Desperate Housewives



90'ların sonu 2000'li yılların başında Sex and the City dizisi Melrose Place'ten sonra TV dünyasında bir fenomen olarak yerini aldı. Orta yaşlarında New York'lu dört kadının gündelik hayatlarını cinsellik ağırlıklı ele alan dizinin 2004 yılında yayın hayatına veda etmesiyle TV dünyasında bir boşluk oluştu. Margharitasız, Mr.Big'siz ve Samantha'sız kalan bizler büyük bir yıkıma uğradık. İşte tam da bu esnada; 2004 Ekim'inde yepyeni bir dizi Amerika'nın ABC kanalında prömiyerini yaptı: Desperate Housewives.

Dizinin tanıtım reklamlarının kanallarda dönmeye başlamasının ve sanal ortama düşmesinin hemen ardından birçok eleştirmen ve izleyici; ''Yeni bir Sex and the City dizisi geliyor'' tarzında yorumlar yapmaya başladı. Fakat Marc Cherry'nin yaratıcısı olduğu Desperate Housewives, New York'lu dört kadının hayatını anlatan Sex and the City'den oldukça farklı bir yapıya sahipti. Dizideki karakterler, Sex and the City'de olduğu gibi öğle yemeklerinde en lüks restaurantlarda buluşup margharitalarını yudumlamıyor ya da birbirleriyle seks ve erkekler üzerine konuşmuyorlardı. Hepsi Balenciaga'nın yeni tasarımlarını ilk gören olup, Chloe marka çantayla New York sokaklarını arşınlamıyordu.

Fairview adında bir banliyö kasabasında yaşayan birbirinden umutsuz beş ev kadınının hikayesini anlatan Desperate Housewives gerek oyuncuları gerekse entrika ile mizahı iç içe barındıran kurgusuyla kısa sürede popüler kültürün içinde ''kült'' sıfatıyla etiketlenebilecek bir konum kazandı. Bazı eleştirmenlerce basit bir ev kadını hikâyesi etrafında olarak görülürken, kimilerine göre de barındırdığı tüm karakterlerin hikâyelerine ayrı ayrı odaklanan ve yan karakterlerle kurguyu daha da güçlendiren biz dizi olarak görülmekte Desperate Housewives.

Gerçek ile kurguyu aynı elekten başarıyla geçiren dizinin günümüz popüler kültüründe takdire şayan bir yerinin olmasının birçok sebebi var. 90'lı yıllarda Superman dizisiyle tanınan Teri Hatcher'ın yalnız kalmaktan korkan, kızı ile sürekli rolleri değiştiren ve potları ile sakarlıklarıyla birçok beceriksizliğin ana karakteri olan Susan Mayer'ı canlandırması ve seksi Latin model, sonrasında ev kadını Gabrielle Solis rolünde izlediğimiz, pembe dizilerden Hollywood'a terfi eden ve erkekleri peşinden sürüklerken, birçok kadın için de rol model haline gelen Eva Longoria, reklam dünyasından birbirinden yaramaz çocuklarına bakmak üzere kendini evine adayan, mantığını her şeyin önünde tutan Lynette Scavo rolüyle Felicity Huffman, titizliği ve itibarı her şeyden önemli olan mükemmeliyetçi ev kadını Bree Van De Kamp rolüyle Marcia Cross ve bu dört ev kadınına Fairview'ü dar eden seksi ve kendini beğenmiş Edie Britt rolüyle Nicollette Sheridan dizinin birbirinden umutsuz ev kadını rolünde hikâyenin baş karakterleri olarak yer alıyor. Bu karakterlerin yanında dizinin popülerleşmesinde etkili olan bir diğer öğe de, Ally McBeal'da Bon Jovi'nin canlandırdığı tesisatçı karakterinden sonra başka bir seksi tesisatçı karakter olarak kalbimizde yer edinen Mike Delfino rolünde James Denton. Birbirinden farklı hikâyelere sahip olan karakterlerin yanında her sezonda hikayenin temelini oluşturan geçici süreliğine kasabaya uğrayan yan karakterler de dizinin beş sezon boyunca yüksek reytinglerle izlenmesinin bir başka nedeni.



Banliyöde geçmesi nedeniyle mekânsal anlamda bir çeşitlilik sunmayan dizinin çekimleri ABC'nin stüdyolarından birinde hazırlanan bir sette gerçekleştirilmekte. Tatlı Cadı Samantha dizisinden sonra banliyö olgusunu sinemaya ve TV'ye tekrar taşımıştır.

Dört sezon boyunca diziye katılan yeni karakterler üzerinden kurguyu ilerleten yaratıcı Marc Cherry, 2009 kışında yayınlanan beşinci sezonunda farklı bir uygulamaya geçti ve bu sezonda karakterlerin beş sene sonraki halleri üzerinden hikâyeye kaldığı yerden devam etti. Flashback'ler eşliğinde geçen bu beş senede karakterlerin başından nelerin geçtiğini izlediğimiz dizide Marc Cherry'nin deyimiyle ''Lost'' taktiği uygulandı. İzlediği ve başarılı bulduğu yapımları ve bu yapımların imrendiği özelliklerini açıklamaktan kaçınmayan Cherry, TV tarihinin en başarılı yapımı olarak görülen ''Lost''un bu kadar tutmasındaki unsurları düşündüğünü ve Desperate Housewives'ın beşinci sezonunda da bunları uygulayarak yeni bir izleyici kitlesine de ulaşabileceğini düşündü. Bununla birlikte yerli, yabancı hemen her dizide moda olan bir geleneği de sürdürerek bu sezonda dizideki ana karakterlerden birini öldürdü.

Her sezon öncesi yayınlanan promo fotoğrafları ve tanıtım videoları ile başlamadan büyük ses getiren Desperate Housewives mizah ve dramı bir arada kullanan bir kurguya sahip. Bir karakter üzerinden anlatılan ve diğer karakterlerin bakış açısı aracılığıyla ilerletilen bir hikâye örgüsüne sahip olan dizide klasik ''To be continued... (Devam edecek...)'' olgusu pek yok. Başlangıçta karakterleri hata yaparken ya da kötü bir durumla başa çıkmaya çalışmalarını görürken, bölüm sonunda ahlaki ve doğru olanı bulan karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Bu da dizinin ''Her insanın içinde kötülük vardır; fakat bir şekilde doğruya ulaşacaktır. Bunun yanında doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün sübjektif olgular olduğunu unutmamak gerek.'' şeklinde bir mesaj vermesine yol açıyor.

Dört sezon daha sürmesi planlanan dizinin altıncı sezonu geçtiğimiz günlerde ABC kanalında yayınlanmaya başladı. Beşinci sezonun bittiği yerden devam eden dizide her sezon olduğu gibi bu sezon da yeni bir karakter katılıyor. The Sopranos ve Joey dizileriyle tanınan; özellikle Joey de komedi türünde inanılmaz bir performans sergileyen ve Edie Britt karakterini muhtemelen aratmayacak bir karakter olarak karşımıza çıkacak kişi Drea de Matteo.

Beş sezon boyunca birbirinden gizemli hikâyelere yer veren Desperate Housewives'da Mike Delfino'nun kiminle evlendiğini ve Drea de Matteo'nun hayat vereceği yeni karakteri görmek için 2009 Aralık'ı beklememiz gerekecek.



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010