Paris’te bir Eylül günü ve The Sartorialist

5 Eylül 2009, saat 4 civarları. Paris’in meşhur konsept dükkanı Colette’in önündeki kuyruk kıvrılarak Rue St Honoré’yi kesen yan sokaklardan birine taşıyor. İnsan ve araç trafiği tıkanmaya yakın, ortalık o kadar kalabalık ki!

Bu kalabalık Colette’in her zamanki müşteri kitlesinden oluşuyor, yani başta heyecan verici ama bir süre sonra can sıkıcı bir hal alan genç / genç görünen/ hala fazlasıyla genç hisseden bir takım insanlar… Heyecan verici çünkü hepsi çok ilginç, belli ki modayla yakından ilgili, çok hoş veya çok deli, dikkat çekici… Can sıkıcı çünkü fazla ilginç, dükkanın giriş katında satılan bütün o harika dergilerin içindeki her satırını ezberlemiş, modayı çok iyi bilen ve insanın kendini yanlarında küçük ve sıradan hissettiği yaratıklar. Anlayacağınız bu dükkana gitmek başlı başına bir olay, sınav, eğitim: galeriye gitmek gibi.

5 Eylüle geri dönersek: Bugün gençler çoğunlukta galiba ve bunu görmek rahatlatıcı- kesinlikle büyüklerden daha az dişli olduklarından değil, ama en azından onlar da benim gibi yolun başındalar. Tabii araya kesinlikle ne olup bittiğini anlayamayan, bu kalabalığa ağzı açık bakıp neden orada olduğunu çözmeye çalışan, fikir yürütmekten sıkılınca da araya dalıp birine “Pardon, burada tam olarak ne oluyor?!” diye soran bir takım turistler de karışıyor. Sonuç, Colette’in önü gittikçe doluyor- dükkanın içinden bahsetmiyorum bile.

Daha en başından gelmiş olmama rağmen kapıdan içeri girebilmem 1 saat, hedefime ulaşmam ise 1 buçuk saatimi alıyor. Biraz sallanıp gecikenlerin halini düşünmek bile istemiyorum bu noktada.
Sanırım burada bir parantez açmak en doğrusu: bütün bu insanların sıraya girip görmeyi, daha doğrusu kitabını imzalatmayı beklediği kişi ne meşhur bir tasarımcı, ne bir manken ne de herhangi bir ünlü. Hepimiz Scott Schuman, yani The Sartorialist için buradayız.

The Sartorialist bir nevi usta herkesin gözünde.  Streetstyle fotoğrafçılığını başlatıp bugün ulaştığı devasa boyuta taşıyan, hep farklı ve chic tarzıyla kendini gün geçtikçe çoğalan sokak modası fotoğrafçılarından hep bir adım ötede, başka bir yerde tutan bir usta.

Schuman hayatının çoğunu moda dünyasında geçirmiş; 2005 yılında kızına bakabilmek için kendi erkek giyim showroomundan ayrılınca fotoğraf makinesini eline alıp sokağa çıkma fikri doğmuş kafasında. Bu fotoğrafları da her zaman insanın içini ısıtan, yüzünü gülümseten kısa yorumlarıyla bloguna koymaya karar vermiş.

Gün geçtikçe ünlenmeye devam ediyor. Benim gibi amatör moda meraklılarının yanı sıra işin başındaki en büyüklerin de takip ettiği sitesi Condé Nast yayınlarının dikkatini çekiyor, Style.com sitesi (“Vogue’un online evi”) için çalışması isteniyor. 2007 yılında Askmen.com sitesinin Yılın En Başarılı 49 erkeği sıralamasında yerini buluyor. Bir sonraki sene Gap’in reklamlarında karşımıza çıkıyor.

Alıp başını giden bu ününün çok geçerli bir sebebi var: Scott Schuman gerçekten farklı. Kıyafetlere bakışı, en küçük detaylara dikkati, insani tavrı ilk günden beri onu saygı duyulan ve takdir edilen biri yapıyor. Bütün sınırların zorlandığı moda dünyasında gerçek ve ayakları yere basan, işini severek ve iyi yapan, geçici şeylerin ötesinde bir anlayışa, özene dikkat eden kısa boylu bir Amerikalı o.

Beklediğime değiyor, sadece birkaç cümle edebilsem bile. Masmavi gözleriyle çok tatlı ve muzip bir bakış atıyor, nasıl olduğumu soruyor, kitabın ilk sayfasına kocaman bir imza atıyor. Evet, biraz yorulmuş, ama ilk defa böyle bir şey yapıyor ve çok heyecanlı! Yanında Garance Doré var, onunla da merhabalaşıyorum, gülümsüyor, birlikte fotoğrafımız çekiliyor bu arada.

Bir parantez daha: Garance Doré de bir nevi Scott Schuman; farkı fransız, kadın ve biraz daha… eğlenceli ve hafif olması. Fotoğrafçılığın yanı sıra illüstratörlük de yapıyor. Onun da sitesi, gittikçe çoğalan hayranları, ama hiç değişmeyen bir tavrı, gerçekliği ve sempatikliği var.

Elimde kitabım mutlu mesut çıkıyorum dükkandan, bu karmaşık ve zorlayıcı moda evreninde normal, sıcak, iyi insanların olduğunu bilmek insanın hoşuna gidiyor! Saat 5:30 olmuş, ama kalabalıkta en ufak bir azalma yok, hatta gittikçe büyüyor sanki?

The Sartorialist’in o çok hak ettiği sevgi ve ilgiyi görmesinin ve imzamı kapmış olmanın memnuniyeti kocaman bir gülümseme oluyor yüzümde ve havanın güzel olmasından istifade, biraz etrafta dolanmaya karar veriyorum. Bu arada Scott Paris’ten sonra Milano ve Londra’da devam ediyor kitap imzalama macerasına, sonra da ilk durağına geri dönüyor; iki gün önce Paris moda haftası defilelerinin önünde vakit geçirirken karşıma çıkıyor, kocaman gülümsüyor.

Belki de beni hatırladığından?



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010