Elfen Lied

Bundan birkaç yıl önce, hayatıma pembe saçlı bir kız girdi. Ben bu kızı ve onun hikâyesini sevdim ve böylece hobilerim arasına “anime izlemek” giriverdi. Beni animeyle tanıştırdığı için benim için yeri ayrıdır. Her ne kadar anime tutkunlarının geneli Elfen Lied’i pek sevmemiş, klişelerle dolu, vasat bir anime olduğunu savunsalar da, ben Elfen Lied’i tavsiye ediyorum.

Animenin konusunu kısaca anlatmak gerekirse, “Diclonius” denilen evrim geçirmiş insan grubundan olan Lucy, bir araştırma merkezinde denek olarak tutsakken bir gün kaçmayı başarır; fakat kaçarken başından vurulduğu için karakteri ikiye bölünür. Denizde sürüklenerek kumsala ulaşan Lucy’yi, yıllar sonra tekrar görüşen iki kuzen Kouta ve Yuka bulur ve evlerine götürür. Kouta aslında Lucy’yi ilk defa görmüyordur, normal bir insan olmayan Lucy, vektörlerini yani görünmez ve upuzun kollarını kullanarak Kouta’nın babasını ve kız kardeşini öldürmüştür. Fakat olaylar Kouta’nın gözünün önünde gerçekleşmiş, bu yüzden Kouta hastanede tedavi görmüş ve bu olayları zihninden silmiştir. Karakteri bölünen Lucy, Kouta ve Yuka’nın yanındayken sadece “Nyuu” (Japonca’da süt) diyebiliyordur ve tıpkı bir bebek gibi masum ve saftır. Kouta ve Yuka da yeni arkadaşlarını çok severler. Bu arada Lucy’nin firar ettiği merkezin yetkilileri onun insanlık açısından son derecede tehlikeli olduğunu düşündükleri için bir an önce bulunup öldürülmesine karar verirler ve Lucy’yi arayış başlar. Bu mücadele sırasında kontrol altındaki diğer dicloniuslar Lucy’ye karşı kullanılacaktır. Lucy hem kendisini korumakta, hem de çocukluktan beri âşık olduğu Kouta’dan özür dileyip ve onun aşkına karşılık vermesini ummaktadır. Kouta ise iki kız arasında kalmıştır; çünkü Yuka da ona âşıktır.

Anime, konu itibariyle biraz sıkıntılı durumda. Çünkü ana konular olarak “Diclonius’larla başa çıkma” ve “Kouta-Lucy-Yuka aşk üçgeni” üzerinden dönen animenin çok fazla yan karakteri, yan hikâyeleri, yani anlatacak çok fazla şeyi var. İçinde çok fazla mesaj, çok fazla hikâye bulunduran, üstüne üstlük topu topu 13 bölüm olan bir anime olduğu için biraz da yoruyor. Bu durumda hangi hikâyeye odaklanacağını bilememe ve kendini seriye kaptıramama gibi bir sorun da ortaya çıkabiliyor. Açıkçası ben izlerken, özellikle Nyuu’ya odaklanıp, Kouta ve Nyuu’nun masumane ilişkilerini, arada Yuka’nın hallerini izleyip içimi bir hoş ettim. Onların evdeki hallerini izlerken animeden gerçekten keyif aldım, eğlendim, özellikle de duygulandım tabii ki. Anime zaten duygu yüklü bir anime. Her karakterin hüzünlü bir yanı, acınacak, üzülecek tarafı var.

Bir yandan bu kadar duygusal takılırken diğer yandan da şiddeti, kanı hiç eksik değil ama. Şiddeti ve cinselliği çok tartışılan bir anime Elfen Lied. Kesinlikle çok şiddetli, kan gövdeyi götürüyor. Bu beni pek de rahatsız etmediği için bu konuda sadece “küçükler izlemesin” diyebilirim. Büyüyünce izlerler. Bu sahnelerin amacının Diclonius’ların gücünün sınırlarını göstermek olduğunu düşündüğüm için lüzumsuz veya fazla gelmediler bana.

Aşırı kanlı bir anime olarak “Kill Bill” filminin bir kısmını oluşturan animeyi örnek verebilirim; ki o bölüm tek kelimeyle harikadır, kanlı sahneleri sevmeyenler bile sever. Cinselliğe gelince, her daim çıplak vücut var, abartmışlar biraz ama bazı sahnelerde çok estetik durduğunu düşünüyorum (spoiler vermemek için sahneleri belirtemeyeceğim). Nyuu’nun çıplak halleri de saflığını vurguluyor ve arada güldürüyor.

Sonuç itibariyle, duyguyu, şiddeti, cinselliği, mesajı ve daha birçok şeyi barındıran bir çalışma Elfen Lied. Mantık hatalarına, şiddet sahnelerine fazla takılmazsanız aslında sürükleyen, kendini sevdiren bir yapım. “Kouta aslında kimi seviyor” sorularına yanıt arayabilir, ararken de animenin efsane müziği Lilium’u dinler kendinizden geçer, tekrar dinler, latince sözlerini ezberlersiniz… Yok yok, en iyisi hemen şimdi bulup dinleyin. Eğer diziyi izlemeye karar verdiyseniz, altüst olma riskini ortadan kaldırmak için bir günde bitirmeyiniz.

 

 



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010