The Final Destination 3D – Son Durak 4 3D

Günümüz sinemasında gerilim-korku türü tüketim toplumu dışında ne yazık ki artık hiçkimselere hitap etmemekte. Ben bizzat Skeleton Key’den sonra bu türü ciddi bir şekilde takip etmekten vazgeçtim. İçi bomboş senaryolar, aniden görüntüye giren ya da aniden oyuncuya saldıran olgular, eve yeni yerleşen ailenin keyfini kaçıran lanet yahut hayaletler, oyunculuk eğitimini odunlardan almış güzel gençler ve son yılların değişmezi saçı boyundan uzun ufak korkunç kızlar korkutmak yerine artık güldüren yahut ciddiye alıp gerçekten korkmak isteyenleri büyük hayal kırıklığına uğratan klişeler olarak korku sinemasını ele geçirmiş durumdalar. Japon ya da Kore sinemasını kısmen ayrı tutmakla birlikte ne yazık ki sinema endüstrisi korku filmi yapmayı ya unuttu ya da daha mantıklı olarak işine gelen artık bu.

Tüm bu klişe ötesi yapımların içinde “Ölüm kaçınılmazdır ve kaderden kaçılmaz” mantığıyla senaryosu oluşturulmuş, özellikle ilk filmi ile birazda olsun felsefi bir altyapısı bulunan ve aradan sıyrılan Final Destination serisi ise devam filmlerindeki düşüşünün ardından 4. ve çok şükür son filmi ile yerin dibine girmiş bulunmakta.

Dört “i was like..” tarzı Amerikan genci bir gün Nascar yarışlarının büyük finalini izlemeye giderler ve aralarından biri birkaç dakika sonra gerçekleşecek olan büyük kazayı bir nevi flashforward yaşayarak önceden görür ve arkadaşlarını uyarır. Ölüm ise bir şekilde olaydan kurtulan bu gençlerin peşini bırakmaz ve olaylar gelişir. Nedense ölüm, kaderi orda gebermek olan gençleri kaçarken farkedip tıpkı öldürürkenki yaratacılığını(!) kaçamamaları için kullanmak yerine onları daha sonra ama özenli bir şekilde sırasıyla garip yöntemlerle öldürmeye karar verir. Bunun cevabıda klasik “ film olsun işte ” klişesidir. Hayır efendim, olmasın. Böyle olacaksa lütfen olmasın.

Bir Final Destination filminden yaratıcı ve kara mizah örneği oluşturabilecek ölüm şekilleri beklemek en büyük hakkınızdır. Şiddet, kan ve parçalanmış insan bedenleri görmek isteyebilirsiniz. Bunlar en büyük hakkınız fakat bu filmde serinin sevilme nedeni olan ölüm şekilleri o kadar sıkıcı ve zorlama olmuş durumdaki izlerken “ of ”, “ pof ”, “ hadi ordan “ gibi efektler çıkarmamanız imkânsız. Nerdeyse her ölümün içinde yer alan yanıcı madde yahut kaygan sıvı artık baymış durumda. Berbat senaristler Ölüm’ün karizmasını bile yerlebir etmişler. Bir tek havuzdaki ölüm sahnesi oldukça yaratıcı. Kan ve parçalanan insan bedenleri konusunda ise günümüz görsel efektlerinin yardımı ile kayda değer birkaç şiddet sahnesine imza atılmış gibi. Ama yine de bu serinin zaten mevcut şiddet sahnelerinin biraz daha görsel olarak iyileştirilmesinden öteye gidememiş durumda. Yani ortada büyük bir yaratıcılık yok sadece Final Destination ismine yakışır bolca kan ve et mevcut.

Görsellik demişken filmin bazı salonlarda 3D ( üç boyutlu ) olarak izlenebileceğini belirtelim. Ama ne yazıkki başarılı bir şekilde kotarılmamış bir durum bu da. Görüntünün netliği ve derinlik normal bir salonda bile gayet etkileyici ama bu da filmin değil 3D teknolojisinin bir başarısı zaten. Önemli olan çok yaratıcı 3D sahneler ile izleyiciyi etkilemektir bunu da malesef iki üç nokta dışında başarabilmiş değiller.

Filmin en ama en kötü tarafı oyuncular ve sergiledikleri odunluk yarışması. Bunun hakkında söyleyecek başka bir şeyler düşünmek bile istemiyorum. Uzun zamandır bu kadar kötü genç oyuncular görmemiştim. Hoş filmdeki her oyuncu berbat. Krista Allen dışında, heh. Ve ayrıca çok ama çok kötü işlenmiş senaryo sayesinde bu oyuncuların boş muhabbetlerini o kadar çok izlemek zorunda kalıyoruz ki serinin bundan önceki kötü filmlerini bile mumla arıyorsunuz.

Bu filmin tek amacı serinin adından faydalanıp para kazanmak olmuş ne yazık ki. Ve üzücü olan nokta artık korku-gerilim sinemasının tek amacı bu diyebiliriz. Wes Craven, Sam Raimi, John Carpenter gibi ustalar bile destek çıktıkları yapımlar ve kendi efsanalerinin (A Nightmare on Elm Street, Evil Dead, Halloween) suyunu çıkarma amaçları ile bunu kanıtlamış görünüyorlar. Freddy ya da Jason gibi karakterlerin ortaya çıkması artık imkânsız. Bir korku filminden eğer Stephen King hikâyesi değilse geçtim senaryoyu iyi bir hikaye beklemek bile hayal kurmuş olmak durumunda.

The Final Destination’a gelince, çok sevindiğim bir durum var ki o da henüz film dünya genelinde 100 milyon dolar sınırını bile geçemedi. Zaten yapımcıların başta açıkladığı üzere serinin son filmi olan The Final Destination gişedeki başarısızlığıyla da bunu kesinleştirdi diyerek müjdeyi vermek isterim. Kesinlikle hiçbir derinliği olmayan hatta kâğıda bile yazılmamış olduğunu düşündüğüm senaryosu, ağaçlardan daha kötü haraket ve oyunculuk kabiliyetine sahip oyuncuları, yaratıcılıktan uzak baygınlık getiren ölüm sahneleri ve sözde 3D kullanımı ile The Final Destination hem serinin hem de yılın şu an için en kötü filmi. Bazı cesur şiddet sahnelerinin, havuzdaki ölümün ve Krista Allen’in güzel hatrına en fazla 2 puan verebileceğim bir yapım. İzlemeyin, izlettirmeyin. Hayatınızda doksan dakika artı 15 lira kar edin.





sAnasayfa>>
Sinema Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010