|
Ne Olacak Şimdi?
1975 yılından itibaren Yeşilçam, Arzu Okay’ın başı çektiği erotik filmler ve seks komedileriyle kafayı bozadursun genel olarak Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini, Sadık Şendil’in de senaryosunu üstlendiği yer yer drama da kayan komedi filmleri de en az onlar kadar iş yapmakta ve tüm bu kalitesizliğin aralarında kendilerine ufaktan bir yer edinmekteydiler. O dönem, Türkiye’nin halen de en önemli senaristlerinden biri olduğunu düşündüğüm Sadık Şendil, Arzu Film yapım şirketiyle beraber aralarında Neşeli Günler, Gülen Gözler, Hababam Sınıfı, Şabanoğlu Şaban, Süt Kardeşler, Ah Nerede ve Mavi Boncuk gibi bir dolu komedi/aile filmine imza atmıştı.
12 Eylül Darbesi’ne kadar süren bu dönemde yapılan aynı türdeki filmlerin hepsinde belli başlı efsane isimler bir arada yer alırdı (Tarık Akan, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Şener Şen, Münir Özkül, Ayşen Gruda, Gülşen Bubikoğlu, Hulusi Kentmen, Selim Naşit Özcan, Perran Kutman ve şu anda aklıma gelmeyen bir sürü efsane isim); ki bugün bu kalitede kadroları bir araya getirmenin imkânsız olduğu kanısındayım.
“Ne Olacak Şimdi?” ise Sadık Şendil’in eserleri arasında en sevdiklerimden biri olmasının yanı sıra genel olarak çektiği başarılı dramlarla Türk Sineması’nda kendine özel bir yer edinmiş Atıf Yılmaz’ın yönetmen koltuğunda oturuyor olmasıyla da kalbimde ayrı bir köşe kazanmıştır. Yılmaz, genelde sinema filmlerinde görmeye alışık olmadığımız Levent Kırca ve Nevra Serezli ile bir araya geliyor; yanlarına da Şener Şen, Perran Kutman, Adile Naşit, Neriman Köksal, Selim Naşit Özcan, Bülent Kayabaş gibi efsane isimler serpiştirerek belki de evlilik üzerine bu kadar gerçekçi söylemleri olan ilk yerli komedi filmine imzasını atıyor. Yukarıda verdiğim bilgiler ışığında, Yeşilçam’ın tüm yapısının yıkılıp farklı bir şekilde yeniden inşa edildiği bu dönemde evlilik/aile kurumu üzerine espri yoluyla da olsa ciddi bir şeyler söyleyebilmenin ne denli önemli olduğunu idrak edebilirsiniz.
Hatta bununla alakalı olarak ilginç bir detay daha vereyim; kasıtlı yapılıp yapılmadığını herhangi bir giydirme söz konusu olup olmadığını bilmiyorum ancak, Şener Şen’in canlandırdığı çapkın koca Şakir’in eve attığı dilberlerden bir tanesini de yine o dönem Aydemir Akbaş ile oynadığı erotik filmlerle tanınan Zerrin Doğan oynamaktadır.
Hikâye, Perran Kutman’ın oynadığı Nuran’ın kocası Şakir’i iş üstündeyken yakalama çabalarından biriyle başlıyor. Filmin geri kalanında da eksik olmayacak, babasını iş üstünde bastıkları takdirde oğluna (film boyunca itilip kakılarak maymuna dönen oğluna) itinayla yapmasını salık verdiği “tükür çocuğum babanın suratına!” repliğinin ardından Nuran, soluğu avukat arkadaşı Orhan’ın (Levent Kırca) yanında alır. Şakir de kendine avukat olarak Özden’i (Nevra Serezli) tutar. Nuran’ın “boşa beni bu adamdan!” yakınmalarına karşın Şakir, “ben karımı seviyorum”u ısrarla vurgulamaktadır.
Orhan, ilk tanıştıklarında Özden’de güzel bir intiba bırakır. Müvekkili vesilesiyle kadın haklarını savunan, Batılı, modern bir erkek imajı çizen Orhan, avukat hanımın düşündüğünün aksine çok farklı bir hayat tarzıyla yetiştirilmiş, Özden’e kıyasla daha Doğulu, daha geleneksel bir bakış açısına sahip bir adamdır. Bunun yanında Şakir’le Nuran’ı barıştırmak için ailenin önemini vurgulayan Özden ise Orhan’da farklı duygular uyandırır: “İşte tam aradığım, erkeğine, ailesine değer veren, geleneklerine bağlı bir kadın…” Oysa Özden de Orhan’ın tam aksine son derece modern bir ortamda yetişmiş, zengin ve elit bir aileden gelen, pahalı alışkanlıklara sahip bir kadındır.
