|
The Mighty Boosh
İngiliz komedi anlayışının Benny Hill’den bu yana çok yol kat ettiğini ülkeyle hiçbir kan bağım olmadığı halde sevinerek söyleyebilirim. Zaten hızlı çekimde koşan yarı çıplak kadınların neresinin komik olduğunu her zaman merak etmişimdir. Benny Hill’in tema müziği küçüklük yıllarıma travmatik bir iz bırakmış olsa da bir dönem Büyük Britanya’dan çıkan en ünlü komedi rutini olduğunu düşünmek tüylerimi ürpertiyor. Gerçi ülkemizde de bir döneme damgasını vuran ama şu anda kimsenin yüzüne bile bakmadığı birtakım komikler (Levent Kırca misal) tüm dünyada komedi anlayışının zamanla geliştiğini gösteriyor.
İngilizler de bu deli saçmalığına bir son vermek gerektiğini gark edip, seksapelite yerine daha farklı yönlere koşmaya karar verdiler. Bütün dünya onların pis oluşu, aşırı resmiyeti, diş hijyenine önem vermeyişi ve korkunç yemekleriyle dalga geçerken spotu biraz da kendilerine yöneltip, gülünen ırk olmaktansa birlikte gülelim haydi gençler demeye başlamalarıyla yepyeni bir komedi anlayışı gelişti. Bununla birlikte herkesin beğenerek izlediği ilişkiler komedisi The Coupling, Ricky Gervais dehası olan The Office ve biraz geek kesime hitap eden IT Crowd ortaya çıktı. Daha önceleri stand up ve radyo programları yapan komedyenler Juliann Barratt ve Noel Fielding ise sizleri zaman ve uzayda bir yolculuğa çıkarıp The Mighty Boosh ile de komedinin absürt yönünü gösteriyorlar.
The Mighty Boosh için satirik, şaşırtıcı ve beklenmedik bir komedi diyebiliriz. Birbirinin zıt karakterdeki iki arkadaş (belki bir Zeki-Metin durumu söz konusu) birlikte belki de saçma denilecek maceralara atılıyorlar. İlk sezonda onları bir hayvanat bahçesinde çalışırken, ikinci ve üçüncü sezonda abuk şeyler satan bir ikinci el dükkanında çalışırken görüyoruz. Kullanılan setler gerçekçi olsun diye tasarlanmamış, belki ilkokuldaki bir okuma bayramı sahnesi kalitesinde bile denebilir. Boks maçı yapan kangurular, konuşan ağaçlar, pembe elektrik süpürgesi, şarkı söyleyen yengeç gibi yan karakterler ikiliye eşlik ediyor. İkiliden Vince Noir’i canlandıran Noel Fielding; görünüşüne fazla önem veren, kızların ilgi odağı olan ama biraz saf bir karakter. Howard Moon karakterindeki Julian Barratt ise Vince’in gölgesinde kalmış ama bunu asla kabul etmeyen, bir İtalyan bir İngiliz bir Laz diye başlayan fıkralarda bir İngiliz tiplemesine cuk oturan bir rolde. Durum böyle olunca ikili arasında çıkan anlaşmazlıklar ve bunlara getirdikleri saçma çözümler dizinin ana temelini oluşturuyor.
Dizide sık sık karşımıza çıkan çizgi animasyon sahneleri, bir ilkokul öğrencisinin kalemkutusunda bulunan malzemeleriyle çizebileceği bir estetik anlayışta. İkilinin aynı zamanda müzisyen oluşu, her bölümde gene saçma ama bir o kadar da komik şarkılarla karşınıza çıkmalarını sağlıyor. Belki işinizden eve dönüşte ya da pazar kahvaltısından sonra normal bir kafayla izleyebileceğiniz bir dizi değil The Mighty Boosh; espriler size saçma ya da absürt gelebilir, hatta hiç anlamaya da bilirsiniz. Bu durumda kendinizi suçlamayın; gidin bir şişe en sevdiğiniz içkiden koyun, bir iki dubleden sonra size de komik gelecek ve saçmalıklara katılarak güleceksiniz. Ama ne yazık ki her İngiliz dizisi gibi sezon başı 6 bölümden oluşma hastalığı The Mighty Boosh’ta da var, hemencecik bitiyor ve daha fazlasını istiyorsunuz.

|
|
|
|
|
|
|
|