|
Gündelik Zamanaşımı:Dolap

Gördüğümde ilk aklımda beliren Pedro Almodovar’ın “Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar” filmiydi. Zaten bu belirti de eserden düşen ilk çağrışım kırıntılarını süpürdü. Silvia Knüppel’in aslında beş parçalık bir serinin ilk eşyası olan bu ürünü Experimentadesign Lisboa’da “Lapse in Time” sergisinde yerini almış.
Serginin konusu ‘elastikiyet ve sosyokültürel sorumluluk arasında dizayn’ olarak tanımlanıyor. Yaklaşık yirmi adet tasarımcının her biri tamamen kendi kesin perspektiflerini ortaya koyuyor dizaynlarında - sanat, bilim ve sürdürülebilirlik ile genişleterek. Amaç ise, her gün kullanılan objelere “durup bir bakmak”.
Silvia Knüppel’in dikkat çekici tarafı; drückebergerschrank ismini verdiği bu dolap kimin bakışlarına maruz kalırsa kalsın, o kişinin zihnine alenî bir şekilde girip öyküsünü anlattıktan sonra uçuculuğunu ilân edebilmesi. Evet, gerçekten de durup bir bakıyoruz. Zamanı o kadar da yavaş kullanmaya gerek kalmadan ama tam anlamıyla durarak.
Fonksiyon konusundaki tutum da aslında öylesine basit ki, şaşırmamak elde değil. Tamamen siyah köpükten olan bu dolabı kullanmak için bıçak ile kesikler atılması gerekiyor. Yani, eşyaların boyutuna göre kesiklerin boyutu ya da derinliği kullanıcı tarafından ayarlanabiliyor. Kullanılmayan kesikler ise tamamen görünmez halde kalıyor. Dolap hiçbir şeyi gizleyerek muhafaza etmediği, aksine üzerinde sergilediği halde aynı boyuttaki normal bir dolaba sığamayacak eşyalara yer sağlıyor. Bunların yanı sıra, formun kullanımı tamamen esnek olduğu için de işlevselliği konusunda ikna olmamak mümkün olmuyor.
Bu dolabı sihirli hale getiren özelliği, kesikleri gizlemesine rağmen, ilk bakışta hissettirdiklerini ters yüz ediyor. Uçucu olsa da sinsice izler bırakıp gidiyor hikaye, belki yalnızca tekrar gözünüze çarpınca yeni baştan hatırlayacağınız türden.


|
|
|
|
|
|
|
|