Cicim dönemleri çabuk geçer. Evlendikleri kişinin aslında sandıkları gibi biri olmadığı, kafa yapılarının dağlar kadar farklı olduğu ortaya çıkar. Uludağ’da çıktıkları balayında Özden’in sürekli ortaya çıkan erkek ahbapları da eklenince balaylarında yalnız başına kalmak isteyen Orhan için işler daha da çekilmez hale gelir. Özden’in fazla modern ilişkileri ona göre değildir ve Özden’in kendisinden beklediği gibi “modern” bir erkek olamayacaktır. Tüm bunlar yetmemiş gibi bir de Rifi (Bülent Kayabaş’ın canlandırdığı Rıfat) peydah olunca ikili arasındaki düşünce farkı, çok güzel bir diyalog ve beraberinde canlandırma sahnesiyle verilir (ki kadın ve erkek bakış açısına dair filmin önemli sahnelerinden biri olduğunu düşünüyorum):
“gerçekte bambaşka bir kadın istiyorsun sen. Annen gibi bir kadın… Sen alaturka, dedelerimizin haremlerindeki gibi bir kadın hayal ediyorsun. Akşam yorgun eve gelince ayaklarını yıkayacak, baklavalar börekler açacak sana, sofrada rakına meze olacak, sen nargileni tüttürürken o göbek atacak. Sen kasılacaksın, o senin keyfini yerine getirmeye uğraşacak…”
“tam bana göre bir kadın demiştim. Hâlbuki senin istediğin başka türlü bir erkekti. Zarif, görgülü, kendi zümrenden bir erkek… Sevdiğin, akşam çiçeklerle gelecek eve, erkek arkadaşlarınla ilişkilerini hoşgörüyle karşılayacak (bu esnada Özden, rüyada Rifi’nin kucağında oturmaktadır), onlara yakınlık gösterecek, iyi davranacak. Sonra sen bunaldığın bir an, sevdiğin müziği pikapta çalarım diyecek. Çünkü kocanın başlıca görevlerinden bir tanesi sana müzik çalmak. Sonra erkek arkadaşlarınla ilişkilerini olağanüstü hoşgörüyle karşılayacak (abarttı iyice). Kocan ev hizmetlerinde, mutfak hizmetlerinde yardımcı olacak. Zeytinyağlı yapacak. Erkek arkadaşlarınla ilişkilerini hoşgörüyle karşılayacak (bokunu çıkarıyor burada).”
Özden-Orhan ilişkisinin yanında Şakir-Nuran çiftimiz de evlere şenliktir. Bir ayrılıp bir barışan akabinde Şakir’in uçkurunun rahat durmaması sebebiyle gene araları açılan ikili, filmin komedi unsurunun önemli bir kısmını oluşturuyor. Tüm çapkınlıklarına rağmen bir süre sonra yelkenleri suya indiren, “erkeğimdir” deyip sineye çeken Nuran rolünde Perran Kutman resmen döktürürken, Şener Şen, hiç güldürmediği kadar güldürüyor ve Şakir rolünde keşke daha fazla gözükse şeklinde sitemlere sevk ediyor insanı. Hele çocuğunu eğlendirmek için bindiği çarpışan arabada Nuran’ın gözlerinin önünde bir kadına asılması ve arkasından da kadının peşine takılıp gitmeye yeltendiği bir sahne vardır. O anda çapkınlık yapmak isteyen ama neden sonra evli olduğu ve karısının da hemen yanı başında olduğu aklına gelen bir babayı çocuğunun kafasına vurup “yürü lan, annene bi bakalım!” demek suretiyle çok gerçekçi ve komik bir biçimde canlandırır ki hayran kalmamak mümkün değildir.
“Ne Olacak Şimdi?”, Orhan’ın annelerine yemeğe gittiklerinde “enişte biraz daha coca cola versene” diyerek alttan votkayı doldurduğu, küçükken hoşlandığı kızın abisi tarafından yediği dayak, Şakir’in evlerine kadın attığında Nuran tarafından basıldığı sahne gibi birbirinden efsane sahnelere sahip. Evet, her izleyişte deli gibi de güldüren bir film. Ancak, kendisini eşsiz kılan evlilik kurumuna ve kadın-erkek ilişkilerine dair önemli üç beş kelam ediyor oluşu. Sırf bu açıdan bile Yeşilçam’ın başarılı eserlerinden bir tanesi olarak kabul edilmeyi hak ediyor.
Ve evet… “Ne Olacak Şimdi?” iyi bir Atıf Yılmaz filmi, ama kesinlikle harikulade bir Sadık Şendil senaryosu.

|
|
|
|
|
|
|
|