Çağan Irmak Sineması'ndan Notlar

Türk sineması 80'lerde hem sosyal hem de duygusal konulara eğilen yıldız bir yönetmenle hem gişeye hem de seyirciye oynuyordu. 90'ların ortasına kadar filmleriyle Türkiye'de gündem yaratan bu yönetmen, bir ölçüde Müdje Ar'ın da yıldızını parlatan Atıf Yılmaz'dı. Çağan Irmak içinde Atıf Yılmaz'ın günümüzdeki halefi tarzı yorumlar gelmiyor değil. Bu belki de çok iddialı yakıştırmayı yapmak için henüz çok erken olsa da Irmak neredeyse her filmiyle belli bir gişeyi yakalayan ve filmleri özellikle kadın izleyiciler tarafından çok sevilen bir yönetmen.

Televizyon için çektiği uzun metraj filmler ve rating canavarı dizilerle adından söz ettirmeye başlayan Çağan Irmak, uzunca bir süre sinema çevreleri tarafından ciddiye alınmadı. “Çilekli Pasta”, “Günaydın İstanbul Kardeş” gibi naif tv filmlerinin yanı sıra ödüllü kısa filmlerle adını medyaya yavaş yavaş duyuran Irmak, tv izleyicisi için bir nevi kült haline gelmiş “Şaşıfelek Çıkmazı” adlı diziyle “sessiz ve derinden geliyorum” sinyalleri veriyordu. Özel bir tv kanalı için çektiği Asmalı Konak adlı dizi öyle büyük bir fenomen haline geldi ki Irmak belki kendi hayallerinin bile ötesine geçen bir sıçrama yaptı. Dizi oyuncularından Nurgül Yeşilçay, kendi halinde genç bir oyuncuyken diziyle beraber önemli bir aktris haline geldi. Uzunca bir süre arabesk müzikle uğraşan Özcan Deniz gibi bir sarkıcı, oyuncu bile dizinin dönüştürücü senaryosu ve cilası sayesinde sınıf atladı ya da hala atlamaya çalışıyor. “Asmalı Konak” dizisi fırtınasının ardından herkesin televizyon için yeni, büyük diziler çekmesini beklediği Irmak, içindeki sinema aşkını söndürmeden “Mustafa Hakkında Herşey” çekti. Sınıf atlamış reklamcı bir adamın karısıyla yaşadığı  gelgitli ilişkiyi aldatma temeli üzerinden anlatan film, belki iyi niyetli ama yetersiz bir yapıttı. Başak Köklükaya'dan Fikret Kuşkan'a kadar birçok iyi oyuncunun oynadığı film, aşırı didaktik cümleleri ve olmamış senaryosuyla yer yer dökülüyordu. Ama Irmak, bir önceki hiç olmamış filmi “Bana Şans Dile”ye kıyasla fersah fersah ilerlediğini seyirciye kanıtlıyordu. Neredeyse her dizisinde ve filminde gizliden gizliye sınıfsal çatışmalara ve politik gündeme ait kırıntılara yer veren Irmak, kimi zaman yakaladığı duygusal ve hüzünlü tonla ise bir kısım izleyicinin gönlünü fethetmeye başlamıştı.(Özellikle Asmalı Konak ardından televizyon dizilerinde görsel bir bütünlük yakalamanın önemli olduğu kavranmış, kadın erkek cinselliği bir ölçüde tabu olmaktan çıkmıştı.)

Mustafa Hakkında Herşey'den bir yıl sonra çektiği “Babam ve Oğlum” ise yavaş yavaş yükselen seyirci sayısı ve dilden dile dolaşan efsanelerle herkesin bir koşu salonlara ağlamaya gittiği kült bir aile filmi haline geldi. Ege'deki baba ocağına oğluyla beraber dönen Sadık'ın hüzünlü hikayesini 12 Eylül darbesi fonu kullanarak anlatan film, neredeyse herkesin bayıldığı bir gişe canavarı olarak sinema çevrelerinde heyecan yarattı. Lakin Çağan Irmak'ın yer yer duygu sömürüsüne kaçan ve büyük laflar eden sinemasal dili hala yerli yerinde durduğu için bu filmde eleştirmenler ve sanat çevreleri tarafından görmezden gelindi. Belki de filme bir ön hazırlık olarak televizyona çektiği “Çemberimde Gül Oya” ise kanalında rating rekorları kıran bir eser olarak şaşırtmıştı. Prime time kuşağında, 12 Eylül ve darbeyi anlatan bir dönem dizisini izlenir kılmak belki de Irmak'ın sahip olduğu beceriyi gösteriyordu. Irmak, bir şekilde seyircinin duygusal tonunu yakalamayı başarıyordu. Kimileri onun filmlerini ve dizilerini izlerken ağlıyor kimileri ise çok duygulandığını söylüyordu. Artık Çağan Irmak demek seyircinin izleyince sevebileceği ve duygulanacağı filmler anlamına geliyordu.



Büyük bir hızla çekip tamamladığı “Ulak”la ise ne seyirciden ne de eleştirmenlerden istediğini alabildi Irmak... Aşırı derecede metaforik hikayesi, karton oyunculukları ve kötü senaryosuyla film dökülüyordu. Ama yine de yıllar sonra fantastik bir ton deneyen bir Türk sinemacısı olduğu için bir şeyler deniyor denilebilirdi. Yine bir yıl sonra gelen “Issız Adam” ise Çağan Irmak için yeni bir “Babam ve Oğlum” gişesi ve heyecanı yarattı. Çok büyük bir gişe rakamına ulaşan film haftalarca kapalı gişe oynadı. Film etrafında kopan gürülltüler, filme olan ilgiyi kat be kat arttırdı. Seks bağımlısı bir adamın genç bir kıza aşık olmasıyla gelişen hüzünlü bir hikayeyi anlatıyordu. İlk kez eleştirmenlerin de dikkatini çeken eser için kimileri Türk Sineması yıllar sonra nihayet bir aşk filmi çekti diyordu. Film sadece akıttığı gözyaşlarıyla değil uzun süre müzikleriyle de konuşuldu. Belli ki bir süre daha da konuşulacak.

Şüphesiz bir gerçek var ki; Çağan Irmak'ı sevsek de sevmesek de bu adamda Türk seyircisinin duygularını yakalayan bir ton var. İsterse gişe yapabilecek duygusal bir fon yaratabiliyor. Ve yine isterse duygu sömürüsüne varan arabesk sahnelerle bizi oklamaktan çekinmiyor. Belirli bir tarzı ve sinemasal yeteneği olduğu açık  ama senaryo anlamında kendine bu kadar güvenmesi zaman zaman Irmak sinemasını tökezletiyor. Her filminde biraz daha özgüvenli ve daha gelişmiş bir film izlemek Çağan Irmak adına sevindirici bir gelişme. Nitekim son filmi “Karanlıktakiler” artık ayakları yere basan, ölçülü bir duygusal ton yakalamış iyi bir film. Karanlıktakiler, belki Irmak'ın eski filmleri kadar gişe yapamayacak ama eleştirmenlere ben de varım diyen önemli bir cevap olacak. Irmak, ilerleyen zamanlarda da dikkat etmemiz gereken bir yönetmen. Belki Atıf Yılmaz yakıştırmaları yapmak için çok erken ama genç kuşak bir Atıf Yılmaz'a kavuşsak  fena olmaz mı?

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010