|
Fashion Week Raporu - Gitmiş Kadar Olalım Diye Sezondan Akılda Kalanlar…
‘Fashion week’ler hiçbir zaman sadece tasarımcıların podyumda sunduklarından ibaret olmamıştır. Çok renkli, hareketli, birçok modacının tabiriyle “savaş alanından hallice” backstageler, birbirinden dikkat çekici davetler, etkinlikler, kutlamalar, ‘after party’ler, ‘front row’larda yerini alan dünyanın en şanlı şöhretli moda otoriteleri ve ikonları, yeni parlayan podyum yüzleri ve yeni etiketlenen “it girller” her sezon fashion weeklerin tadı...
Bu sezonun şüphesiz en çok konuşulan eventi Champs Elysees Hotel Crillon’dakı, 90 Years of Vogue Covers davetiydi. Paris Fashion Week sırasında düzenlenen davetin bir yerde ev sahibi Paris Vogue Editörü Carine Roitfeld’di. Roitfeld’e kadım dostları, dünyanın en saygın moda fotogarafçılarından Mario Testino ve Patrick Demarchelier gibi isimler eşlik etti. Lily Donaldson, Daria Werbowy, Anja Rubik, Lara Stone (ki Lara Stone son zamanlarda Carine Roitfeld’in kişisel favorisi olmuşa benziyor) gibi “en bir süper modeller” ve Lindsay Lohan’da Vogue kapaklarının 90. yıl kutlamalarındaydı. Tüm bu ‘over the top” isimlerin birarada olduğu gecenin en dikkat çeken kişisiyse American Vogue’un dillere destan editörü Anna Wintour’dı. Özellikle, sürekli aralarında bir çekişme varmış gibi yansıtılan Carine Roitfeld’le biraraya gelmesi, sohbet edip poz vermesi geceyi moda basını için oldukça çekici kıldı.
Aslında bu sezon da her sezon olduğu gibi Roitfeld-Wintour karşılaştırmaları az yapılmadı değil. Carine Roitfeld oldukça utangaç bir yapısı olmasıyla tanınmasına rağmen, oğlu ve kızıyla, ya da Testino ve Terry Richardson gibi isimlerle partilerken Anna Wintour daha sakın bir imaj çizdi. Ayrıca kanımca Carine Roitfeld Fashion Week’ler boyunca yine, zamanımızın siyahi en iyi taşıyan kadını olduğunu kanıtladı ve hem sofistike hem cesur seçimleriyle “en azından benim” Roitfeld beğenimi bir kat daha arttırdı.


Londra’daysa en dikkat çeken after party; Alexa Chung ve Agyness Deyn’in Dj’lik yaptığı Burberry After Party’siydi. Markanın tasarımcısı Christopher Bailey ve yeni yüzü Emma Watson gecenin önemli isimlerinden olurken sahneye The Kooks’un çıkması Burberry partisini iyice “orada olmalıydım”lık bir olay haline getirdi.



Alexa Chung demişken: kendisi bu sezon aslında daha önceleri de olduğu gibi yemeyip içmeyip özellikle Londra’da ve New York’taki şovlardaki front rowlarda genellikle yakın arkadaşı Pixie Geldof’la yerini aldı. ( Tabi bu sezon front row’larda bolbol Rihanna, Kim Kardashian ve yeni bitme Amerikan “gençlik ikonu” haline gelen Taylor Swift gibi isimleri de sık sık görmüş olmamıza değinmiyorum)
Hiçbir Fashion Week dönemi Kate Moss’dan bahsedilmeden geçilmez herhalde. Özellikle Miu Miu defilesindeki siyah deri kıyafetli ikonik halı ve her yere sevgilisi (hepimizin sevgilisi) The Kills’den Jamie Hince’le gitmesi değinmeye değerdi bence. Ayrıca bu yıl özellikle göze çarpan bir isim de Misshapes’den tanıdığımız Leigh Lezark’tı. Özgün stili ve ciddi anlamda “aman aman” güzelliği ve karizmasıyla kendisi bu sıralar iyice parladı ve takip edilmeye değer bir yer kazandı moda severlerin gönlünde.




|
|
|
|
|
|
|
|