El Perro Del Mar - Love Is Not Pop

Love is not pop... Karamsar bir beyan gibi görünüyor değil mi? Fakat takdir edersiniz ki bir İsveçli elini bu konuya atarsa "love is not pop"tır elbette. Şu noktada kabul etmeliyiz ki İskandinavya toprakları zamanın hep yavaş aktığı, insanların güneşsizlikten ağırkanlı hareket etmeye başladığı ve yüksek yaşam standartları yüzünden bir noktadan sonra canlarının sıkıldığı bir yer. En azından bana öyle geliyor. Hatta en hardcore metal gruplarının buralardan çıkmasını da bütün bu tek düzeliğe isyan olarak görüyorum. Doğma büyüme İsveçli olan El Perro Del Mar, nam-ı diğer Sarah Assbring de aslında bir kaç yıl öncesinde "God Knows (You’ve Got to Give to Get)”  gibi isimleri olan eğlenceli pop parçaları icra eden, kuzeylilikten nasibini alamamış bir müzisyen olarak biliniyordu. Bu yıl ani bir şekilde özlerine dönmesinin sebebi ise arkasından insanların genelde en radikal kararlarını alma sürecine girdikleri hissiyat. Ayrılık acısı tabiiki. Bunu bir türlü atlatamayan Assbring terapiye gitmek yerine albüm yapmaya karar vermiş, adına da Paris'te Son Tango filminden aşırdığı "Love Is Not Pop" demiş.

Albümün adını ve üzerinde hüzünlü gözlerle bakan bayan vokalimizi gördüğümde bunun bir konsept albüm olabileceğini tahmin etmiştim. Ama yine de şaşırdım. Parçaların tamamı herkesin ilk olarak kafasından kalpler çıkan, yıldırımlar çakan, gülücükler saçarak elele gezen insanları düşündüğü "çok aşık olmak" temasının karanlık taraflarından bahsediyor. İstemeden ayrılmak, severken terk edilmek, bir türlü kavuşamamak gibi. Ama depresif sözlerine rağmen asla sıkılmıyorsunuz. Bunun iki sebebi var. İlki Assbring'in oldukça etkileyici, sakinleştirici sesi ikincisi ve benim için daha önemlisi Rasmus Hägg. İsveç'in çıkardığı en bir mühim müzikal oluşumlardan duo Studio'nun bir yarısı olan Hägg albümde co-producer olarak çalışmış ve bunun izleri çok belirgin. Açılış parçası "Gotta Get Smart" herkesin duymaktan ölesiye korktuğu "I've got something to tell you" sözleri ile El Perro Del Mar'ın bizden ayrılması ile başlıyor. İkinci parça ve ilk single olarak seçilen "Change Of Heart"'ın normalini mi yoksa albümün sonlarındaki remixini mi daha çok beğendiğime karar veremedim ama her şekilde albümün en iyisi olduğunu söyleyebilirim.

Arkasından gelen "L Is For Love", sarkastik "love isn't anything" korosu ve Hägg'in sorumlusu olduğu belli olan electronic alt yapısı ile ikinci favorim. "Heavenly Arms"ın, Lou Reed'in zamanında karısına yazdığı "Heavenly Arms" olduğunu anlamam bayağı uzun sürdü. Dinlediğim en iyi coverlardan biri olduğunu söylemeliyim. Yalnızca, alıştığımız aşk parçalarından olması ile albümde fazlasıyla sırıtıyor. Son parça "Better Love" adından da anlaşılacağı üzere "sen daha iyilerine layıksın" diyerek albümü kapatıyor.

Terk edilmek ve klişeleşmiş aşk acıtır teması Violent Femmes'den beri kulağımıza hiç bu kadar iyi gelmemişti sanırım. Aşk nedir ne değildir konusuna fazla takılmadan albümü eskitmenizi öneriyorum.

 

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanatlar | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010