İstanbul Indie Sahnesi # 4
I Create Soundscapes Röportajı
İstanbul bağımsız müzik sahnesi serimize bu hafta deneysel müziğin üretken ismi I Create Soundscapes ile devam ediyoruz. Ülkemizde pekte duymaya alışık olmadığımız melodileri gürültülü ve atmosferik bir şekilde bizlere sunan I Create Soundscapes’in minimal sahne performasının yerinde izlenmesini şiddetle tavsiye ediyor ve grup ile yaptığımız röportaja geçiyoruz.
Reset! : Kimdir I Create Soundscapes ? Müzik dışında neler yapar?
I Create Sounscapes: İsmim Berk Çakmakçı. Görsel İletişim Tasarımı’ndan bu sene mezun oldum. Şu aralar ne yapmak istediğimle ilgili kafamı toplamaya çalışıyorum.
Reset! : Last.fm’de müziğini post-rock olarak etiketleyenler olmuş. Belli ki rock müzik ile her hangi bir bağlantın yok. Sen nasıl tanımlıyorsun yaptığın müziği?
ICS: Post-rock etiketi pek doğru değil belki, ancak yaptığım müziğin en büyük esin kaynaklarından biri rock müzik. 50lerden, 60lardan birkaç rock şarkısından samplelar aldığım oldu. Müziğimi tanımlamamaya çalışıyorum. Herkes istediği gibi tanımlayabilir.
Reset! : Piyasanın içinde bulunduğu etiket çorbası hakkında ne düşünüyorsun? Saçmalık mı yoksa günümüz müziğinin çok sesliliğinde içinde kaçınılmaz bir durum mu?
ICS: Çok saçma şeyler dönüyor internette. Shit-gaze, dream-beat falan gibi. Ancak last.fm’de aynı anda hem pop, hem indie rock, hem electro, hem experimental olarak taglenmiş gruplar da var. Bu çok seslilik bir taraftan da etiketlerin artık kişisel algılara bağlı olduğunun ve müzik türleri konusunda bir fikir birliğine varmanın mümkün olmadığının göstergesi. Türler arası etkileşim o kadar uçsuz bucaksız ki artık, neyin ne olduğunu anlamaya çalışmak boşa enerji harcamak oluyor biraz.
Reset! : Sesler ile oynadığın deneysel ambient çalışmaların Nuclear Super Power, Flats vb. ile electro-pop hassasiyetine yakın duran What We Are arasında ne gibi bir motivasyon farkı vardı ki böylesine değişik işler ortaya çıktı ? Bundan sonra casiotone pop dinleyebilecek miyiz senden?
ICS: Her EP’de farklı birşeyler denemeye çalışıyorum. O sıralar dinlediğim şeylerin de bir etkisi oluyor genelde. Bundan sonra casiotone ile birşeyler yapar mıyım bilmiyorum. Ama neden olmasın?
Reset!: Müzikal etkileşimlerin neler? Mesela çocukken evde hep klasik müzik çalardı gibi bir hikayen var mı?
ICS: Çocukken evde, arabada, radyoda duyduklarım bir şekilde etkilemiştir eminim. Babam Dire Straits ve Queen dinlerdi ben küçükken. Onlar kulağımda yer etmiştir mesela. Ama Madonna da dinlerdim, Michael Jackson da. Çocukken evde hep klasik müzik çalmazdı belki, ama Vivaldi’nin Dört Mevsim kasediyle uyuduğum bir dönem vardı. Şu an yaptığım müziğe asıl ilham kaynağı olan şeyleri 16-17 yaşından sonra dinlemeye başladım. The Strokes, The Jesus And Mary Chain, The Velvet Underground, Godspeed You! Black Emperor, The Clientele, Nick Drake, My Bloody Valentine bunlardan bazıları. Şu an aklıma gelmeyen yüzlerce şey vardır eminim. Pop müzik de ilham kaynaklarımdan biri.
Reset!: Son zamanlarda seni en çok etkileyen grup ve/veya müzisyenler kimler?
ICS: Deerhunter, Atlas Sound, Liars, No Age, Beach House, Ducktails, Panda Bear, The Field ve Kahverengi Karton Ayı şu an aklıma gelenler. Liars’ın Drum’s Not Dead albümü çıktığı günden beri her dinlediğimde tüylerimi diken diken etmeyi başarıyor. Onun dışında son birkaç yıl içerisinde çıkmış olan albümler arasından beni en çok etkileyenler; Deerhunter’ın Cryptograms’i, Atlas Sound’un Let The Blind Lead Those Who Can See But Cannot Feel’ı, No Age’in Nouns’u, Beach House’un Devotion’ı, Panda Bear’in Person Pitch’i, Ducktails’in Landscapes’i, The Field’ın From Here We Go Sublime’ı ve Kahverengi Karton Ayı’nın şu güne kadar yapmış olduğu tüm kayıtlar. Bir de Bon Iver’in For Emma, Forever Ago’su var şimdi aklıma geldi. Bu saydığım isimlerin canlı performansları da oldukça ilham verici.
