16 Eylül, Le Grand Rex, Fleet Foxes Konseri

Bir buçuk seneden beri yollarda olan Fleet Foxes, turnenin son konseri için 16 Eylül akşamı Paris’in en eski sinema salonlarından Le Grand Rex’teydi. Fleet Foxes konseri için ilginç bir mekan seçimi! Konser daha da ilginçti. Kısacası, oradaydım…
Bundan birkaç hafta önce Fleet Foxes konserine gittiğimde yaklaşık bir yıldır Fleet Foxes dinlemiyordum. Yanlış anlaşılmasın, bu artık Fleet Foxes’ı sevmediğim anlamına gelmiyor. Bir sene önce kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayınladıklarında durup dinlenmeksizin, takıntılı bir şekilde Fleet Foxes dinler olmuştum. Aslında, bu türe ilgi duyan herkes o dönem Fleet Foxes’la kafayı bozmuştur muhtemelen. Fazla detaya gerek yok, hepimiz oradaydık ne de olsa.
Ne var ki, topu topu tek bir albüm yayınlamış bir grubu ne kadar severseniz sevin, belirli bir andan sonra “sürekli” dinlemeye devam edebilmeniz mümkün değil. Bunu bir tür doyumsuzluk veya tüketim çılgınlığı olarak yorumlamak da mümkün ama durum bu işte. Hele bir de Fleet Foxes beklentileri bu denli yükseltmişken daha fazlasını duymak istemek iyi niyetli bir tutum sayılır. Her şeye rağmen, bünye Fleet Foxes’ın yarattığı ilk sersemleme halini çoktan üzerinden atmışken bile, konser haberi yeni kalp çarpıntılarını da beraberinde getirdi. Fleet Foxes konserlerine dair yazılanlar epeydir iştahımı kabartmaktaydı zaten. Beklemedeydim. O gün gelecekti sonunda, biliyordum! Şanslıymışım.
Konsere geç kaldığım için koşturup soluk soluğa salondaki yerimi aldığımda karşımda Fleet Foxes yerine ön grup olarak sahne alan Blitzen Trapper’ı bulmak bende şımarıkça bir hayalkırıklığı yarattı. Hatta grup elemanlarının enstrümanların başına yerleşmesini izlerken “Gidip bira mı alsam?” diye düşünecek kadar terbiyesizleştim. Bunu daha önce hiç Blitzen Trapper dinlememiş olmama verelim. Zaten sonrasında duyduklarım ağzımın payını verdi. “Bir gecede nasıl Blitzen Trapper hayranı oldum?” başlıklı yazıyı başka bir zamana erteleyelim.
Fleet Foxes’ın sahneye çıkışı oldukça gösterişli oldu: Sislerin arasından geçen grup elemanları teker teker sahnedeki yerlerini aldılar. En son, seyirciden gelen büyük tezahüratlar eşliğinde Robin Pecknold gözüktü. Pecknold’ın grubunkinin de önüne geçebilecek bir şöhrete ulaştığından habersiz ben, tüm bu şamataya, “frontman” tavırlarına şaşkın şaşkın bakakaldım haliyle. Zaten iki saatlik konser boyunca duyduklarımdan ziyade gördüklerim zihnimi meşgul etti dersem yeridir. Hatta yer yer Robin Pecknold’ı antipatik bulduğumu bile söyleyebilirim. Grubun sözcülüğüne üstlenmişçesine her lafa atlaması, şarkı aralarında diğer müzisyenleri bekletip elma çayından yudumlaması, yine elma çayı üzerinden bayat espriler yapması, “deli dahi” taklidi anlamsız davranışlar sergilemesi.
Ama hakkını da vereyim, Robin Pecknold’ınki muhteşem bir ses. Albüm kayıtlarında koro kendisine eşlik ederken fazla öne çıkamasa da Pecknold konserde “Oliver James”, “Tiger Mountain Peasant Song” gibi şarkıları solo seslendirerek sesiyle nelere muktedir olduğunu hepimize gösterdi, sağolsun. Yeni şarkılarından birini seslendirdiği sırada, mikrofonu bir kenara bırakıp şarkıya çıplak sesle devam etmesiyle bu artık bir Fleet Foxes konseri olmaktan çıkmış, Robin Pecknold şovuna dönüşmüştü bile.
Konsere ve de Fleet Foxes’a dair aklıma takılan bir diğer konu ise tüm şarkıları “pürüzsüce” çalmış olmalarıydı. On sekiz aydır turnede olmalarının bir sonucu olsa gerek, neredeyse otomatikleşmişçesine bir performans sergilediler. Şarkıların albümdeki hallerinden bir farkı yoktu, bu da konseri oldukça ruhsuz kıldı bence.
Tüm bunları söyledikten sonra konserin bende hayal kırıklığı yarattığı sonucu çıkabilir. Hayır, hiç de değil. Hatta sevdiğim bir grubun konserinde gayet iyi vakit geçirdiğimi söyleyebilirim bile. Sadece kafama takılan, gerek medya gerekse de dinleyici tarafından –ki benim yaptığım da bundan hiç farklı değil- Fleet Foxes’ın daha ilk albümden bu kadar göklere çıkarılmış olması. Daha da kötüsü, grup kendini çoktan bu havaya kaptırmış bile. Bunu da ancak konserde farkedebildim haliyle. Karşımda mütevazı bir grup bulmayı beklerken ağdalı rock star tavırlarını benimsemiş Fleet Foxes’ı görünce gafil avlandım. Konseri benim açımdan eksik kılan bu olmuştur belki de.
Gitmiş olduğum konser Fleet Foxes’ın on sekiz aylık turnesinin son konseriydi. Robin Pecknold’ın konser sırasında söylediğine göre turnenin hemen ardından yeni albüm kayıtları için stüdyoya kapanacaklarmış. Umarım Fleet Foxes bir sabun köpüğü değildir de sayelerinde iyi müzik dinlemeye devam ederiz.


|