|
Napoleon Dynamite

15 başlıkta neden Napoleon Dynamite ile ev arkadaşı olmanın olağanüstü olduğunu açıklayacağım. Buyurun;
1-Napoleon’un yapabilecekleri sınırlıdır. Her zaman devasa görünen düşünceleri vardır. Ancak ortaya çıkaracakları sonuçlar incelendiğinde aslında birer hiç oldukları aşikârdır.
2-
Napoleon, içerisinde ortaya çıkmayı/çıkarılmayı bekleyen yeteneklerle bezelidir. Onunla senkronize dalmada ya da dört çarpı yüz metrede takım arkadaşı olmanız halinde olimpiyatlardan altın madalya ile dönmeniz gerçekten büyük bir ihtimaldir.
3-
Saygılıdır. İnsanların “ilişki” dedikleri o alışverişe uzaktan bakar. Kendi seviyesinde yüzmeyi sever. Boğmaz. Boğulmamaya gayret gösterir. Bunun en önemli sebebi de algısının zayıf olmasıdır. Amma velâkin bu zayıflık rahatsız edici olmaktan ziyade, size öğretmen gibi hissetme zevkini yaşatır.
4-
O klasik “insan toplum içerisine doğar” cümlesinin aksine Napoleon, kendisi içine doğmayı istediği toplumu yaratmıştır. Parlak olmaya gerek yoktur. Büyük duygu patlamaları yaşamanın bir manası yoktur. Çünkü Napoleon isimli karakter, bunlarla çarpıldığında sıfıra ulaştırır izleyenleri.
5-
Spor konusunda oldukça yaratıcıdır. Beraber yiyeceğiniz bol zeytinyağlı bir yemeğin ardından sizinle bisiklet kullanır. Top ile oynanabilecek çeşitli oyunlarla sizi eğlendirirken bir yandan da basenlerinizin yağla dolu olmasını engeller.
6-
Bu başlığımızda “eğer Napoleon ile evliyseniz”i değerlendirmek durumundayım. Çocuklarınız bir kere helal kazançtan nemalanır. Çünkü Napoleon aldatmak nedir bilmez. Öğrenememiştir. Bunun ekseninde aldatılan kadın konumuna hiçbir zaman düşmezsiniz.
7-
Fedakârlık yapmaktan korkmaz. Bu durumun en büyük sebebi de biraz da olsa cahil (cahil kelimesi yerine “saf” kelimesini kullanmayı yeğlerdim ancak kullanmadım) cesaretine sahip olmasıdır.
8-
Freud denen züppenin Süper ego adını verdiği o illetin en önde gelenlerinden, hatta flama taşıyıcılarındandır. On bin kişinin önünde soyunmasını gerektiren bir durum varsa soyunur. Bir an dahi tereddüt etmez. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini yorumlamaya gayret gösterme gayretinde dahi bulunmanın manasız olduğunu çarpar yüzümüze.
9-
Sizi sırtınızdan bıçaklamaz. Göğsünüzden de bıçaklamaz. Baldırınızdan bıçaklamaz. Ve en önemlisi kafanızdan bıçaklamaz.
10-
Napoleon hepimize (hepinize ve hepsine) o minicik dünyamızda yazıp yönettiğimiz, kurguladığımız, ortalama 70 senelik filmlerimizde aslında bizlerin başrolde olmadığını söyleme kudretine sahip olduğu için, önüne sekiz tane piyonu kafanız bir şekilde dizebilirsiniz.
11-
(Bunu aranızdan iyiye de kötüye de yoranlar da çıkabilir. Dert değil.) Aile bağlarına çok önem vermez. Ancak bir insanın onunla kan bağı olması, Napoleon tarafından saygıyla ya da sevgiyle anılmasına yetmez. Böylelikle bayramlarda ziyaretçilerinizin sayısında da gözle görülür bir azalma olacağından kafanız rahat olacaktır.
12-
Kip gibi bir abisi vardır. Kip tanıyıp tanıyabileceğiniz en garip yaratıktır. Yaratıktır diyorum çünkü Shakespeare’in “tavuk nasıl ki kuş değilse kadın da insan değildir” sözüne doğumda yaşadığı bir kaza sonucu haiz olmuştur. Bir kadını kendine bağlayacak kadar iyi bir hatiptir. Hatta yüzünü (düzeltiyorum tüm vücudunu) kese kâğıdı ile kaplarsanız kendisi Humphrey Bogart kadar etkileyicidir.
13-
Onların gen havuzundan binlerce kilometre uzakta bulunan babaanneleri… Evime girebilir ama odama asla. Gerçi, Napoleon ve benim evimde işi olmaz onun gibi birinin ama yine de eğer bir gün onu torunlarınızın saçını okşarken görürseniz kolundan tutun ve “büyük büyük büyük babam senin babamı çöpten bulmuş” deyin.
14-
Ve tabii ki Rico amcası. Rica amca bizim bildiğimiz Şener Şen’in Ziya karakterinin biraz daha zıvanadan çıkmış halidir. Hadi itiraf edin Ziya gibi birinin odanızın bir köşesinde bulunmasını istersiniz.
15-
Pedro “the mexican”. Öncelikle aramızı bozabilecek tek kişinin Pedro olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Napoleon ile tartışmalarımızın ardından onu “Pedro’yu ev arkadaşı olarak istiyorum” diye tehdit edebilirim. Bunun sebeplerini de Pedro’nun hem kültürel zenginliği (Piñata: içi şeker dolu, sopayla parçalanan kuklalar) mükemmel görünüşü (130 cm. boyu) ve enfes saçları (ya da peruğu diyelim) diye sıralayabilirim.Tüm bu gerekçeler ışığında Napoleon, seni ev arkadaşım ilan ediyorum.


|
|
|
|
|
|
|
|