Reset!: Şarkılarını dinlerken kendimi İzlanda’nın sessiz, uçsuz bucaksız doğasında hayal edebiliyorum. İstanbul gibi bir keşmekeş içinde bu dinginliği nasıl sağlıyorsun?
ICS: Aslında yaptığım müzikte İstanbul’un büyük etkisi var. O koşuşturmanın yarattığı yorgunluğu yaşamıyor olsam böyle bir müzik yapmazdım. ICS’in, İzlanda’nın dinginliğinin aksine İstanbul’un keşmekeşine çok daha yakın durduğunu söyleyebilirim.
Reset!: Şarkılarda bir dinginlik var ama kesinlikle huzur verici değil.
ICS: Aslında şarkılarımda huzur verici bir hava yarattığımı düşünüyorum. Biraz hüzünlü ve nostaljik bir huzur bu. İçinde bir çok duyguyu barındıran kafası karışık şarkılar kaydediyorum genelde. Huzur vermek birincil amacım olmasa da hüzünle karışık bir huzur var bence ICS’te.
Reset!: Sesleri inşa ederken seni en çok motive eden duygu nedir?
ICS: Çocukluk anılarının yarattığı hüzün.
Reset!: Ben, ülke sınırlarında yapmış olduğun müziğe bir karşılık bulamadım. Yurt dışından müziğine yakın bulduğun isimler var mı?
ICS: Türkiye’den mermaids ve Temiz No Miracle Here müziğe yaklaşım açısından kendimi yakın hissettiğim isimler. Stilistik benzerlikler kurmaktan kaçınsam da kabaca Stars Of The Lid, Atlas Sound, Peaking Lights, WYLD WYZRDZ, Stag Hare ve Belong’u sayabilirim.
Reset!: Teknolojinin gelişimi ile yaygınlaşan yazılım ve cihazlar, evde müzik ve prodüksiyon yapmayı bir hayli kolaylaştırdı. Bu durumu, müziğin gelişimi ve biz dinleyiciler için nasıl değerlendirmeliyiz. Avantaj mı kaos mu?
ICS: Şimdilik bir avantaj bence. Fakat 10 yıl sonra ne olur öngöremiyorum. Kayıt yapmak, daha doğrusu tam istediğiniz şekilde kayıt yapmak, kafanızdaki fikri/duyguyu kayıda yansıtabilmek çok zor bir iş. Müzik yapmanın tüm zevkini öldürebiliyor bazen. Bu nedenle kayıt işini kısmen kolaylaştıran ve müzisyeni aynı zamanda teknisyen olma yükünden kurtaran yazılım ve cihazların bulunduğu bir dönemde müzik yaptığım için kendimi son derece şanslı hissediyorum. Evde kendi başına müzik yapabilmek büyük bir özgürlük.
Reset!: Müziğin ne bir endüstri, ne bir kültür ne de bir hayat tarzı olduğu ülkemizde uygulanan yasaklamalar hakkında ne düşünüyorsun. Bir müzisyen olarak akıntıya karşı kürek çekiyor hissi uyanıyor mu hiç?
ICS: Myspace ve Last.fm yasaklarına hiç bir şekilde akıl erdiremiyorum. Elle tutulur hiç bir yanı olmayan yasaklar bunlar. Müzisyene de, dinleyiciye de, plak şirketlerine de fayda etmenin aksine zarar veriyor. Mesela ben kendi isteğimle yaptığım kayıtların bedava download edilebilmesi için myspace sayfama linkler koyuyorum. Herhangi bir plak şirketine de bağlı değilim. Yani yaptığım şarkılar üzerindeki tek hak sahibi benim, ve bu şarkıların kolayca paylaşılması taraftarıyım. Kendi üretimlerimin hakkını ben koruyabilirim zaten. Bu iş ne Müyap’a ne de başka birine düşer. Hiç kimsenin söz hakkı olamaz bu konuda. Akıntıya karşı kürek çekiyor gibi hissediyorum diyemem. Ama Türkiye’deki bağımsız müzik piyasasının geleceği ile ilgili de pek iç açıcı düşüncelerim yok ne yazıkki.
Reset!: Görsel İletişim Tasarımı mezunu olduğunu söyledin. Müziğin mi yoksa görsel sanatların mı hayatında daha fazla yer almasını istersin?
