The Raveonettes - In and Out Of Control

Albümleri ve bazen de abartıp bizzat grupları mevsimlerle ilişkilendirme gibi bir rahatsızlıktan muzdaripim. Bu konuda yalnız olmadığımı düşünüyorum. Güneşin rahatsız edici derecede parladığı, yazın en hararetli zamanlarında bir yerden duyulan bir Interpol parçası sonucu huzursuzlanmak bu rahatsızlığın bir semptomu mesela. Ya da bütün parçaları kapalı, yağmurlu havalar hatta bulunabiliyorsa sis içindeki muhtelif yerlerde dinlenilmesi için yapılmış güzide grup Joy Division da başlı başına bir örnek olabilir. Danimarka'nın soğuğundan gelmiş bir duo olarak The Raveonettes'de istisna değil benim için. En klişe tabirle yaprakların sararıp dökülmeye yüz tuttuğu bu son bahar zamanları grubu dinlemek için oldukça ideal. Bunu bilerek ya da bilmeyerek dördüncü albüm In and Out Of Control'ü bu sıralarda çıkarmaları benim ve benim gibiler için çok memnun edici.

Daha öncekilerde olduğu gibi bu The Raveonettes albümününde de tematik bir hava hissediliyor. Jack Kerouac, beat jenerasyonu ve dönemin büyük hayranı Sune Rose Wagner bunu sözlerine ve albümün sağına soluna yine bulaştırmış. Onun dışında kullandıkları formül de aynı. Eski usul güzel pop melodileri üstüne depresif sözler. İroni had safhada. Özellikle adından da anlaşılacağı gibi oldukça garip ve tam olarak nasıl bir ihtiyacın karşılığı yapıldığını anlayamadığım parça "Boys Who Rape (Should All Be Destroyed)", Sharin Foo'nun sanki telefon rehberi okuyormuş sakinliğinde vokalleri ile neler oluyor diye düşündürüyor. Açılış parçası "Bang!", "the kids wanna bop (fuck) out in the street fu fu fun all summer long" nakaratı ile albümün en eğlenceli noktası. Zaten "Wine" dışında albümün tamamında bir tane olumlu parça ismi bulunmuyor. "Heart Of Stone, Oh, I Buried You Today, Last Dance, Suicide" bunlardan bazıları. Ama bu isimler sizi yanıltmasın her ne kadar sözler moral bozucu olsa da buna takılmazsanız hemen hemen bütün parçalarda rahatlıkla dans edebilirsiniz. İlk single "Last Dance" ve "Breaking Into Cars" açık ara en güzel ve en üzerinde uğraşılmış parçalar. Hareketleri ve görünüşleri ile modayı yakından takip ediyor gibi bir izlenim veren duo, bunu müziklerine pek yansıtmamış, çok da iyi yapmış. "D.R.U.G.S" parçasının introsundaki hafif electronica izi dışında bu ve benzeri poplüler türlerden tamamen uzak durmuşlar. Neredeyse bütün enstrümanları çalabilen Wagner ve baskın olduğu vokallerde hipnotize edici Foo her şeyi geleneksel kotarmış.

Bu albümü tek kelime ile tanımlayacak olursak "serin" çok yerinde bir tercih olur. Ama sevimsiz bir donukluktan bahsetmiyorum, içinize işleyen tekrar tekrar hissetmek istediğiniz türden. Yüzeyde eğlenceli ama özünde karanlık bir durum söz konusu. İskandinav alaycılığı ve karartılmış, soğuk servis edilmiş 60's girl band tarzı melodiler normalde insanların özellikle aradıkları şeyler değildir herhalde... ama bunlar birleşince bu kadar harika bir şey çıkacağını da kimse tahmin edemezdi.

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010