Sürdürülebilir İsveç Modasına Doğru
Yazın o tatlı rehavetini üzerimizden istemeye istemeye de olsa atmaya başladığımız, okul döneminin başlamasına istinaden birçoğumuzun derslerine yoğunlaşmaya başladığı şu dönemde, bir moda tasarımı öğrencisi olarak dikiş-nakış münasebetlerine girişmeden evvel atlamamamız gereken önemli bir konu ile ilgili bir seminere katıldım bu hafta. ‘Atlamamamız gereken’ gibi bir tabir kullanırken birçoğunuzun tahmin edeceği üzere sürdürülebilir ve ekolojik modadan bahsediyorum. ‘Sürdürülebilir İsveç Modasına Doğru’ başlıklı olarak İstanbul Moda Akademisi’nin ev sahipliği yaptığı, İsveç Enstitüsü ve İsveç İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ile yürütülen gezici sergi “Eco Chic”, 14 İsveçli modacının 16 tasarımına ev sahipliği yapıyor. 1-21 Ekim tarihleri arasında görülebilecek olan sergi, 1 seminer ve 2 workshop ile destekleniyor. Filippa K.,Julian Red, Dem Collective gibi İsveçli moda tasarımcılarının ekolojik yaklaşımlarını bir araya getiren “Eco Chic” sergisi İstanbul’dan önce Belgrad, Minsk, Kiev ve Riga’da düzenlendi. İstanbul’dan sonraki durakları ise Berlin ve New York olacak.

Gelelim serginin ana temasına izlenimlerim doğrultusunda göz atmaya; İsveç’te kullanılmayan tekstil ürünlerini doğaya kazandırmak adına oldukça iyi örgütlenmiş bir ‘geri dönüşüm giysileri sanayisi’ bulunmakta. Son yıllarda hız kazanmış olan bu çalışma, kullanılmayan giysilerin değerlendirilmesi ve tekstil sektörünün kendi içinde sağlıklı bir döngüye girmesi adına atılmış bir adım. İsveç’te ortalama tekstil tüketimi 1994’te 15 kg iken, 2007’de 24 kg’a yükselmesi, bu adımın atılmasına önayak olan nedenlerden sadece bir tanesi. Eski ve kullanılmayan giysilerin bağışlanması ya da satılması, çamaşır makinelerinin gereğinden sık kullanılmaması, ucuz ve kalitesiz ürünlerin tercih edilmemesi ve gereğinden fazla ürün alımı yapılmaması, sürdürülebilir modaya destek vermek adına yapılması gerekenlerden birkaçı.

Bildiğiniz üzere kullanılan kumaşların ana maddesi olan pamuk, üretimi sırasında en fazla kimyasal ilaç üretilen tarım ürünü. Dünyada kullanılan zirai kimyasalların %11’i pamuk üretiminde kullanılmakta. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre, zirai ilaçlar nedeniyle her yıl 40.000 kişi ölmekte. Serginin desteklediği slogan ise ‘Daha iyi bir dünya için harekete geçmek’. Daha önce H&M’in organik kumaş kullanarak ürettiği üzeri ‘Save The World’ yazılarıyla süslü t-shirt’leri hatırlayacak olursak, aslında birçok markanın bu alana insanların bir şekilde dikkatlerini çekmeye çalıştıklarını görmüş oluruz ki bu da oldukça sevindirici.

2 Ekim günü gerçekleştirilecek olan “Ekolojik Yaşam ve Moda” temalı seminerde Bergman’s şirketlerinin ortaklarından ve aynı zamanda akademide ekolojik tasarım üzerine ders veren Marcus Bergman’ın ve Türkiye’de organik kumaş üretimine önemli katkılar sağlayan Ants firmasından Rengin Akyüz’ün konu ile ilgili anlatıları oldukça aydınlatıcıydı. Organik kumaş kullanılarak üretilen ürünlerinin fiyatlarının da diğer kıyafetlerden çok farklı olmaması da öğrendiğimiz iyi bir haber olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor.

1 Ekim tarihinde özel bir davetle açılan “Eco Chic” sergisi kapsamında daha önce de bahsettiğim üzere 13 ve 14 Ekim tarihlerinde iki workshop yapılması planlanıyor. Biri Türk biri İsveçli iki tasarımcı tarafından düzenlenecek olan workshoplarda, tasarımcılar organik veya kullanılmış kumaşlardan basit tasarımlar yapmayı gösterecekler. Eski ve kullanılmayan kıyafetlerimizi değerlendirmek adına faydalı bir deneyim olabilir. Sergiyle ilgili detaylı bilgi edinmek adına İMA’nın (İstanbul Moda Akademisi) web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
http://www.istanbulmodaakademisi.com/


|