|
Luca Orlandi, Tasarım Ve İtalya

Güncel Sanat Bölümünün bu hafta başlayan ilk tasarım köşesinde, karşınıza bir İtalyanla çıkıyoruz. Bu önemli isim Luca Orlandi.
Bizlere söyleşimizde tasarım tarihinden, Dünya'ya nam salmış italyan tasarımından ve nasıl bir yapıda içinde, varoluşundan bahsetti.
Kendisi asıl olarak Cenova Üniversitesinde Mimarlık ve Yüksek Lisansın ardından, Politecnico di Torino'da doktorasını tamamlamış bir mimar.
Şu anda tam zamanlı olarak Yeditepe Üniversitesinde, yarı zamanlı olarakda İTÜ de Profesör Doktor ünvanıyla akademik hayatına devam ediyor. Verdiği derslerin arasında; Tasarım tarihinden, Proje dersine, Modern Dünya Mimarisinden, Tasarım teorilerine kadar uzanan geniş bir konuya hakim.
Sanat ve Tasarıma tutkuyla bağlı birisı. Bunların yani sıra, tasarımla alakalı birçok başarılı organizasyonlara imza atmış. İtalyan aydınlatma tasarımcısı Piero Caştiglioni, Giulio Lacchetti ve Studio SP10 gibi büyük isimlerle söyleşileri yayınlanan Orlandi, tasarımın merkezi İtalyadaki hiçbir büyük etkinliği kaçırmıyor. Hatta öğrencilerini de bu fuarlara götürerek, adeta tasarım ve sanat alanında Türkiye- İtalya arasında mekik döküyor.
Kısacası tasarımı, geçmişiyle ve değişen yeni trendleriyle son derece iyi bilen ve takip eden bir profesör; Luca Orlandi.
Şimdi, sempatik tavırları ve neşeli mizacıyla öğrencilerin gözdesi olmuş Luca Orlandiyı dinliyoruz...
Reset!: Bize, İtalyadaki tasarım eğitiminin temel yapısından ve gelişiminden bahseder mısınız?
Luca Orlandi: İtalyada tasarım ve tasarımcılar geleneksel bir hale gelmiş ve "Made in İtaly"damgasıyla dünyada marka olmuş durumdalar. Şuan için hala tanınan ve saygı duyulan, tasarımın başarılı isimlerden Marco Zanuso, Ettore Sotsass, Angelo Manciarotti ve Achille Caştiglioni gibi çoğu tasarımcının şaşırtıcı ve ortak yani, günümüzde bilinen tasarım okullarından ve bu tip uzmanlaştirilmiş bölümlerden değil de mimarlık eğitimi almış olmalarıdir.
Reset!: O zaman bu işin aslına bakacak olursak, tasarımın felsefesinde ve özünde temel prensipler yatıyor. Peki mimarının dışında eğitim veren tasarım okulları ne zamandır var?
Luca Orlandi: Evet, buradaki ince nokta;günümüz için tasarımın bölümleri birbirlerinden keskin bir biçimde ayrılmış olsada, aslında temelinde ortak bir payda ve bakış açısı içermesi. Zaten siz bu ince felsefeyi ve kavramları sindirdiğiniz zaman, başka bir alanda da rahatlıkla tasarım yapabilme yeteneğine sahip oluyorsunuz. Ama esas iş ve zor kısmı bunu iyi bir şekilde anlamakta ve çözmekte. Ortalama 15 yıl öncesine kadar özelleştirilmiş başlıklar üzerinde eğitim veren tasarım okulları yoktu. Bu tarz eğitimler mimarlık fakültesi bünyesinde geçiyordu, örnek vermek gerekirse, benimde almış olduğum mimarlık eğitimi sırasında, bizlere içinde yat tasarımı dahil olmak üzere çok farklı seçmeli dersler sunuluyorlardı.
Reset!: 50'ler 60'lar ve 70'ler gibi dönemlere baktığımızda bu dönemlere damgasını vurmuş ciddi tasarımlar karşımıza çıkıyor, birazda bunlardan konuşalım.
