerini Onur Ünsal almış.
Oyunun enerjisi oldukça yüksekti, kahkahalara boğulduk, midemize ağrılar girdi. Özlemişim böyle doya doya gülmeyi bir tiyatro oyununda. Karakterlerin hepsi şahaneydi, oyunculara rol dağıtımı fevkalade yapılmıştı, hepsi rolünün hakkını fazlasıyla vermişti. Gerçekten hepsi o kadar iyiydi ki, hiçbiri diğerlerinden öne çıkmadı bence.
Sahne bir bar olarak düzenlenmiş, arkada davuluyla, klavyesiyle küçük bir sahnesi daha vardı, içimden geçirdim bir ara, acaba çıkıp söylerler mi diye. Nitekim, öyle de oldu. Oyuncular tiyatrodaki başarılarının yanında müziğe de ne kadar yatkın olduklarını kanıtlamış oldular. İçimden de kim bilir ne kadar çalışmışlar diye geçirdim, hepsini takdir ettim. Özellikle de Emre Karayel davulda harikalar yarattı, sanırım kendisi daha önceden de çok iyi biliyordu davul çalmasını. Bir de Timur Acar’ın gitardaki performansı iyiydi gerçekten.
Oyun boyunca erkek muhabbetinin içinden hiç çıkmadık. Kıskançlıklara, sürprizlere, kavgalara, dedikodulara, çapkınlık hikayelerine, kız tavlama muhabbetlerine şahit olduk. Erkek-kadın ilişkileriyle ilgili muhabbetler eğlenceli, dinlemesi zevkliydi. Küfürlü oluşuna pek değinesim gelmiyor, asıl küfürlü olmasa gerçekçi olmazdı bu kadar oyun. Yedi erkeğin başbaşa olup da küfürsüz konuştuğunu, hele böyle bir olaydan sonra, hiç hayal edemiyorum.
Müthiş bir ekip çalışmasıydı, en başta oyunculara ve yönetmene, ardından tüm ekibe tebriklerimi sunuyorum. Yazımı oyunun sonunda ekipten dinlediğimiz eğlenceli şarkının sözleriyle bitirmek istiyorum:
aslında hiç uzun yaşamasak
yaşamımızın tadına varsak
daha fazla yaşlanmadan
biraz votka
biraz daha
çirkin kadın yok
az votka var
biraz daha koy elin alışsın
testosterondan olur bunlar
suçumuz yok ki eller alınsın
aslında
testosteron biraz arttıkça
votka bardakta azaldıkça
görüntüler güzelleşir ama
dikkat et sakin boynuzlanma
testosteron biraz arttıkça
votka bardakta azaldıkça
çuvalda var bir armut bir elma
dikkat et sakın boynuzlanma

|
|
|
|
|
|
|
|