Arctic Monkeys – Humbug

Sanırım müzik tarihinde sadece bir yıl süre içerisinde bir kaç kayıtla ciddi anlamda süperstar olmuş müzik grupları bir elin parmağını geçmeyecek sayıdadır. Başta internet denilen sonsuzluğun ve kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde muhteşem parçalarının da yardımı ile Arctic Monkeys 2004 ‘ün sonlarında başlayan popülerleşme macerasını 2005 ‘in sonlarında Domino Records etiketi ile yayınladıkları ilk resmi singleları “I Bet You Look Good on the Dancefloor” ile tamamlarken ellerinde milyon dolarlık çekleri ile dermatologların yolunu tutuyorlardı. Bu sivilceli çocuklar henüz 19 yaşındaydılar ve artık Dünya sınırları dâhilinde onların ismini bilmeyen çok az müziksever vardı.

İlk albümleri “ Whatever People Say I am, That’s What I’m not ”  çıktığı gün iki yüz bine yakın bir satış rakamı yakalaması üzerine İngiltere müzik tarihinde bir rekor kırarak piyasaya adım atmaları bundan 50 yıl sonra bile hatırlanacak bir durum oluşturuyordu. 2 yıl içerisinde ilk iki albümü ile prestijli Mercury ödülünü kazanmaları onlar hakkında atıp tutan tüm düdüklü tencerelere kapak olurken Alex Turner ve arkadaşları için tek dileğimiz olumlu bir olgunlaşmayı şımarmadan atlatmalarıydı. 2009 yılı başlarından itibaren verdikleri konserlerde yeni şarkılardan çalmaları, merakla beklenen 3. albümlerini bu sene içerisinde çıkaracaklarının sinyali niteliğindeydi ve bize sadece heyecan içinde beklemek kalmıştı.

Dance-rock ‘ın henüz iki albümle tartışmasız en iyi temsilcisi olmayı başarabilen bu wonderkidler onlardan beklediğimizi yapmayacaklarını albüm kayıtları için prodüktör olarak Queens of the Stone Age ‘den tanıdığımız Josh Homme ile çalışacaklarını açıkladıklarında anlamıştık zaten. Yıl içerisinde konserlerde çaldıkları yeni parçaları duyduğumuzda ve James Ford ikinci plana geçtiğinde hararetli dance-rock tınılarına ve yine aynı havadaki liriklerine hayran olduğumuz grubun daha bir olgun sound ve hard-rock sound ile karşımıza çıkacağını poptan uzaklaşıcaklarını biliyorduk. Arctic Monkeys ‘in sivilceli çocukları 2. albümün ardından adeta Beatles havalarına girip olgun bir karizmaya büründüler. Normal bir gencin ergenliğini yaşarkenki iç devinimlerini onlar müzikleriyle ve üreterek yaşıyorlardı. Kısacası kaçınılmaz olarak ergenliğini atlatan Arctic Monkeys artık büyümüştü ve ilgilendikleri artık dans pistinde insanların nasıl göründükleri değil neden orda olduklarıydı.

Albüm akıp gitmeye başladığında kuşkusuz ilk dikkatimizi çeken Alex Turner’ın alışık olduğumuz o aksanlı ve konuşma diline yakın vokal tarzından uzaklaşmış olması oluyor. “ Crying Lightning” ‘in ve “Pretty Visitors” ‘un bazı yerleri bu özlediğimiz vokale yer versede albüm boyunca beklediğimiz miktarda Alex Turner alamadığımız kesin gibi. “My Propeller” ile açılan Humbug sadece 10 şarkıdan oluşuyor. Bu 10 şarkı dışında, pek kısa şarkı “I Haven’t Got My Strange” ve Nick Cave & The Bad Seeds coverı “ Red Right Hand “ bonus trackler olarak karşımıza çıkıyor. Crying Lightning esnasında özellikle lirikler ile kendini biraz hissettiren Arctic Monkeys havası “ Dangerous Animals” ‘ın gitarlarının beynimizi işgale başlaması fanlara “oh be ” dedirtiyor fakat bu da çok uzun sürmüyor. Bu şarkı için gerçekten çok üzülüyorum çünkü Alex Turner bayık vokal seçmek yerine eski tarzında bir şeyler yapsaydı albümün belkide en iyi şarkısı olabilirdi. “ Secret Door ” ‘un ardından artık elimizdekinin çok farklı bir materyal olduğunu kabulleniyoruz. Ama bu noktada şikayetçi olmak yerine bu çocukların( ! ) ne yapmak isterlerse en iyi şekilde yapma potansiyeline sahip olduklarını anlıyoruz ve albümün yarısından itibaren keyif alma çabalarımız güçleniyor.