Luca Orlandi: Bu bahsettimiz dönemlerde tasarımlar kendi küçük atölyelerinde ve workshop tarzında çalışılan imalathanelerde yapılıyordu. 80'lerden sonra yerli üretici ve tasarımcıların yanına farklı ülkelerden tasarımcılar gelmeye başladı ve gelenlerde varolan, İtalyan tasarım kimliğine uygun olarak kendi çalışmalarını ve yorumlarını kattılar. Her ne kadar bu bir bütün gibi görünse de aslında her tasarımın kendine özgü bir stili ve farkı oldu.
Dünyaya yayılmasında işe, başarılı bir pazarlama stratejisi yardımcı oldu.O dönemde üretilen birçok ürün, tasarım kültü haline geldi. Örneğin, Vespa gibi. Vespa seri üretim şeklinde piyasa sürüldü ve bir anda belli bir bölgede herkes tarafından kullanılan popüler bir ulaşım aracı oldu. Bunun sebebi;herkes tarafından çok kolay kullanılması, pratikliği ve tabiki düşük maliyetiydi. Ama şimdi son derece özel ve pahalı bir ürün. Aynı şekilde yine bir ulaşım aracı olan Fiat 500 de. Önceden seri üretim malıyken, şimdilerde konsepte yönelik ve büyük ilgi gören bir tasarıma dönüştü.
Reset!: Yani bu başarılı serüven aslında küçük atölyelerde başladı. Peki bu atölyelerin ve üretici firmaların sırrı neydi?
Luca Orlandi: Buradaki en önemli olay tasarım firmasının adıydı. Bir ürün ortaya çıktığında tasarımcının adının yerine, atölyesini ve çıktığı tasarım firmasını temsil etti. Zaten İtalyada aynı alanda üretim yapan firmalar belirgin bir şekilde aynı bölgelere kuruldu. Onlar kendi aralarında, her ne kadar mücadele verselerde, bu rekabet, aslında onlara daha kaliteli ürünlerin üretilmesinde faydalı bir dayanışma ağı kurdu. Mesela Ferrari , Lamborgini, Fiat ve Lancia nerelerde diye soracak olursak. İtalya'nin kuzeylerinde değil kuzey-batı bölgesi diye net bir alanı işaret edebiliyoruz.
İlginç olacak ama, Ferrari gibi dev bir marka bile, atölye mantığını bir kenara atmış değil. Tabıkı bu eskiye nazaran küçük bir kısmı da olsa,hala bazı parçalar atölyelerde elle yapılıyor. Zaten atölye mantığında işe, tasarımcılar, sanatçılar, mühendisler ve işçiler aynı yerde ve birlikte çalışıyorlar. Tıpkı aynı evde yaşayan büyük bir aile gibi.
Reset!: Sizce başarılı bir tasarım için gerekli olan, en önemli üç unsur nedir?
Luca Orlandi: Yenilikçi olması, yaratıcılığa önem vermesi ve sadelik. Yalınlığının içinde, ufak ama zekice dokunuşlar içermesi kısaca.
Reset!:Beğendiğiniz tasarımcılar ve ürünleri nelerdir? Mesela sahip olmak isteyeceğiniz tasarımlar.
Luca Orlandi: Evim için alacak olursam, klasik İtalyan mobilyalarından hoşlanıyorum. Tasarımcılardan ise Bruno Münarı'nın ''Falkland'' aydınlatmasını gerçekten çok başarılı buluyorum. Kapandığında pizza kutusuna sığabilecek bir boyuta ulaşıyor. Kullandığı malzeme ile de gerçekten yenilikçi ve iyi bir aydınlatma tasarımı. Bunun yanısıra Giulio Lacchetti'den ''Buonanotte lamp'' da son derece yalın ve işlevsel bir ürün. Rotaliana firmasının ürettiği ''Multibook'' adındaki tasarım işe, bünyesinde barındırdığı aydınlatmayı, çalar saati, ve prizleriyle evdeki ve ofisteki birçok dağınıklığı ortadan kaldırıyor.
Reset!: Türkiye'den kimi örnek verebilirsiniz?
Luca Orlandi: Türkiyede bu alanda çok ciddi bir potansiyel var. Her geçen zaman genişleyerek ve gelişerek ilerliyor . Bu anlamda '' Autoban'' ekibini beğeniyorum ve kendime yakın hissediyorum. Ürünleri, markalaşma sürecini ve kimliklerini çok iyi bir şekilde kazanmış durumda.

|
|
|
|
|
|
|
|