ICS: İkisi de birbirinden destek alabilse sanırım en mükemmeli olur. Aralarında mutualist bir ilişki olmasını isterim.
Reset!: Konserler nasıl geçiyor. Dün seni Peyote'de izledik ve hiçte azımsanmayacak bir kalabalık vardı konserde. Bu kadar kişisel ve içe kapanık bir müziği tanımadığın insanlar ile paylaşmak nasıl bir his. Müziğinin devamı için gerekli mi bu paylaşım?
ICS: Konser öncesi stresli oluyorum genelde. Yavaş yavaş geçmeye başladı bu durum aslında. Ama ilk birkaç şarkıda ellerim titriyor gene de. Kişisel bir müziği insanların önünde icra etmek gerçekten zor. Ne de olsa insanlar senden birşeyler bekliyor konsere geldiklerinde. Kendini tatmin etmek ile seyircilerin beklentilerini karşılayabilmek arasındaki dengeyi sağlayabilmek önemli olan. O dengeyi kurabilmek için birkaç konserlik daha yolum var.
Konser vermek müziğin devamlılığı açısından önemli bence. Yaptığım müzik ne kadar kişisel de olsa konserde insanlarla etkileşime geçebildiğimi hissettiğimde mutlu oluyorum. Fakat konserler ile ilgili kalıplaşmış düşünceleri değiştirmek gerekiyor artık. Farklı yerlerde, farklı saatlerde, farklı şeyler denenmeli. Konser deneyimini farklı kılacak yeniliklere her zaman açığım.
Reset!: 2008'den bu yana 10 EP yayınladın. Nerdeyse bir iki albüm dolusu şarkın var. Yasal bir albüm planı var mı? Aslında burada şunu da belki sorgulamak lazım. Günümüzde bloglar üzerinden bile dünyaca ünlü olunabilirken bir yasal albüm çıkarmanın önemi var mı?
ICS: Her EP bir öncekinden biraz daha farklı sularda yüzüyor. Yapmak istediğim şeyler değişken olduğu için bir albüm yapma fikri üzerine çok kafa yormadım şu güne kadar. Ancak tabii ki bir albüm kaydetmek isterim. Albümün yasal olup olmaması ise hiç bir önem taşımıyor. Konserlerimde dağıtırım, posta ile yollarım, birkaç dükkana bırakırım. Paylaşmanın bir çok yolu varken yasal yükümlülükler altına girmek saçma geliyor.
Reset!: Belli belirsiz vokallerin, bir şeyler söylemekten öte enstrüman görevi görüyor. Fakat Day and Night Come Together at Dawn'da kullandığın vokaller oldukça güzel. Sesini kullanma konusunda belli bir tercihin var mı?
ICS: Day and Night... bir denemeydi. O sıralar daha pop, daha akılda kalıcı birşeyler kaydetmek istiyordum. Şu ara ise daha silik, bol reverblü vokaller kullanıyorum. Yarın öbürgün vocoderla RnB vokali yaparım belki. Belli olmaz. Bir plak şirketine bağlı olmamanın avantajlarından biri de bu işte.
Reset!: İstanbul bağımsız müzik sahnesi hakkında neler düşünüyorsun. Sence böyle bir kollektiften söz etmek mümkün mü?
ICS: F91W şu an Türkiye’de bağımsız müzik açısından “kolektif” denebilecek tek oluşum sanırım. Ben de bu kolektife dahilim. Aslında İzmir çıkışlı bir topluluk ancak şu an bir çok eleman Ankara, İstanbul ve İzmir’e dağılmış durumda. F91W küçük organizasyonlar düzenliyor birkaç senedir. Bu organizasyonların sıklaştırıp kapsamlarını genişletmek en büyük amaçlardan biri.
Aslında bağımsız müzik yapan insanlar genelde bir şekilde tanışıyorlar. Herkes arkadaş. Bu çok güzel birşey. Bu bağların daha da kuvvetlenmesi gerek. Beraber konserler, hatta bağımsız bir festival (burada akla devasa sahneler, milyon dolarlık sponsorlar falan gelmesin) düzenlenebilse harika olur.
Reset!: Satın aldığın son albüm ve formatı? (Eğer cd veya plak alıyorsan bunlar hakkında da bir iki bir şey eklersen süper olur)
ICS: My Bloody Valentine: Loveless (Plak), Pavement: Crooked Rain Crooked Rain (CD), No Age: Teen Creeps (Plak). CD ve plağa para ayırmaya çalışıyorum. Sık dinlediğim ve sevdiğim albümleri elimde tutabilmek güzel birşey.
Reset!: Sigara yasağı hakkında ne düşünüyorsun?
ICS: Konserlerde nefes alabilmek sevindirici.


|