Albümün kanımca en niteliksiz şarkısı olan berbat nakaratlı “ Potion Approaching “ ve onla yarışabilecek kötülükteki hakkında pek yorum bile yapamayacağım “ Fire and the Hud “ ‘a rağmen albümden vazgeçmeyip devam ettiğimiz takdirde ise albümün gerçek hazineleri karşımıza çıkıyor. “ Cornerstone “ Arctic Monkeys’ in en müthiş B-sidelarından biri olan “ No Buses “ ‘a olan benzerliği ve romantik lirikleri sebebiyle sevilmeye değer bir parça. Defalarca üst üste dinledim diyebilirim albümün ilk zamanlarında. “ Dance Little Liar “ ismi sebebiyle üzerine atladığımız bir parça olsada ağır havası ile Arctic Monkeys ‘in romantik takıldığı zaman en azından sadece lirikler ile bile kurtarabileceğini gösteriyor. Sonlara doğru gitarlar cayır cayır olmaya başlasada Alex ‘in vokallerinin aynı tok tonda devam etmesinden sebep istediğimiz enerjiyi vermesede hiçbirimiz şarkı hakkında kötü diyemeyecek durumda kalıyoruz. Albümün doruk noktasının yani “ Pretty Visitors “ ‘ın ise dokuzuncu şarkıda gelmesi müthiş bir taktik bence. Temposu düşen albümü toparlamanın ve iyi bir kapanışa hazırlamanın doruk noktası diyebiliriz. Şu an için albümün en kusursuz, en dolu dolu şarkısı bence. Vokalleri, nakaratı ve prodüksiyon harikası alt yapısı ile Arctic Monkeys kronolojisinde zirveye oynayacak bir parça. Albümü kapatan “ The Jeweller’s Hand” ise yine temposu düşük bir parça ve kapanış için gayet ideal.

Arctic Monkeys an itibariyle karanlık tarafı seçmiş durumda. Alex Turner bir müzik dehası ve Death Star’ daki partiler bildiğimiz kadarıyla zaten çok renkli değiller. Bir grup eğlendirmek yerine ve alıştığımız üzere bizi gitar müziği ile dans ettirmek yerine; ne hissediyorsa onu yaşamak, yaşatmak istediyse ve bunu gerçekten müzikal anlamda çok kaliteli bir şekilde başardıysa buna saygı duymak durumundayız. Nihayetinde yeterince olmuş bir albüm. Beklentilerin grubu olan Arctic Monkeys zaten sıkı takip ettiyseniz olgunlaşma sürecini gözümüzün içine soka soka geliyordu. Belkide müzik tarihinin en olumlu olgunlaşma serüvenine canlı olarak şahitlik ediyoruz. Arctic Monkeys ‘i sadece eğlencesi için sevmiş olanlar albümden uzak dursunlar. Belki ilerki albümlerinde “ I Bet You Look Good on the Dancefloor” yahut bir “ Teddy Picker “ üretebilirler bunu bilemiyoruz. Ama cevabını beklemek “ bu yazıda nasıl olurda bir defa bile The Last Shadow of the Puppets denmemiş ” diyenlerin dışında kalan bizleri inanın oldukça heyecanlandırıyor.





 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010